Mehmet Âkif Ersoy’un edebiyat ve düşünce dünyasının temel eserlerinden biri olan Safahat, Türkiye Yazarlar Birliği’nin uzun yıllardır sürdürdüğü “temel metin okumaları” programı kapsamında yeniden gündeme taşındı. İlk kez 1911 yılında yayımlanan ve Türk edebiyatının anıt eserleri arasında gösterilen Safahat için düzenlenen çevrimiçi derslerde bu hafta Prof. Dr. Yavuz Bayram konuk oldu.

Türkiye Yazarlar Birliği’nin İstiklâl Marşı’nın kabulünün 100. yılı dolayısıyla başlattığı ve geçtiğimiz yıl tamamlanan Safahat okumaları, dijital ortamda sürdürülmeye devam ediyor. Her çarşamba saat 19.00’da gerçekleştirilen dersler, TYB’nin YouTube kanalı üzerinden canlı yayınlanıyor.

Programda konuşan Prof. Dr. Yavuz Bayram, Safahat’ın “Süleymaniye Kürsüsünde” bölümünü ele aldı. Bayram, Mehmet Âkif’in yalnızca bir şair değil, aynı zamanda yaşadığı dönemin toplumsal, siyasal ve dini meselelerini derin gözlemlerle analiz eden önemli bir fikir adamı olduğunu vurguladı.

“SÜLEYMANİYE KÜRSÜSÜ”NÜN TARİHSEL ARKA PLANI

Prof. Dr. Bayram, derste öncelikle “Süleymaniye Kürsüsünde” bölümünün tarihsel arka planına dikkat çekti. Bu bölümün, Mehmet Âkif’in astronom ve eğitimci Fatin Gökmen’e ithaf edildiğini belirten Bayram, eserin 1912 yılında yayımlandığını ve Safahat’a girmeden önce Sırat-ı Müstakim dergisinde tefrika edildiğini anlattı.

Yavuz Bayram

Bayram, 1912 yılının özellikle önemli olduğunu belirterek Mehmet Âkif’in eleştirilerinin hangi siyasi ve toplumsal zeminde yapıldığının doğru anlaşılması gerektiğini ifade etti. Şairin bu bölümde kurgu üzerinden bir konuşmacı oluşturduğunu söyleyen Bayram, söz konusu karakterin büyük ölçüde Mehmet Âkif’in kendi düşüncelerini yansıttığını dile getirdi.

Ankara’da Kadınlar, Filler ve Saireler seyirciyle buluşuyor
Ankara’da Kadınlar, Filler ve Saireler seyirciyle buluşuyor
İçeriği Görüntüle

MEHMET ÂKİF’İN İSLAM DÜNYASI GÖZLEMLERİ

Ders boyunca Mehmet Âkif’in Rusya’dan Türkistan’a, Buhara’dan Semerkant’a, Çin’den Japonya’ya ve Hindistan’a uzanan gözlemleri ele alındı. Bayram, şairin İslam dünyasının geri kalmışlığını yalnızca dış etkenlerle açıklamadığını, iç sorunlara da sert eleştiriler yönelttiğini söyledi.

Âkif’in özellikle Buhara ve Semerkant için yaptığı tespitlerin dikkat çekici olduğunu belirten Bayram, şairin bir zamanlar İbn Sina gibi büyük alimler yetiştiren coğrafyaların artık ilim üretmeyen merkezlere dönüştüğünü anlattığını ifade etti. Bayram, Mehmet Âkif’in şiirlerinde cehalet, hurafeler, taassup ve ahlaki çöküşü sert biçimde eleştirdiğini vurgulayarak, “Şair yalnızca toplumsal çürümeyi anlatmıyor, aynı zamanda bunun nedenlerini de ortaya koyuyor” dedi.

“BÖYLE GÖRDÜK DEDEMİZDEN” ELEŞTİRİSİ

Programda üzerinde en çok durulan başlıklardan biri de Mehmet Âkif’in gelenekçilik eleştirisi oldu. Bayram, şairin “Böyle gördük dedemizden” anlayışını İslam dünyasının ilerlemesinin önündeki en büyük engellerden biri olarak gördüğünü söyledi.

Mehmet Âkif’in, din ile geleneklerin birbirine karıştırıldığını düşündüğünü belirten Bayram, insanların çoğu zaman dini değil, atalarından gördükleri alışkanlıkları sürdürdüğünü ifade etti. Bu yaklaşımın toplumları durağanlaştırdığını kaydeden Bayram, şairin özellikle düşünmeden tekrar edilen gelenekleri eleştirdiğini anlattı.

“KUR’AN MEZARLIKTA OKUNMAK İÇİN İNMEDİ”

Dersin en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Mehmet Âkif’in Kur’an anlayışı üzerine yapılan değerlendirmeler oldu. Bayram, şairin Kur’an’ın yalnızca sesli okunmasına odaklanılmasını eleştirdiğini belirterek, onun asıl vurgusunun anlamın kavranması olduğunu söyledi. Mehmet Âkif’in meşhur dizelerini hatırlatan Bayram, şairin Kur’an’ın hayatı dönüştüren bir rehber olduğuna dikkat çektiğini ifade etti. Bayram, Mehmet Âkif’in şu dizelerinin bugün bile tartışılmaya devam ettiğini belirtti:

“Ya açar nazm-ı celilin bakarız yaprağına,
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.
İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin,
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.”

Prof. Dr. Bayram, bu yaklaşımın Mehmet Âkif’in İslam anlayışını özetlediğini söyledi.

Mehmet Akif Ersoy

JAPONYA ÖRNEĞİNE DİKKAT ÇEKTİ

Programda Mehmet Âkif’in Japonya gözlemleri de ayrıntılı biçimde değerlendirildi. Bayram, şairin Japon toplumunda doğruluk, sadakat, çalışkanlık, fedakârlık ve disiplin gibi özellikleri ön plana çıkardığını anlattı. Âkif’in Japonlar için “İslam’ın ruhunu yaşamlarında taşıyorlar” yaklaşımını benimsediğini ifade eden Bayram, şairin Batı’dan yalnızca bilim ve teknolojinin alınmasını savunduğunu belirtti. Bayram, Mehmet Âkif’in “Moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür” dizeleriyle kültürel yozlaşmaya karşı uyarıda bulunduğunu söyledi.

HİNDİSTAN VE OSMANLI VURGUSU

Dersin ilerleyen bölümünde Mehmet Âkif’in Hindistan Müslümanlarına ilişkin gözlemleri de ele alındı. Bayram, Hint Müslümanlarının Osmanlı’ya büyük umut bağladığını ve Türkleri İslam dünyasının öncü gücü olarak gördüğünü aktardı. Şairin, Hindistan’daki Müslüman gençlerin eğitimine ve özgüvenine dikkat çektiğini ifade eden Bayram, Mehmet Âkif’in bağımsızlık fikrinin güçleneceğini yıllar öncesinden öngördüğünü söyledi.

Bayram, Mehmet Âkif’in İstiklâl Marşı’nda kullandığı umut dilinin izlerinin burada da görüldüğünü belirterek, “Yarın olmazsa öbür gün olacaktır mutlak” yaklaşımının şairin düşünce dünyasının temel unsurlarından biri olduğunu kaydetti.“SAFAHAT BUGÜNÜ ANLAMAK İÇİN DE OKUNMALI”

Programın sonunda konuşan Prof. Dr. Yavuz Bayram, Safahat’ın yalnızca edebi bir eser olmadığını, aynı zamanda siyaset, toplum, din ve medeniyet üzerine güçlü analizler içerdiğini söyledi. Bayram, “Mehmet Âkif Ersoy’u ve Safahat’ı okumaya çalışmak; hayatı, İslam tarihini, günümüz siyasetini ve dünyadaki gelişmeleri doğru anlamak adına çok önemli perspektifler sunuyor” ifadelerini kullandı.

Safahat okumalarının önümüzdeki haftalarda farklı bölümlerle devam edeceği belirtildi.

Kaynak: Hacer Koca