Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Rektörü ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Şeref Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, İskoçya'nın Glasgow ve Edinburgh kentlerine gerçekleştirdiği akademik ziyaret sonrasında kaleme aldığı kapsamlı yazıda, Avrupa düşünce tarihinin en önemli iki damarını aynı perspektifte değerlendirdi. Uzun yıllardır Spinoza üzerine akademik çalışmalar yürüten ve bu alanda önemli eserler veren Arıcan, İskoç Aydınlanması'nın Spinoza ile kurduğu düşünsel ilişkiyi tarihsel ve felsefi yönleriyle analiz etti.
SPINOZA VE İSKOÇ AYDINLANMASI AYNI ZİHİNSEL HARİTADA ELE ALINDI
Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Glasgow ve Edinburgh'un yalnızca tarihi ve akademik merkezler olmadığını, aynı zamanda modern düşüncenin şekillendiği önemli şehirler arasında yer aldığını vurguladı. Arıcan'a göre İskoçya ziyareti, Amsterdam'da 17. yüzyılda radikal bir düşünce sistemi kuran Baruch Spinoza ile 18. yüzyılda Glasgow ve Edinburgh çevresinde gelişen İskoç Aydınlanması'nı aynı düşünsel zeminde yeniden değerlendirme fırsatı sundu.
Yazısında, ilk bakışta iki gelenek arasında doğrudan bir bağ kurmanın kolay görünmediğini ifade eden Arıcan, felsefe tarihinde etkilenmenin yalnızca doğrudan fikir alışverişiyle değil, eleştiri, karşıtlık ve hesaplaşmalar üzerinden de şekillendiğine dikkat çekti.

"SPINOZA, İSKOÇ DÜŞÜNCESİ İÇİN BÜYÜK BİR KARŞI MODEL OLDU"
Arıcan, İskoç Aydınlanması'nın Spinoza'yı benimsenen bir filozof olarak değil, sınırların yeniden çizildiği önemli bir düşünsel eşik olarak gördüğünü belirtti. Spinoza'nın özellikle din, doğa, özgürlük, ahlak, kutsal metin ve siyasal düzen konularındaki görüşlerinin 18. yüzyıl İskoç düşünürlerini doğrudan etkilediğini ifade eden Arıcan, bu etkinin çoğu zaman kabulden ziyade eleştiri ve karşı görüş geliştirme şeklinde ortaya çıktığını kaydetti.
HUME'DAN REID'E, SMITH'TEN FERGUSON'A UZANAN DÜŞÜNSEL ÇİZGİ
Prof. Dr. Arıcan, David Hume'un Spinoza ile en açık felsefi hesaplaşmayı yapan isimlerden biri olduğunu belirtti. Hume'un mucizeler, nedensellik ve bilgi teorisi üzerine geliştirdiği yaklaşımın Spinoza'nın metafizik sisteminden farklı olsa da benzer sorular etrafında şekillendiğini ifade eden Arıcan, Thomas Reid'in ise sağduyu felsefesiyle şüpheciliğe ve zorunluluk anlayışına karşı farklı bir düşünce geliştirdiğini vurguladı.
Adam Smith'in doğrudan Spinoza üzerine değerlendirmelerde bulunmamasına rağmen dönemin entelektüel atmosferi içerisinde bu tartışmalardan bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Arıcan, Smith'in ekonomi anlayışını ahlak, hukuk ve toplumsal düzen temelinde inşa ettiğine dikkat çekti. Yazıda ayrıca Adam Ferguson'un toplum anlayışı ile James Hutton'ın modern jeolojiye kazandırdığı bakış açısının da İskoç Aydınlanması'nın farklı yönlerini ortaya koyduğu ifade edildi.

İSKOÇ AYDINLANMASI ÜÇ FARKLI DÜZEYDE İNCELENDİ
Arıcan, Spinoza ile İskoç Aydınlanması arasındaki ilişkinin üç temel düzeyde okunabileceğini belirtti. Bunlardan ilkinin David Hume'un doğrudan Spinoza'yı eleştirdiği düşünsel karşılaşma olduğunu ifade eden Arıcan, ikinci düzeyde Thomas Reid, Gershom Carmichael ve Colin Maclaurin gibi isimlerin doğal hukuk, doğal teoloji ve Newtoncu bilim anlayışı üzerinden Spinoza'ya alternatif geliştirdiğini aktardı.
Üçüncü düzeyde ise Jonathan Israel'in "Radikal Aydınlanma" ve "Ilımlı Aydınlanma" ayrımı üzerinden Spinoza ile İskoç düşünürleri arasındaki tarihsel konumlandırmayı değerlendirdi.
İSLAM DÜŞÜNCESİYLE DİKKAT ÇEKEN KARŞILAŞTIRMALAR
Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, değerlendirmesinde yalnızca Avrupa düşüncesiyle sınırlı kalmadı. İslam düşünce geleneğiyle de önemli karşılaştırmalar yaptı. Gazzâlî'nin nedensellik eleştirisi ile Hume'un alışkanlık teorisi, Mâtürîdî'nin akıl anlayışı ile Thomas Reid'in sağduyu felsefesi, Fârâbî'nin erdemli şehir yaklaşımı ile Adam Smith'in ahlak merkezli toplum anlayışı ve İbn Rüşd'ün akıl-din ilişkisine dair görüşleriyle İskoç doğal teoloji geleneği arasında dikkat çekici benzerliklerin bulunduğunu ifade etti.

"DÜŞÜNCE TARİHİ HÂLÂ CANLI BİR MUHAVEREDİR"
Yazısının sonunda Glasgow ve Edinburgh ziyaretinin kendisi açısından yalnızca akademik bir gezi olmadığını belirten Arıcan, modern dünyanın hâlâ doğa, özgürlük, ahlak, din, akıl ve toplum gibi temel sorular etrafında düşünmeye devam ettiğini vurguladı. Prof. Dr. Arıcan, Spinoza'nın hakikati cesaretle arayan yaklaşımı, Hume'un eleştirel bakışı, Reid'in sağduyusu, Smith'in ahlak anlayışı, Ferguson'un tarih bilinci ve Hutton'ın doğa tasavvurunun bugün de güncelliğini koruduğunu ifade etti.
Arıcan, düşünce tarihinin geçmişte kalmış metinlerden oluşan bir arşiv olmadığını, aksine farklı çağların filozoflarını aynı sorular etrafında buluşturan canlı bir muhavere olduğunu belirterek, günümüz insanının da kendi medeniyet birikimi ve ahlaki sorumluluğuyla bu büyük düşünsel diyaloğa katılması gerektiğini vurguladı.



