Ramazan ayının gelişiyle birlikte en çok merak edilen konulardan biri oruç tutarken vücudun nasıl etkilendiği. Prof. Dr. Gültekin, insan bedeninin açlığa karşı dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu vurgulayarak, kısa süreli açlığın sağlıklı bireyler için büyük bir risk oluşturmadığını ifade etti.
“Vücudumuz bir kere acıkmaya dayanıklı yaratılmıştır. Yani bir gün yemek yemesek bir şey olmaz. İki gün yemek yemesek bir şey olmaz. Öncelikle bir rahat olalım. Yani orucu çok rahatlıkla tutarız.” sözleriyle toplumsal kaygılara dikkat çekti. Ancak burada en önemli noktanın susuz kalmamak olduğunu belirten Gültekin, özellikle yaz ayları dışında oruç tutulduğu dönemlerde aşırı susuzluk riskinin daha düşük olduğunu ifade etti.
İFTARDA SU İÇMEK ZARARLI MI?
Toplumda yaygın olan “Yemekle birlikte su içilmez” anlayışına da değinen Gültekin, bu görüşe katılmadığını açıkça dile getirdi. Sindirim sürecinin sağlıklı işlemesi için gıdaların mide içinde uygun kıvama ulaşması gerektiğini belirten Gültekin, suyun bu noktada önemli bir rol oynadığını söyledi. “Mutlaka yemekle beraber su içelim. Eğer yiyeceğimiz yemek yağlı ve etli bir yemekse bunlar ağırlıkta ise mutlaka suyu en az birkaç bardak içelim.” ifadelerini kullandı.
SEBZE AĞIRLIKLI BESLENME VURGUSU
Ramazan sofralarının geleneksel olarak zengin ve çeşitli olduğuna dikkat çeken Gültekin, mümkün olduğunca hafif ve dengeli menülerin tercih edilmesini önerdi. Genel tavsiyesinin sebze ağırlıklı beslenme olduğunu belirten Gültekin, iftar ve sahur sofralarında kızartma, ağır tatlılar ve yağlı yemeklerin sınırlı tüketilmesi gerektiğini söyledi. Ancak Ramazan’ın sosyal yönüne de işaret ederek davetlerin ve kalabalık sofraların kültürel bir gerçek olduğunu vurguladı.

RAMAZAN’DA İSRAF UYARISI
Prof. Dr. Gültekin’in özellikle altını çizdiği bir diğer konu ise israf oldu. Ramazan ayında sofraların gereğinden fazla donatıldığını ve ciddi miktarda gıda israfı yaşandığını belirten Gültekin, bunun hem ekonomik hem de manevi açıdan sakıncalı olduğunu dile getirdi. Ramazan’ın ruhuna aykırı şekilde oluşan aşırı tüketim alışkanlıklarının önüne geçilmesi gerektiğini belirterek, bilinçli alışveriş ve ölçülü hazırlık çağrısında bulundu.
SAHURDA NE YEMELİ?
Sahur öğününün mutlaka ağır yemeklerden oluşması gerekmediğini ifade eden Gültekin, pratik ve hafif alternatiflerin yeterli olabileceğini söyledi. Hatta en basit haliyle su içmenin bile faydalı olduğunu belirtti. “Terashiye gerek yok. Yani sahurda kalkıp bir bardak su içip yatabilirsiniz. Hiçbir şey olmaz.” sözleriyle sahuru abartılı bir öğüne dönüştürmenin gereksiz olduğunu vurguladı.
Ancak ideal sahurun hafif kahvaltı tarzında olması gerektiğini belirten Gültekin, özellikle protein içeren besinlerin tok tutucu özelliğine dikkat çekti. “Protein olması tok tutar. Ben ısrarla yumurta yemeyi önerebilirim. Yani nasıl seviyorsanız.” diyerek yumurtanın sahur için önemli bir seçenek olduğunu ifade etti. Sebzelerin ise mide doluluk süresini uzatarak daha geç acıkmaya yardımcı olduğunu ekledi.
SAHURDAN SONRA HEMEN YATMAK RİSKLİ OLABİLİR
Sahura kalkmamak isteyenlerin sıkça sorduğu sorulara da yanıt veren Gültekin, mümkünse sahura kalkılmasını önerdi. En azından su içmenin faydalı olacağını belirten Gültekin, gece yatmadan hemen önce yemek yemenin mide sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Özellikle reflü problemi olanların dikkatli olması gerektiğini belirterek, sahurdan sonra hemen yatmamaya çalışmanın daha sağlıklı bir tercih olacağını ifade etti.


