Maden ocağındaki Şehit babası yırtık kara lastik giyer, devlet büyüğünün yüreği dayanmaz, yeni bir kara lastik hediye eder. Külkedisinin camdan ayakkabısını alsan ne olacak, saat vurmuş 12’yi, tüm duygular balkabağına dönüşmüş zaten. Kefen; ipek olsa ne olacak, tabut; altın olsa ne olacak.
Deniz Seki’nin yakalanmasından daha az haber olmuş, maden şehidi. Kara lastik girince işin içine, bir “tık” öne geçmiş şehit. Kara lastik önemli tabi. Eskiden soğukkuyu derlerdi, kara lastiğe. O kuyu daha soğudu, daha derinleşti. Zamanla geçer dediler, deldi de geçti.
İşçi ölümleri sıradanlaşıp, haber değeri taşımıyordu son zamanlarda. Soğukkuyu dikkat çekti bir şekilde olaya. Ayağında bin TL lik rugan olanlar, “Lan orada bir şeyler oluyor, insanlar ölüyor galiba” dedi. Jeton kara lastikle düştü akıllara.
Aslında olağanüstü bir şey yoktu, ölüm sıradanlaşmıştı artık. Şehit babasına cenazeden önce alınaydı o yepisyeni lastikler, yine dikkat çekeceği yoktu. Yırtık dondan çıkar gibi çıkan parmaklar her şeyi altüst etti. Ezber bozdu. Yırtık lastikler; birilerinin lastik patlattığının göstergesiydi.
Gündeme Amerika Kıtası’nın yeniden keşfiyle beraber düştü kara lastik. Küba’daki, olası camii’nin, hayali müezzini vermişti sela’yı. Pamuk tıkanacak yerler kenarda duradursun, asıl lastikteki yırtıklar nasıl tıkanacak tı? Aslolan oydu.
Tüm insanlık tarihini kendimizdenleştirmek, paralel şekilde Müslümanlaştırmak gibi bir ezilmişlik hissi var üzerimizde.
Barbar Conan Ege’liydi mesela. Savaşırken zeybek oynar gibi dövüşüyordu. Barbarlığı, dedelerinin berberliğinden geliyordu muhtemelen, saç-sakal keserken dedeleri, birkaç yerde yara bere yapmışsa; “Bu berber de, çok barbar canım” denilmişse falan filan… Al sana Barbar Kenan, zamanla oldu Conan. Hiçbir macerasında ölmedi. Eğer birisinde ölseydi, kesin kelime-i Şahadet getirir, öyle ölürdü. Gönlümüzden geçen buydu. Ama ölmedi haylaz, tüm hayallerimizi alt üst etti.
Örümcek Adam da kesin öyle. Tarihte Ortadoğu’da bir yerlerde yaşadı, hatta Suudi kralı bilmem kaçıncı Şeyh Cabir El Ahmet El Sabah; çölde kurduğu çadırda ağ örerken gördü onu. Ağını Zeki Müren Kirpiği şeklinde örünce, “Bu haşerat-ül adem, kesin Türk ola, baksana bizim hanımın İstanbul’da gördüğü süveterimden örnekler vermekte mübarek” dedi. Dokuzuncu hanımın otuzbeşinci çocuğunun terliğiyle öldürdüğü Örümcek Adamın son sözleri; “Yandım Allah!!!” olunca, onun dini bütün bir Müslüman olduğuna da kanat getirdi.
İnsanlık tarihini bizle beraber varolduğunu sayıkladık hep. Zamanla atbaşı giden bir Türk-Müslüman milletiz. Aksini söyleyenleri at teper, Allah muhafaza. Oysa Osmanlıdan günümüze, Türk tarihine mal olmuş devşirme ya da sonradan Türk ve Müslümanlar var ki, onlar hep görmezden geliniyor. Tamam eskilere gittiğimizde bugünkü kadar sıkıntılı değilmiş “Müslümanım” diyebilmek. Hadi günümüzde anlatın insanlara İslam’ın ne kadar parlak olduğunu. İki çift örnek veriverin, kendinizden ya da çevre devletlerden. Gücü gücü yetene kırıyor birbirini. Boğaz kesmekte iddialaşılıyor. “İŞİD yapıyor, bize ne” diyemezsiniz, adamlar “İslam adına yapıyoruz aga” diye bas bas bağırıyorlar. E.. onların yaptıklarını tüm dünya işid’iyor, o ne olacak? Hadi anlat İslam’ın faziletini, insanlığa saygısını. Teoriye değil pratiğe bakıyor insanlar.
Ama şimdi 80 üniversitede camii inşaatı başlamış bak. Yapılsın, ama yanına da; bilim, teknoloji, gelişim, ilim-irfan adına ne kadar laboratuvar yapılacak ona da bakalım. Din ile bilim de atbaşı gidecek mi? Onu sorgulayalım biraz da. Çünkü haklı olarak övündüğümüz İslam tarihinde, din; bilime köstek değil hep destek oldu. Ama bizim karanlık zihniyetimiz ve meşhur “fıtrat”ımız hep “dini bütün olsun çamurdan olsun”da sabitlendi. Düşünmediler ki, her ikisine de sarıldığında ortaya çıkıyor, Piri Reisler, İbni Sina’lar, Biruni’ler, Mimar Sinanlar. O zaman Amerika da keşfedilir, galaksi de yol olur. İki salla bir bağla, sonra tarihten, edebiyattan salla da salla. Tut herkesi kendin gibi olmaya çağır. Yemezler.
Kara lastikten çıkan parmaklar bak taa.. nereleri işaret etti. Madencinin babası gocunmuyordur, yırtık kara lastik giymekten. Alın terinin ederi o. Ne yapsın. Sıkıntı yok. Sıkıntı yüreklerin kararması, ihtirasın ve cehaletin içinden çıkan parmaklarda. Asıl o parmaklar dürtüyor şeytanı. Şeytan da durur mu? uyuyor hazır olan insana….
SAYGILARIMLA