Ankara’nın Altındağ ilçesinde, bugün Hacettepe Üniversitesi yerleşkesi sınırlarında kalan Tâceddin Dergâhı, XVII. yüzyılda Şeyh Tâceddinzâde Mustafa Efendi tarafından inşa ettirildi. Kaynaklarda hayatına ilişkin detaylı bilgiler sınırlı olsa da, Ankaralı bir aileye mensup olduğu ve dönemin önemli dinî çevreleriyle irtibatlı bulunduğu dile getiriliyor.

Taceddin5

1075 (1664) tarihli bir vakfiyede adına rastlanması, onun XVII. yüzyıl ortalarında Ankara’da etkin bir isim olduğunu gösteriyor. Belgelerde, Tekke Ahmed Mahallesi’nde Şeyh Paşa Zaviyesi’nin bulunduğu yerde cami ve zâviye inşa ettirdiği naklediliyor. Bahsi geçen bilgiler de Tâceddin Dergâhı’nın daha eski bir tasavvuf geleneğinin devamı niteliğinde olduğunu düşündürüyor.

Taceddin1

Tâceddinzâde Mustafa Efendi’nin Celvetî tarikatına mensup olduğu ve halk arasında, büyük mutasavvıf Aziz Mahmud Hüdâyî’nin halifelerinden biri olarak anıldığı biliniyor. Her ne kadar mevcut halife listelerinde adına açıkça rastlanmasa da, dönemsel örtüşmeler bu ihtimaline güç kazandırıyor.

DERGÂHTA ŞEYHLİK SİLSİLESİ

Tâceddin Dergâhı’nda şeyhlik görevi, kurucusunun ardından silsile yoluyla devam etti. XVIII ve XIX. yüzyıllarda dergâhın idaresini üstlenen isimler arasında Osman Vâfî Efendi dikkat çekiyor. Hakkında “arzu edilmeyen hareketlere teşebbüs” iddiasıyla soruşturma açılan Osman Vâfî Efendi’nin Kayseri’ye sürgün edildiği, ancak üç buçuk ay sonra affedilerek Ankara’ya döndüğü arşiv belgelerinde yer alan bilgiler arasında.

Taceddin-1

Onun döneminde dergâhın gelir kaynakları düzenlenmiş, yapılar onarılmış ve ek binalar inşa edilerek külliye niteliği güçlendirilmişti. XIX. yüzyıl ortalarında yapılan teftişlerde cami, türbe, derviş odaları ve mutfaktan oluşan bir yapı topluluğunun faal olduğu belirtildi.

II. ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDE YENİDEN İNŞA

1892 yılında cami, minare ve türbenin yıkılarak yeniden yapılması kararı alındı. Bu süreçte finansman, II. Abdülhamid tarafından hazine-i hassadan karşılandı. Türbe kapısı üzerindeki kitâbeye göre inşa çalışmaları 1901 yılında tamamlandı. Günümüzde ayakta olan cami ve türbe, büyük ölçüde yeniden inşa sürecinin ürünü.

Taceddin3

Yapı, Ankara’ya özgü kırmızı andezit taş kullanımıyla da dikkat çekiyor. Dikdörtgen planlı caminin batısında türbe, kuzeydoğusunda ise tek şerefeli minare bulunuyor. Türbe camiye göre daha küçük ve alçak ölçülerde inşa edilmiş.

İSTİKLÂL MARŞIBU ODADA YAZILDI

Tâceddin Dergâhı’nı yalnızca bir tasavvuf merkezi olmaktan çıkarıp millî hafızanın parçası haline getiren en önemli gelişme, Millî Mücadele yıllarında meydana geldi. Büyük şair Mehmed Âkif Ersoy, 1920’de Ankara’ya gelişinin ardından bir süre dergâhın selâmlık binasında kaldı.

Burada İstiklâl Marşı’nı kaleme alan Âkif, aynı zamanda Safahat’ın altıncı kitabı olan “Âsım”ı tamamladı; “Bülbül” ve “Süleyman Nazif” şiirlerini de bu mekânda yazdı. Dönemin tanıklarından Eşref Edip Fergan, selâmlık binasını küçük bir köşk gibi düzenli, bahçeli ve şadırvanlı bir yapı olarak betimler.

Taceddin2

Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından yapı farklı kurumlara devredildi. 1986 yılında tapusu yeniden Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçen selâmlık binası, bugün Mehmed Âkif Ersoy Müze Evi olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.

Tâceddin Camii’nin haziresi de dikkat çekici isimlere ev sahipliği yapıyor. Büyük Birlik Partisi’nin kurucu genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun kabri caminin arka kısmında yer alırken; düşünce dünyasının önemli kalemlerinden Nuri Pakdil ve Mehmet Doğan'ın kabirleri de bulunur.

Muhsin Yazıcıoğlu-1

“Şehir Türküleri” Özel konseri Ankara’da sanatseverlerle buluşuyor
“Şehir Türküleri” Özel konseri Ankara’da sanatseverlerle buluşuyor
İçeriği Görüntüle

GÜNÜMÜZDEKİ DURUMU NASIL?

XX. yüzyılın son çeyreğinde gerçekleştirilen çalışmalarla cami ve türbeye sonradan eklenen uyumsuz ilaveler kaldırıldı. 2008 yılında kapsamlı bir onarım daha geçiren yapı, bugün Mehmet Akif Ersoy Kültür Parkı içinde bulunuyor. Ancak cami girişinin karşısında bulunan ve 1897’de Serattarzâde’nin eşi Fatma Hanım tarafından yaptırıldığı kitâbesinden anlaşılan çeşmenin suyu akmıyor. Çeşmenin zamanla toprak altında kalma riski bulunduğu söyleniyor.

Kaynak: Haber Merkezi