AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan bilgilendirme metni, “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedefi kapsamında yürürlüğe giren Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanuna ilişkin kamuoyundaki tartışmalara açıklık getirdi.
Kanunun TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmesinin ardından Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte, düzenlemenin kapsamı ve özellikle terör örgütü mensuplarına yönelik olası sonuçları tartışma konusu olmuştu. AK Parti'nin hazırladığı metinde ise düzenlemenin kapsamına ilişkin dikkat çeken ayrıntılar paylaşıldı.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” STRATEJİK BİR DEVLET PROJESİ OLARAK TANIMLANDI
AK Parti'nin teşkilatlara gönderdiği bilgilendirme metninde, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonunun yalnızca dönemsel bir güvenlik politikası olmadığı vurgulandı.
Metinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi iradesi ve Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kararlı tutumuyla şekillenen sürecin, Türkiye'nin yaklaşık yarım asırdır mücadele ettiği terör sorunundan kalıcı biçimde kurtulmasını amaçlayan tarihi ve stratejik bir adım olduğu belirtildi.
AK Parti, süreci aynı zamanda Türkiye'nin bölgesel ve küresel ölçekte daha güçlü bir aktör haline gelmesinin önündeki engellerin kaldırılması açısından değerlendirdi. Bu çerçevede terörün Türkiye'nin iç güvenliği üzerindeki etkisinin sona erdirilmesi, ülkenin kaynaklarının güvenlik harcamaları yerine eğitim, teknoloji, üretim ve kalkınma gibi alanlara daha fazla yönlendirilmesi hedefleniyor.
HEDEF PKK/KCK'NIN SİLAHLI VARLIĞININ TAMAMEN SONA ERMESİ
Bilgilendirme metninde sürecin temel hedeflerinden biri de açık biçimde ortaya konuldu. Buna göre Türkiye, PKK/KCK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silahsızlandırılmasını ve fiili varlığının sona erdirilmesini amaçlıyor.
AK Parti'nin değerlendirmesine göre bu hedefin gerçekleşmesi, terör örgütünün Türkiye sınırları içerisinde veya dışında bir araç, taşeron ya da aparat olarak kullanılmasının da önüne geçecek.
Metinde ayrıca süreç boyunca Türk milletinden gizlenen herhangi bir işlem veya eylem bulunmadığı savunularak, çalışmaların şeffaf biçimde yürütüldüğü mesajı verildi. Parti yönetimi, Türkiye'nin yaklaşık 25 yıllık tecrübesinin de etkisiyle “Büyük ve Güçlü Türkiye” hedefinin önündeki son engellerden birinin kaldırılmasının amaçlandığını belirtti.
“AF MI GELİYOR?”
Sürecin kamuoyunda en fazla tartışılan başlıklarından biri, yapılan yasal düzenlemenin genel af niteliği taşıyıp taşımadığı oldu.
AK Parti'nin hazırladığı metinde bu konuya net yanıt verildi. Düzenlemenin müstakil ve geçici nitelikte olduğu belirtilirken, kanunun bir af düzenlemesi olmadığı ve herhangi bir kişiye özel olarak hazırlanmadığı ifade edildi.
Metinde ayrıca asker, polis ve vatandaşları şehit eden kişilerin söz konusu kanundan yararlanamayacağı açıkça vurgulandı.
Bu açıklamayla birlikte AK Parti, düzenlemenin kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “terör suçlularına genel af” şeklindeki yorumlardan farklı bir hukuki çerçeveye sahip olduğunu ortaya koydu.
ÖCALAN VE “UMUT HAKKI” TARTIŞMASINA AK PARTİ'DEN YANIT
Bilgilendirme metninde, süreçle ilgili kamuoyunda gündeme gelen “Öcalan serbest bırakılacak mı?” ve “umut hakkı uygulanacak mı?” sorularına da özel olarak yer verildi.
AK Parti'nin açıklamasında, kanun metninde “umut hakkı” veya “genel af” şeklinde bir düzenleme bulunmadığı belirtildi. Bu nedenle Abdullah Öcalan'ın söz konusu düzenlemeden yararlanmasının mümkün olmadığı ifade edildi.
Partinin hazırladığı metinde böylece sürecin, belirli bir kişinin ceza hukuku bakımından durumunu değiştirmeye yönelik bir düzenleme olmadığı mesajı verildi.
“BU BİR PAZARLIK VEYA MÜZAKERE SÜRECİ DEĞİLDİR”
AK Parti'nin metninde özellikle üzerinde durulan bir diğer başlık ise sürecin PKK ile bir pazarlık yapıldığı iddiaları oldu.
“Bu terör örgütü ile pazarlık süreci midir?” sorusuna verilen yanıtta, sürecin bir müzakere veya pazarlık süreci olmadığı belirtildi. AK Parti, devletin güvenlik ve hukuk kapasitesini kullanarak terörün tasfiye edilmesini hedeflediğini savundu.
Aynı kapsamda “Teröristlere af mı geliyor?” sorusuna da doğrudan “Bu bir af düzenlemesi değildir” yanıtı verildi.
Partinin yaklaşımına göre süreç, herhangi bir örgütle karşılıklı taviz alışverişine dayanmıyor. Esas hedef, terör tehdidinin ortadan kaldırılması ve Türkiye'nin güvenlik kapasitesinin daha güçlü hale getirilmesi.
“İÇ CEPHEMİZİ GÜÇLENDİRİYORUZ” VURGUSU
AK Parti'nin “Neden böyle bir adım atılıyor?” sorusuna verdiği yanıt da metnin dikkat çeken bölümlerinden biri oldu.
Dünyanın ve bölgenin ciddi güvenlik krizlerinden geçtiğine işaret edilen açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin önündeki en büyük engellerden birinin kaldırılmasının ve “iç cephenin” güçlendirilmesinin amaçlandığı belirtildi.
Parti yönetimi, sürecin temel motivasyonunun Türkiye'nin huzuru, refahı, geleceği ve birlik bütünlüğü olduğunu savundu. Bu yaklaşımın aynı zamanda Türkiye Yüzyılı kapsamında değerlendirilen beka ve büyüme stratejisinin bir parçası olduğu ifade edildi.
AK PARTİ'NİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ ÜNİTER YAPI VE EGEMENLİK
Bilgilendirme metninin önemli bölümlerinden biri de AK Parti'nin süreçteki kırmızı çizgilerine ayrıldı.
Parti, Terörsüz Türkiye hedefinin taviz, pazarlık veya genel af üzerinden yürütülmediğini vurguladı. Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik hakları, üniter devlet yapısı ve temel ilkelerinin tartışma konusu yapılamayacağı ifade edildi.
Metinde, milletin birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğünün sürecin temel sınırlarını oluşturduğu kaydedildi. Ayrıca terörle mücadelede hayatını kaybeden şehitler ile gazilerin hassasiyetlerinin gözetildiği, süreç boyunca onları incitecek herhangi bir davranış veya eylemin söz konusu olmadığı ve olmayacağı belirtildi.
AK PARTİ TEŞKİLATLARINA “KARDEŞLİK” VE “MİLLİ DAYANIŞMA” MESAJI
Metnin yalnızca hukuki ve güvenlik boyutuna değil, toplumsal iletişim boyutuna da özel önem verildi.
AK Parti teşkilatlarına süreç boyunca kullanılacak dil konusunda “kardeşlik” ve “milli dayanışma” kavramlarının merkeze alınması çağrısı yapıldı. Türkiye'nin tarihsel birikimi ve toplumun ortak değerleri üzerinden kapsayıcı bir söylem geliştirilmesinin önemine dikkat çekildi.




