Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı değerlendirmede “umut hakkı” olarak anılan düzenlemenin hukuki niteliğine açıklık getirdi. Uçum, tartışmaların ekseninin doğru anlaşılması gerektiğini kaydederek, şartla salıverilmenin yeni bir hak değil, mevcut infaz sisteminde tanımlanmış bir hukuki imkan olduğunu belirtti.

“UMUT HAKKI” AYRI BİR HAK MI?

Kamuoyunda sıkça dile getirilen “umut hakkı” ifadesinin, Türk mevzuatında yer alan teknik bir kavram olmadığına dikkat çekildi. Mevcut düzenlemelerde “koşullu salıverilme” kavramı bulunuyor. Bu çerçevede tartışılan konu, ömür boyu hapis cezası alan hükümlülere belirli koşullar altında şartla salıverilme imkanının tanınıp tanınmayacağı.

Değerlendirmelerde özellikle şu husus öne çıkıyor: Bu düzenleme doğrudan bir tahliye anlamı taşımıyor. Ayrıca bir af düzenlemesi de değil. Şartla salıverilme, hükümlünün belirli bir süreyi iyi halli olarak cezaevinde geçirmesi ve ardından infaz hakimliğinin olumlu kararıyla mümkün olabiliyor.

ŞARTLA SALIVERİLME NASIL İŞLİYOR?

Mevcut infaz sisteminde hiçbir hükümlü cezasının başında otomatik olarak şartla salıverilme hakkına sahip değil. Süreç iki temel aşamaya dayanıyor. Öncelikle kanunda öngörülen asgari ceza süresinin tamamlanması gerekiyor. İkinci olarak ise hükümlünün cezaevi süresince “iyi halli” olduğunun idare ve gözlem kurulları tarafından raporlanması ve infaz hakimliğinin bunu onaylaması şart.

Bakan Çiftçi ziyareti gündem olmuştu: Mehmet Ağar ilk kez konuştu
Bakan Çiftçi ziyareti gündem olmuştu: Mehmet Ağar ilk kez konuştu
İçeriği Görüntüle

Koşullu salıverilme kararı alınsa bile infaz tamamen sona ermiyor. Hükümlü, belirlenen denetim süresi boyunca yeni bir suç işlemez ve yükümlülüklere uyarsa ceza tamamlanmış sayılıyor. Aksi durumda kalan süre yeniden cezaevinde geçiriliyor.

MÜEBBET HÜKÜMLÜLERİ İÇİN SÜRELER NE?

Özellikle örgütlü suçlar kapsamında mahkum olanlar açısından süreler dikkat çekiyor. Mevcut mevzuata göre: müebbet hapis cezasında en az 30 yıl, ağırlaştırılmış müebbette 36 yıl, birden fazla müebbet halinde 40 yıl, ve müebbete ek süreli cezalar varsa yine en fazla 40 yıl cezanın infaz edilmesi gerekiyor. Bu süreler dolmadan şartla salıverilme değerlendirmesi yapılamıyor. Dolayısıyla bugün bir yasal değişiklik yapılması halinde dahi, bu süreleri tamamlamayan hükümlüler açısından herhangi bir tahliye söz konusu olmuyor.

KAPSAM GENİŞLERSE KİMLER ETKİLENEBİLİR?

Tartışmaların merkezinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bazı suç gruplarının kapsam içine alınıp alınmayacağı konusu yer alıyor. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve milli savunmaya karşı işlenen örgütlü suçlardan mahkum olanlar ile geçmişte ölüm cezası müebbete çevrilen hükümlüler bu başlık altında değerlendiriliyor.

Bu noktada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin rolü belirleyici oluyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi olası bir düzenleme yaparsa, kapsamın sınırlarını ve uygulanacak özel usulleri belirleme yetkisine sahip. Meclis isterse genel şartla salıverilme hükümlerinden farklı bir değerlendirme ve denetim mekanizması da öngörebilir.

FETÖ HÜKÜMLÜLERİ İÇİN MEVCUT DURUM

Mevcut sistemde FETÖ mensuplarından müebbet veya süreli hapis cezası alanlar şartla salıverilme imkanına sahip. Ancak ağırlaştırılmış müebbet alanlar kapsam dışında bulunuyor.

Eğer kapsam genişletilirse, ağırlaştırılmış müebbet alan FETÖ hükümlülerinin de teorik olarak bu imkandan yararlanması söz konusu olabilir. Ancak bunun için yine asgari 36 yıllık ceza süresinin tamamlanması ve iyi hal şartının sağlanması gerekiyor. Bu nedenle, kısa vadede toplu bir tahliye beklentisi hukuki gerçeklikle bağdaşmıyor.

“İLK KEZ GETİRİLİYOR” İDDİASI DOĞRU MU?

Uzmanlara göre en önemli yanlış algılardan biri, terör suçlularına ilk kez şartla salıverilme imkanı tanınacağı yönündeki değerlendirme. Oysa mevcut infaz kanununda birçok suç türü için bu imkan zaten bulunuyor. Tartışma, sadece kapsam dışında kalan bazı ağır suç tiplerinin sisteme dahil edilip edilmeyeceği üzerine yoğunlaşıyor.

Bu kapsamda “umut hakkı” ifadesi, doğrudan bir hak tanımı değil; cezanın infaz amacına uygun olarak hükümlüye belirli şartlar altında yeniden topluma kazandırılma ihtimalinin tanınması anlamına geliyor.

CEZANIN AMACI VE “GÜN IŞIĞI” VURGUSU

İnfaz hukukunun temel amacı yalnızca cezalandırma değil, aynı zamanda topluma yeniden kazandırma olarak tanımlanıyor. Ömür boyu cezaevinde kalma ihtimalinin mutlaklaştırılmasının bu amaçla bağdaşmadığı görüşü, tartışmanın hukuki zeminini oluşturuyor. Ancak nihai karar ve kapsamın belirlenmesi tamamen yasama organının takdirinde. Meclis isterse kapsamı dar tutabilir, isterse belirli suç türleriyle sınırlı özel bir düzenleme yapabilir.

Kaynak: Haber Merkezi