Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP), İsrail’in İran’daki üst düzey yetkililere yönelik siber ve istihbarat operasyonlarında güvenlik kameralarını istihbarat aracı olarak kullandığı iddialarını gerekçe göstererek, Türk Telekom’un Pronet ile yürüttüğü işbirliğine dikkat çekti.
Platform, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı açıklamada, Pronet’in kurucuları ve sahiplerinin olası İsrail bağlantılarını sorgulayarak devlet kurumlarını ve Türk Telekom’u kamuoyunu aydınlatmaya davet etti.ANFİDAP’ın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
TÜRK TELEKOM VE PRONET İŞ BİRLİĞİ: HİZMET Mİ, GÜVENLİK ZAFİYETİ Mİ?
Katil İsrail'in İran'da devlet yöneticilerini nokta atışıyla yok eden sinsi saldırıları, kamera ve güvenlik sistemlerinin istihbarat aracı olarak kullanıldığını ve her ülkede İsrail'e hizmet eden çift kimlikli çifte vatandaş siyonistlerin bulunduğunu bir kez daha kanıtladı. Tam da bu ortamda Türk Telekom'un Pronet kampanyasıyla karşılaşan vatandaşlar, Türkiye'de en büyük kamera güvenlik şirketi Pronet'in kurucuları ve sahipleri olan Alp Saul, Beri Koronya ve İshak İbrahimzadeh adlı kişilerin çifte vatandaşlık bağıyla İsrail ile bağlantısı olup olmadığını, soykırımcı israil ordusunda askerlik yapıp yapmadığını, İsrail ile bağlantılı her hangi bir ilişki içinde olup olmadığını sorgulamaya başladı.
Açıklamada, Pronet hisselerinin bir kısmının Londra merkezli bir fon tarafından satın alınmasına rağmen şirketin kurucu Alp Saul tarafından yönetilmeye devam ettiği, sektörde yabancı şirket Securitas’ın hakim konumunun daha önce de soru işaretleri yarattığı belirtildi. Platform, Türkiye’de güvenlik sistemleri sektöründe yabancı hakimiyetini “mahzur” olarak nitelendirdi ve mevcut mevzuatın bilinçli bir tercih mi yoksa farkındalık eksikliği mi olduğunu sordu.
ANFİDAP ayrıca Pronet’in yaklaşık 15 yıl önceki tartışmalı geçmişine de değindi. Şirketin İmralı Adası’nın kamera güvenlik sistemi yüklenicisi olması, o dönemde çeşitli siyasi partiler ve kamuoyu tarafından tepkiyle karşılanmıştı.

NE OLMUŞTU?
ANFİDAP’ın çağrısı, İsrail’in İran’a yönelik istihbarat operasyonlarıyla ilgili son iddialar üzerine yapıldı. İngiliz basınına yansıyan bilgilere göre, Mossad, yıllar boyunca Tahran’daki trafik kamerası ağına sızarak üst düzey İranlı yetkilileri adım adım izledi.
Özellikle Tahran’ın merkezindeki Pastör Caddesi’ndeki yerleşkeye giriş-çıkış yapan korumaların hareketleri, park düzeni ve rutinleri detaylı şekilde analiz edildi. Görüntülerin Tel Aviv’e ve İsrail’in güneyine aktarıldığı, yapay zekâ destekli sistemlerle işlendiği öne sürüldü.
İSRAİL TRAFİK KAMERALARINA SIZARAK HAMANEY’İ ÖLDÜRMÜŞ!>>>
Operasyonun son aşamasında ise hedef bölgedeki cep telefonu kulelerinin devre dışı bırakıldığı iddia edildi. Bir İsrailli yetkili, “Tahran’ı, Kudüs’ü bildiğimiz gibi biliyorduk” sözleriyle operasyonun kapsamını özetledi.
Bu iddialar, güvenlik kamerası sistemlerinin sadece “hizmet” değil, potansiyel istihbarat ve siber istihbarat aracı haline gelebileceğini bir kez daha tartışmaya açtı.
PRONET’İN GEÇMİŞİ VE KURUCULARI
Pronet, 1995 yılında Alp Saul, Beri Koronya ve İshak İbrahimzadeh tarafından kurulan Türkiye’nin önde gelen güvenlik kamera ve alarm sistemi şirketlerinden biri. Şirket, evlerden iş yerlerine, büyük ölçekli kurumlara kadar geniş bir yelpazede hizmet veriyor. Türk Telekom ile son dönemde yürüttüğü kampanyalar sayesinde birçok vatandaşa ulaşmış durumda.
Ancak şirketin kurucularının geçmişte İsrail-Türk çifte vatandaşlık iddialarıyla gündeme geldiği ve özellikle 2011 yılında İmralı Adası’nın güvenlik sistemlerini kurması nedeniyle yoğun eleştiriler aldığı biliniyor. O dönemde bazı basın yayın organları ve siyasi çevreler, şirketin kurucularının Yahudi asıllı ve çifte vatandaşlık statüsüne sahip olduğunu öne sürerek konuyu milli güvenlik boyutuna taşımıştı. İshak İbrahimzadeh’in aynı zamanda Türk Musevi Cemaati’nde aktif rol aldığı da kamuoyuna yansıyan bilgiler arasındaydı.
ANFİDAP, bu tarihi bağlamı hatırlatarak, güncel İsrail-İran gerilimi ışığında konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguldı.
ANFİDAP, konunun “hizmet” mi yoksa “güvenlik zafiyeti” mi olduğu sorusunu gündeme getirerek, milli güvenlik hassasiyetine dikkat çekti.Gelişmeler devam ederken, Türk Telekom ve Pronet’ten konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmış değil.



