Türkiye’de yoksulluk, yalnızca gelir düzeyi üzerinden değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablonun ötesine geçiyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) araştırması, 2025 yılında 17,6 milyon kişinin birden fazla temel alanda yoksunluk yaşadığını ortaya koydu. Araştırma, gelirdeki artışın toplumun tüm kesimlerinde yaşam koşullarını aynı ölçüde iyileştirmediğini gösterdi.
ÇOKLU YOKSUNLUK NEDİR?
Çoklu yoksunluk, kişilerin yalnızca gelir bakımından değil, günlük yaşamlarını sürdürebilmeleri için ihtiyaç duydukları farklı alanlarda da eksikliklerle karşılaşması olarak tanımlanıyor. Yeterli beslenememe, uygun barınma koşullarına sahip olamama, sağlık hizmetlerine erişimde güçlük, faturaları ödeyememe ve sosyal yaşama katılamama bu kapsamda değerlendiriliyor.
TEPAV’ın çalışmasında gelir, beslenme, ısınma, barınma, ödemeler, eşya ve sosyal yaşam, hanede çalışma ve sağlık hizmetlerine erişim olmak üzere sekiz farklı alan incelendi. Bu alanların en az dördünde yoksunluk yaşayan kişiler çoklu yoksunluk kapsamında ele alındı. En az beş alanda yoksunluk yaşayanlar ise ağır çoklu yoksunluk yaşayanlar olarak tanımlandı.

ÇOKLU YOKSUNLUK ORANI GERİLEDİ ANCAK SORUNLAR SÜRÜYOR
Araştırmada 2019-2025 dönemine ilişkin veriler karşılaştırıldı. Türkiye’de sekiz temel alanın en az dördünde yoksunluk yaşayanların nüfus içindeki oranı 2019 yılında yüzde 25,3 seviyesindeyken, 2025 yılında yüzde 20,9’a geriledi. Ağır çoklu yoksunluk oranında da düşüş kaydedildi. En az beş alanda yoksunluk yaşayanların oranı aynı dönemde yüzde 15,8’den yüzde 13’e indi.
Buna karşın, temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşanan güçlüklerin gelir artışıyla aynı oranda azalmadığı görüldü. Araştırmada, özellikle düşük gelir grubundaki kişilerin beslenme, barınma ve düzenli ödemeler gibi temel ihtiyaçlarda yaşadığı sorunların devam ettiği belirtildi.
GELİR ARTIŞI BESLENME SORUNUNU ORTADAN KALDIRMADI
Çalışmanın dikkat çeken bulgularından biri, gelir göstergeleri ile temel ihtiyaçlara erişim arasındaki fark oldu. 2019 yılındaki yoksulluk eşiğinin satın alma gücü sabit tutulduğunda, bu sınırın altında kalan nüfusun oranı 2025 yılında yüzde 21,3’ten yüzde 4,2’ye geriledi. Ancak iki günde bir et, tavuk veya balık içeren bir öğünü karşılayamayanların oranı aynı dönemde yüzde 33,6’dan yüzde 35,1’e yükseldi.

Söz konusu sonuç, gelirdeki değişimin kişilerin yaşam koşullarına her zaman aynı ölçüde yansımadığını ortaya koydu. Özellikle temel beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasında yaşanan güçlüklerin devam etmesi, yoksulluğun yalnızca gelir üzerinden ölçülmesinin yeterliliği konusunda yeni değerlendirmeleri gündeme getirdi.
5,5 MİLYON KİŞİ GELİR EŞİĞİNİN ÜZERİNDE OLMASINA RAĞMEN YOKSUN
TEPAV’ın araştırmasında öne çıkan bir diğer bulgu ise gelir yoksulluğu kapsamında değerlendirilmeyen kişilerin yaşam koşulları oldu. Çoklu yoksunluk yaşayan 17,6 milyon kişinin yaklaşık 5,5 milyonu, gelirleri yoksulluk eşiğinin üzerinde olmasına rağmen temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyor. Bu sayı, çoklu yoksunluk yaşayanların yüzde 31,3’üne karşılık geliyor.
Gelir eşiğinin üzerinde olduğu halde çoklu yoksunluk yaşayan kişilerin yüzde 57,2’si, hanelerinin geçimini sağlamakta zorlandığını belirtti. Aynı oran Türkiye genelinde yüzde 32,1 olarak hesaplandı. Araştırmada, gelirin yoksulluk eşiğinin üzerinde olmasının kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabildiği anlamına gelmediği vurgulandı. Özellikle kira ve yaşam maliyetlerinin yüksek olduğu bölgelerde gelir düzeyi ile yaşam koşulları arasındaki farkın daha belirgin hale gelebildiği ifade edildi.

YOKSUNLUK BAZI HANELERDE DAHA YOĞUN YAŞANIYOR
Çoklu yoksunluk, toplumun tüm kesimlerinde aynı düzeyde görülmüyor. Araştırmada ağır çoklu yoksunluğun özellikle dört veya daha fazla çocuklu hanelerde, tek ebeveynli ailelerde ve hane reisinin işsiz olduğu hanelerde yoğunlaştığı belirlendi. Dört veya daha fazla çocuklu hanelerde ağır çoklu yoksunluk oranı yüzde 43,9’a ulaşırken, tek ebeveynli hanelerde yüzde 37,1, hane reisinin işsiz olduğu hanelerde ise yüzde 36,7 olarak hesaplandı.
Bölgesel dağılımda da farklılıklar görüldü. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ağır çoklu yoksunluk oranı yüzde 35,1 olurken, İstanbul’da yüzde 8,1 seviyesinde kaldı. Araştırma, ekonomik koşulların yanı sıra hane yapısı ve istihdam durumunun da kişilerin temel ihtiyaçlara erişiminde belirleyici olabildiğini ortaya koydu.
TEPAV’DAN YOKSULLUKLA MÜCADELE İÇİN YENİ ÖNERİLER
TEPAV, yoksullukla mücadelede yalnızca gelir düzeyinin dikkate alınmasının yeterli olmayabileceğine işaret ederek, temel ihtiyaçlara erişimi de kapsayan bir değerlendirme yapılmasını önerdi. Çalışmada, çoklu yoksunluk göstergesinin TÜİK’in yoksulluk bültenine eklenmesi ve On İkinci Kalkınma Planı kapsamında göreli yoksulluk hedefinin yanında çoklu yoksunluk için de ayrı bir hedef belirlenmesi tavsiye edildi.
Sosyal yardımların belirlenmesinde hanelerin gelirlerinin yanı sıra beslenme, barınma, ısınma ve ödeme güçlüğü gibi sorunlarının da değerlendirilmesi önerildi. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının hane incelemelerinde kullanılabilecek bir yoksunluk puanı oluşturulması ve uygulamanın öncelikle pilot illerde denenmesi de öneriler arasında yer aldı.




