Geçen hafta Nuri Bektaş Anadolu Lisesi’nin süregelen olayı ile ilgili bir haber yaptık. Haber; olayda ismi geçen öğretmenlerden Felsefe Öğretmeni Atalay Girgin’in, bir haberci olarak kaçırılmaması ve düşünülmesi gereken iddiaları üzerineydi.
Beklendiği gibi de yankı yaptı. Çünkü neresinden bakarsanız bakın çok dikkat çekici sözler etmişti Girgin. Olay doğrudur, eğridir veya tamamen iddiadır, bilememem. O işin hukuki ve idari boyutu. Beni bağlamaz. Ben haberimi yaparım, gerekeni yapacak olan memleketin savcılarıdır. Burada taraf tutmam, birini kayırmam veya olaya yanlı bakmam söz konusu bile olamaz. Kimse babamın oğlu değil.
Yalnız gazetemize yapılan bir yorum dikkatimi çekti. Yorumcu arkadaş aynen şöyle demiş; “Ülkücü Yavuz ağabeyimiz Kızıl Komünist Atalay’ın iftiralarından medet umar hale gelmiş. Tek kelime ile YAZIK BE!”
Bir defa bu iddiaları yazan kişinin ülkücü, komünist, sağcı, solcu veya hangi görüşten olursa olsun, dünyevi fikri beni bağlamaz. Bu yorumcu arkadaş muhtemelen beni hiç tanımıyor. Çünkü tanısa böyle bir ucuzluğun içine giremeyeceğimi çok iyi bilir.
Bu yaklaştığımız referandum öncesi söylemlere benziyor. Hani diyor ya bir taraf; “Hayır diyenler, terörist, fetocu, falan filan” Ortaya Anayasa düzenlemesi ile bir fikir ortaya konmuş ve halkın önüne gelmiş. Bir taraf doğru bulacak kabul edecek, diğer tarafta eksik veya hatalı bularak kabul etmeyecek. Bunu oraya buraya çekmenin, sündürmenin, mecrası dışına çıkarıp ta, bel altı vuruşa getirmenin mantığı, tamamen bir mantık yoksulluğundan ibarettir.
Asıl konumuza dönersek, burada iki taraf ve en önemlisi işin merkezinde çocuklar, bizim çocuklarımız var. Velev ki olayın sanığı okul müdürü S.K ülkücü bir görüşe sahip olsaydı, o zaman ben onu aklama derdinde mi olacaktım? Bu iş görüş, yandaş, taraf mevzusu değil, hepimizin gözünün nuru çocuklarımızın mevzusu. Suçlu kim, ya da kimler ise, göz yuman, sümen altı eden, üç maymunu oynayan ortaya çıkarılmalı, cezasını çekmeli, alnımıza sürülen bu lekenin bir an önce temizlenmesidir, önemli olan. Bir gün olay neticelenir, masumlar her kim ise aklanır, o zaman da kazanan yine insanlık olmalıdır. Olayın başından beri dikkat edin lütfen, Haymana Gazetesi hiçbir zaman kimseye zanlı veya masum gözüyle bakmamıştır. Hukuğa güvenmiş, adalete inanmış ve bu doğrultuda da bakmaya devam edecektir.
Yıllardır biz bu aczin cezasını çekiyoruz aslında. Benden olmayan, aynı doğrultuda düşünmeyen, fikrimizle çelişen kimseye yaşama hakkı tanınmasın basitliğidir, bizim burnumuzu pislikten çıkarmayan. Efendim; o komünist, bu ateist, şu faşist, bu muhafazakar, o dindar. Her fikir sahibini bağlar. O onun doğrusudur ve kimseyi alakadar etmez. Sözde demokrasiye toz kondurmayıp, aksine ırzına geçen yine bizleriz. Gün gelip adalet dağıtmaya, devir dönüp hukukçuluğa, hatta hatta ilahi adalet yargıçlığına soyunuyoruz, sırf görüş farklılığından dolayı. İnsanların ateistliği, deistliği veya tepeden tırnağa dindarlığı kendine münhasırdır. Cezasını da, mükafatını da alacak olan kendisidir. Aynı dünya görüşüne sahip değilsek, taşlayalım gitsin mi? O zaman eğer varsa aramızda hala anasından doğduğu gibi pir-u pak kalan günahsız, ilk taşı o atsın.
Neticede insanları ötekileştirmede, aynı taraftan olmayana bakış açımızda, yıllardır bir arpa boyu yol alamıyoruz. Kafamızdaki tüm önyargıları yıkıp, olaya sadece insani bakmayı becerememizden kaynaklanıyor tüm mesele. Doğruya değil de, doğruyu söyleyenin kim olduğuna, fikrine, zikrine, mezhebine, rengine bakmayı adet edindiğimizden, kendimizi bir türlü soyutlayıp ta, beynimizdeki şu’cu bu’cu klişesini atamıyoruz.
Çocuk istismarı ülkenin kanayan yarasıdır. Üstüne gidilmeli, ifşa edilmeli, suçu işleyenin yanına kar kalmamalı, ucundan kıyısından üstünü örtmeye çalışan her kim olursa olsun cezasını çekmelidir. Eğer adalet terazisi siyasileşerek, adamına göre bir yanlış tartmaya başladı mı, o ülkede yaşamak en büyük zulümdür. Bugün güçlüyü kayıranın tarafında olmak değildir adalet. Ülkücü, türkücü, komünist, ateist, dindar adı ne olursa olsun. Herkesin bir ortak noktası vardır, o da insan olmaları. Onun ötesi ilahi adalettir ve o teraziyi de ölümlüler bilmez.
SAYGILARIMLA