Suat Kılıç, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak Çanakkale’de basın mensuplarıyla bir araya geldi. Kılıç, hem olası erken seçim senaryosu hem de ekonomik gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
"SEÇİM YOKSA DA GEÇİM VARDIR"
Yeniden Refah Partisi olarak her an seçim olacakmış gibi sahada olduklarını belirten Kılıç, öncelikli meselenin ekonomi olduğunu vurguladı.
“Seçim yoksa da geçim vardır. Seçim derdinden daha önemli olan dert, geçim derdidir. Bugün Türkiye'de maalesef daha yeni yılın ilk asgari ücreti, çalışanın cebine girmeden açlık sınırının altında kalmıştır.” ifadelerini kullandı.
MİLLİ GÖRÜŞ VURGUSU VE ERBAKAN MESAJI
Türkiye’nin kronik sorunlarına dikkat çeken Kılıç, Milli Görüş geleneğine atıfta bulundu ve merhum başbakan Necmettin Erbakan dönemine gönderme yaptı.
“Milli Görüş, terörden ekonomiye, tarımdan milli güvenliğe Türkiye'nin bütün köklü kronik sorunlarına 30-40 yıl önce çok büyük ve kalıcı çözümler getirmiş olan bir siyasi partidir. Eğer 28 generalleri tarafından Refahyol hükümeti düşürülmüş olmasaydı, Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızın başbakanlığı döneminde bugün Türkiye'nin PKK meselesi diye bir sorunu olmayacaktı.” dedi.
Kılıç ayrıca, “Türkiye Cumhuriyeti'nde, Türk bayrağı gölgesinde, milletin kader birliği içinde 86 milyon tek yumruk olarak geleceğe yürüme konusunda kararlıyız. Böldürmeyeceğiz, bilakis birleştirerek büyütmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
"AK PARTİ VE CHP İLE AYNI İTTİFAKTA YER ALMA İHTİMALİMİZ YOK"
Gazetecilerin, olası bir erken seçimde ittifak senaryolarına ilişkin sorusunu yanıtlayan Kılıç, hem Adalet ve Kalkınma Partisi hem de Cumhuriyet Halk Partisi ile aynı masada yer almayacaklarını net ifadelerle dile getirdi.
“Türkiye'nin kronik sorunlarının arka planında AK Parti iktidarı olduğu gibi aslında bir yönüyle de Cumhuriyet Halk Partisi var. Bugün AK Parti sorunların kaynağı durumunda, Cumhuriyet Halk Partisi de çözümün adresi olamıyor ana muhalefet partisi olarak. CHP de maalesef belediyelerde görülen davaların gündemine takılıp kalmış durumda. İktidarın büyük bir baskısı var, kabul ediyoruz, farkındayız ama Cumhuriyet Halk Partisi bu türbülanstan çıkıp Türkiye için alternatif umut olamıyor.” dedi.
"ÜÇÜNCÜ YOLU BİRLİKTE AÇABİLİRİZ"
Kılıç, iki büyük blok dışında yeni bir siyasi hat kurulabileceğini savundu.
“Dolayısıyla Yeniden Refah Partisi olarak milletimize şunu söylüyoruz: Aziz milletimiz AK Parti'ye mahkum değilsiniz, aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi bloğuna da mahkum değilsiniz. Birlikte yeni bir yol açabiliriz. Üçüncü bir yolu diğer partilerle birlikte inşa edebiliriz. Biz buna varız.” ifadelerini kullandı.
Bu kapsamda isim de veren Kılıç, şu partileri işaret etti:
“Yeniden Refah, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, daha birçok partinin öncülüğünde bir seçim birlikteliği oluşturulabilir. Gerekirse bu birliktelik, seçim sath-ı mailinde Türkiye'yle ilgili ortak kaygıları olan, ortak değerleri taşıyan, ortak gelecek ufkuna sahip olan diğer partilerle de ittifaka dönüşebilir.”
Kılıç sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yeniden Refah Partisi olarak yaklaşan genel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti'yle ittifakta olma ihtimalimiz de yok, Cumhuriyet Halk Partisi ile aynı ittifakta yer alma ihtimalimiz de yok. Yeni yolu açacağız, üçüncü bir yol olarak milletimizin gerçek umudu ve nihai adresi olacağız. Hedefimiz budur.”
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ İÇİN ‘İKİNCİ TUR’ HEDEFİ
Partisinin oy potansiyeline ilişkin değerlendirme de yapan Kılıç, barajın üzerinde bir tablo gördüklerini söyledi.
“Üye sayımıza, çalışma gayretlerimize, 81 ildeki potansiyel ve performanslarımıza baktığımız zaman Yeniden Refah Partisi'ni barajın üzerinde görüyoruz. Ama barajın üzerinde olmak yetmez, bir sinerji yapmak, birliktelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde çok güçlü bir grup oluşturmak lazımdır diyoruz. Eğer bizim düşündüğümüz gibi düşünür de üçüncü yolu diğer partilerle açabilirsek, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci tura kalacak bir alternatif ortaya çıkarabiliriz.” diye konuştu.
ASGARİ ÜCRET İÇİN 45 BİN LİRA ÇAĞRISI
Kılıç, ekonomik gündeme ilişkin olarak asgari ücretle ilgili önerisini de yineledi.
“Orada diyoruz ki asgari ücretin brütü zaten 40 bin liranın üzerinde. Devlet yüksek vergi alıyor asgari ücretten. Devletin asgari ücret üzerinden alınan vergilerden feragat etmesi lazım. Devletin elini taşın altına koyması lazım. Yükün altına devletin girmesi lazım. Yani kamu maliyesinin sorumluluk üstlenmesi lazım. Sorumluluğu tek başına işverene bırakmaması lazım. Türkiye'de verginin tavana yayılması lazım.” ifadelerini kullandı.




