Zamanın ünlü hadisçilerinden birisi, yolculuğa çıkar ve bir vakit namazında bir köy camisine gider. Kimse onu tanımaz, arka taraflara oturup vaazı dinleyeme başlar. Camide imam hadis alimi’nin adını vererek birçok hadis söylemektedir. En sonunda dayanamaz ve ayağa kalkarak; “İmam efendi az önce vaazda kaynak gösterdiğin kişi benim. Lakin ben bile bunları söylediğimi bilmezken, sen nerden biliyorsun şaştım kaldım vallahi” der.
Saf ve yalın olarak herkesin anlayabileceği bir dille indirilmiş olan dinimiz, sonradan eklemelerle öyle bir hal almıştır ki, şimdi kimse işin içinden çıkamıyor. 1500 senedir orucu bozup bozmayan şeylerde anlaşamamız buna en kestirme örnektir. Televizyonların adeta kadrolu imamları haline gelen şahıslardan birisi “şu bozar” derken, diğeri katiyen reddeder. Ondan sonra nur topu gibi bir tartışmamız olur ve günlerce sakız gibi çiğnenir durur. Sakız demişken, hala sakızın oruç bozup bozmadığı net bir şekilde söylenmedi. Naneli bozar, sadesi idare eder, güllü olanı sakatlar, karanfilli olanı kaza gerektirir..Hadi buyurun cenaze namazına.
Konu konuyu açıyor işte. Cenaze demişken, şimdi cenazelerin yeni trendi yine pide oldu. Pide olmayan cenazelerde, katılımcı sayısı ile pidenin olduğu cenazelerdeki katılımcı sayısı, sizin dünya hayatınızdaki sevilme oranınızı belirler hale geldi.
Mezarlığa 100 kişi gelip defne iştirak ediyorsa, pideli cenazelerde bir anda mevtanın evinin önü 500 kişi oluveriyor. Pideyi kapan çekiliyor bir köşeye ve başlıyor, pidenin analizini yapmaya. Kimisi sertliğinden, dişinin kesmediğinden dem vururken, kimisi de ayranın ekşiliğini meze yapıyor dedikodusuna. “Geçen Gölbaşına bir cenazeye katıldım bilader, o nasıl pideydi, ağzımda dağıldı mübarek, Haymana’da cenaze pidesi iyi yapılmıyor, valla benim notum kırık” tarzında yemekteyiz programını aratmayan pide kritikleri gırla gidiyor.
Cenaze sahibininde kulağına çalınan bu kritiklerden sonra, zavallı acısını unutup pideden duyduğu mahcubiyetle, biraz daha ezik kabul ediyor taziyeleri. Acilen çay yetiştirerek pidedeki ezikliğini bir nebze de olsa hafifletme çabasına girişir.
Hakikaten bu pide de nereden çıktı. Şimdi birisi çıkıp ta; “Efendim şu hadise göre, sahabilerin şu cenazesinde misafirlere pide ikram edilmiştir. O nedenle cenazelerde pide dağıtmak öyle bir sevaptır ki, mevtanın cennetteki köşkü hazırdır, kurban olduğum” dese kimse şaşırmasın. Çünkü kimse; “lan hakikaten böyle bir hadis, dinimizde bu işin yeri var mı” diye araştırmaz. “Birisi demişse mutlaka vardır” der ve girişir pideye. Şimdiye kadar kim ne kadar araştırıp hangisi gerçekten doğru, hangisi dinimizle alakası yok dedi ki. Dine giren bir söz, davranış, amel asla çıkmaz. Hatta zamanla sağdan sola eklene eklene daha bir pekişir, daha yerini sağlamlaştırır. Sonra birisi çıkıp yok öyle bir şey dese ve ispata kalksa, ne kafirliği kalır, ne zındıklığı.
Cenaze sahibi acısına mı yansın, pide telaşına mı düşsün, pidenin kalitesi nasıl olacak, cemaati nasıl memnun ederim diye nasıl bir taktik, strateji uygulasın şaşırıp kalıyor. Peki ya imkanı yoksa, parası pulu o an için yeterli değilse ne olacak? Yok bulup buluşturacak, vurup kıracak, borç harç, gerekirse karısının bileziğini bozduracak, illa “o pide buraya gelecek”. Başka bir ihtimal yok. “Çıkar karı çıkar beşi bir yerdeyi, yoksa cemaate rezil olacaz valla” Mevtanın arkasından bir pide bile vermedi dedikodularına nasıl göğüs gersinler. Kariyerlerindeki çiziği nasıl onarsınlar, pide önemli, hem de çok önemli(!)
Burada en büyük görev yine din görevlilerine düşüyor. Arkadaş böyle bir adet, gelenek veya dinsel ritüel var mı yok mu? Pide veya benzeri ikram cenaze sahibine düşer mi, yoksa hele ki o acılı zamanda tamamen lüzumsuz, hatta dindeki yeri ne? Bir iki kelam edin de millette bilsin, ona göre davransın. Eğer yoksa böyle bir şey, iki Cuma hutbesinde anlatıverin de millet ona göre davransın. Boşuna telaşa düşüp masrafa girip, kendini telef etmesin, bırakalım acısını yaşasın. Ha aklıma gelmişken, sakız orucu bozuyor muydu bu arada, o işi de savsaklamayalım sakın. Sakız da önemli bak. SAYGILARIMLA
HAFTANIN HABERİ: 1 Uçak, 2 helikopter, 50 zırhlı araç ve 150 korumayla mitinge giden milletvekili halka seslendi: “Siz siz olun israftan kaçının”