ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden müzakere sürecine ilişkin yaptığı açıklamada diplomasi ile askeri seçenek arasındaki çizgiyi açıkça ortaya koydu. Trump, İran’ın önerilen şartları kabul etmesi halinde bölgede süren çatışmaların sona ereceğini ve uygulanan ablukanın kaldırılacağını ifade etti. Ancak bu sürecin olumsuz sonuçlanması durumunda askeri müdahalenin kaçınılmaz olacağını belirten Trump, olası bir bombardımanın geçmişe kıyasla çok daha yoğun ve yıkıcı olacağı mesajını verdi.
14 MADDELİK PLAN MASADA
ABD basınına yansıyan bilgilere göre Washington yönetimi ile Tahran arasında, hem bölgedeki çatışmaları sona erdirmeyi hem de nükleer programı kontrol altına almayı hedefleyen 14 maddelik kapsamlı bir mutabakat zaptı üzerinde önemli mesafe kat edildi. Söz konusu plan, yalnızca askeri gerilimi düşürmeyi değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik dengeleri de yeniden şekillendirmeyi amaçlıyor.
Taslak metin, özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası geçişlere açılmasını kritik bir unsur olarak öne çıkarıyor. Küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan bu bölgede yaşanacak bir normalleşme, dünya piyasaları açısından da belirleyici olacak.

MÜZAKERELER İÇİN İKİ KRİTİK MERKEZ
Diplomatik kaynaklar, anlaşmanın kabul edilmesi halinde tarafların detaylı görüşmeler için yeni bir sürece gireceğini aktardı. Bu kapsamda görüşmelerin İslamabad ya da Cenevre’de yapılması seçenekler arasında yer alıyor. Her iki şehir de geçmişte uluslararası krizlerin çözümünde önemli rol üstlenmiş merkezler olarak biliniyor.
HÜRMÜZ’DE GERİLİMİ DÜŞÜRECEK ADIMLAR
Planın en dikkat çekici başlıklarından biri de Hürmüz Boğazı’ndaki askeri ve ticari hareketliliğe ilişkin düzenlemeler. ABD’li yetkililer, müzakere sürecinin başlamasıyla birlikte İran’ın gemi geçişlerine getirdiği kısıtlamaların ve ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının kademeli olarak kaldırılmasının öngörüldüğünü ifade etti. Atılması beklenen adımın, bölgedeki tansiyonu düşürmesi ve küresel ticaret akışını rahatlatması öngörülüyor.

NÜKLEER PROGRAMDA UZUN VADELİ SINIRLAMA
Mutabakat taslağı, İran’ın nükleer faaliyetlerine yönelik uzun süreli kısıtlamaları da içeriyor. Diplomatik kulislerde konuşulanlara göre, nükleer programın askıya alınmasını öngören sürenin en az 12 yıl olacağı, bazı senaryolarda ise 15 yıla kadar uzayabileceği belirtiliyor. Ayrıca İran’ın yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde bu sürenin daha da uzatılmasına imkan tanıyacak maddelerin de gündemde olduğu ifade ediliyor.
ABD’DEN SIKI DENETİM ŞARTI
Washington yönetimi, anlaşmanın uygulanabilirliğini sağlamak adına güçlü bir denetim mekanizması talep ediyor. Bu çerçevede İran’ın, Birleşmiş Milletler denetçileri tarafından gerçekleştirilecek ani ve kapsamlı kontrolleri kabul etmesi bekleniyor. Ayrıca yer altı nükleer tesislerin işletilmemesi gibi kritik şartlar da müzakere başlıkları arasında yer alıyor.
TAHRAN TEMKİNLİ: “DEĞERLENDİRİYORUZ”
İran cephesinden gelen ilk açıklama ise sürecin henüz netlik kazanmadığını gösteriyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD tarafından sunulan 14 maddelik teklifin detaylı şekilde incelendiğini duyurdu. Tahran yönetimi, henüz kesin bir karar vermemekle birlikte diplomatik kapıyı açık tutan bir tutum sergiliyor.




