Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Tarih Kurumu ve Moğolistan Millî Üniversitesi tarafından ortaklaşa düzenlenen “İki Başkent, Ortak Hafıza: İmparatorluktan Cumhuriyet’e Türkiye-Moğolistan Uluslararası Sempozyumu”, 31 Ağustos’ta Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’da başladı.

Grafik Tasarım eğitimi nasıl olmalı? Yüksek İhtisas Üniversitesi'nden öğrencilere önemli tavsiyeler
Grafik Tasarım eğitimi nasıl olmalı? Yüksek İhtisas Üniversitesi'nden öğrencilere önemli tavsiyeler
İçeriği Görüntüle

Moğolistan Millî Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen uluslararası sempozyum, Türkiye ve Moğolistan’ın farklı üniversitelerinden akademisyen ve araştırmacıları aynı çatı altında buluşturdu. Etkinlikte iki ülke arasındaki tarihî ve kültürel ilişkiler, imparatorluklardan modern devletlere uzanan geniş bir çerçevede değerlendiriliyor.

AKADEMİK İŞ BİRLİĞİ VURGUSU

Sempozyumun açılış konuşmaları Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Metin Orbay ile Moğolistan Millî Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zayabaatar Dalai tarafından gerçekleştirildi. Prof. Dr. Metin Orbay, Türkiye ile Moğolistan arasındaki tarihî ve kültürel bağların günümüzde akademik ve bilimsel iş birlikleriyle daha ileri taşınmasının önemine dikkat çekti. Orbay, özellikle temel bilimler, mühendislik ve sağlık alanlarında ortak çalışma imkanlarının geliştirilmesine vurgu yaptı.

Lisansüstü eğitim düzeyindeki öğrenci değişimlerinin de iki ülke arasındaki akademik ilişkilerin güçlendirilmesinde önemli bir alan olduğuna işaret eden Orbay, Türkiye ve Moğolistan’dan araştırmacıları buluşturan sempozyumun ortak tarih ve hafızanın bilimsel çalışmalarla daha kapsamlı biçimde ortaya konulmasına katkı sağlayacağını belirtti.

3-268

Moğolistan Millî Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zayabaatar Dalai ise iki ülke arasındaki üniversiteler arası ilişkilerin mevcut örneklerine dikkat çekti. Dalai, kendi üniversitelerinden mezun olan bazı öğrencilerin bugün Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde doktora çalışmalarını sürdürdüğünü, Türkiye’den çok sayıda araştırmacıyı da Moğolistan’da ağırladıklarını ifade etti. Dalai, yükseköğretim alanındaki bu tür etkinliklerin artmasının iki ülke akademisyenleri arasında daha kapsamlı ve iddialı ortak araştırmaların yürütülmesine zemin hazırlayacağını vurguladı.

ORTAK TARİH FARKLI DİSİPLİNLERLE İNCELENİYOR

Sempozyum kapsamında Türkiye ve Moğolistan’ın tarihî ve kültürel ilişkileri, farklı akademik disiplinlerin katkısıyla ele alınıyor. Tarih, edebiyat ve uluslararası ilişkiler başta olmak üzere çeşitli alanlarda gerçekleştirilen oturumlarda iki ülkenin geçmişten günümüze uzanan ilişkilerine ışık tutuluyor. Oturumlarda tarih yazımı, göç hareketleri, tarihî kentlerin yapısı, başkentlerin geçirdiği dönüşümler, Ulan Batur’daki mezarlıklar ve Türk basınında Türkiye-Moğolistan ilişkilerinin nasıl ele alındığı gibi konular akademik açıdan değerlendiriliyor.

“İki Başkent, Ortak Hafıza” başlığı da bu çerçevede Ankara ve Ulan Batur’un yalnızca günümüzün siyasi merkezleri olarak değil, iki ülkenin tarihsel hafızasının incelenebileceği önemli şehirler olarak ele alınmasına zemin hazırlıyor. Sempozyumda sunulan bildirilerin daha sonra uluslararası akademik bir yayın haline getirilerek bilim dünyasına kazandırılması planlanıyor. Böylece etkinlikte ortaya çıkan araştırmaların Türkiye-Moğolistan ilişkileri üzerine yapılacak yeni akademik çalışmalara kaynak oluşturması amaçlanıyor.

4-200

TÜRKİYE-MOĞOLİSTAN İLİŞKİLERİNDE TARİHÎ ZEMİN

Türkiye ile Moğolistan arasındaki diplomatik ilişkiler 24 Haziran 1969 tarihinde kuruldu. İlişkiler özellikle 1990’lı yıllardan itibaren yeni bir ivme kazandı. Türkiye’nin Ulan Batur Büyükelçiliği 1996’da, Moğolistan’ın Ankara Büyükelçiliği ise 1997’de faaliyete geçti. İki ülke arasında bugüne kadar 100’ün üzerinde ikili anlaşma imzalanması, ilişkilerin farklı alanlarda kurumsal bir yapıya kavuştuğunu ortaya koyuyor.

Türkiye ile Moğolistan arasındaki ilişkiler 2004 yılında “Kapsamlı Ortaklık” seviyesine taşınırken, 2025 yılında “Stratejik Ortaklık” düzeyine yükseltildi. Moğolistan’ın dış politika yaklaşımında Türkiye de ABD, Avrupa Birliği, Japonya, Güney Kore ve Hindistan ile birlikte “üçüncü komşu” olarak tanımlanan ülkeler arasında bulunuyor.

İki ülkenin tarihî bağlarında Moğolistan’ın ev sahipliği yaptığı Orhun Yazıtları da önemli bir yere sahip. Türk tarihinin en önemli yazılı kaynakları arasında bulunan Orhun ve Bilge Tonyukuk Yazıtları, Türk dili ve tarihinin erken dönemlerine ilişkin araştırmalarda temel kaynaklar arasında değerlendiriliyor. Bu tarihî miras, Türkiye ile Moğolistan arasındaki akademik ve kültürel temasların önemli başlıklarından birini oluşturuyor.

İlişkiler son yıllarda yalnızca tarih ve kültür alanıyla sınırlı kalmadı. Eğitim, bilim, ekonomi, ticaret ve diğer alanlarda da iş birliği geliştirildi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, 11 Mayıs 2026’da Ulan Batur’da Türkiye-Moğolistan Karma Ekonomik ve Ticaret Komitesi’nin 10. toplantısı gerçekleştirildi.

2-326

“TÜRK GAZETE ARŞİVİNDE MOĞOLLAR” KİTABI TANITILDI

Sempozyum kapsamında iki ülke ilişkilerinin tarihine farklı bir açıdan ışık tutan “Türk Gazete Arşivinde Moğollar” adlı kitabın da tanıtımı yapıldı. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Elemanı Dr. Samet Kalyoncu tarafından hazırlanan eser, Türkiye’de yayımlanan eski gazetelerde Moğollar ve Moğolistan hakkında yer alan haber ve değerlendirmeleri ele alıyor.

Kitabın tanıtım programına Türkiye’nin Moğolistan Büyükelçisi Başak Genç Yüksel de katıldı. Yüksel, Türkiye-Moğolistan ilişkilerinin tarihsel derinliğine dikkat çekerken son dönemde ticari, ekonomik ve kültürel alanlardaki iş birliğinin de ivme kazandığını belirtti. Büyükelçi Yüksel, bu kapsamda akademik etkinliklerin ve kitap çalışmalarının iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişimine katkı sağlayan önemli çalışmalar olduğunu ifade etti.

“TÜRKİYE’DE MOĞOLİSTAN HAKKINDA NELER YAZILIYORDU?”

Kitabın yazarı Dr. Samet Kalyoncu, çalışmanın ortaya çıkış sürecini şu sözlerle anlattı:

“Türkiye’de Moğol tarihi üzerine bugüne kadar çok sayıda kıymetli çalışma yapılmıştır. Ancak bu çalışmaların önemli bir bölümünün Cengiz Han ve onun halefleri üzerinde yoğunlaştığını görüyoruz. Buna karşılık özellikle yakın dönem Moğolistan tarihi ve Türkiye’deki süreli yayınlarda Moğollar ile Moğolistan’ın nasıl ele alındığı konusu üzerinde daha sınırlı çalışmalar bulunmaktadır. Bu eser de esas olarak bu eksiklikten ve “Türkiye’de yayımlanan eski gazetelerde Moğolistan hakkında neler yazılıyordu?” sorusundan ortaya çıktı. Bu kitabın Türkiye ve Moğolistan’da Moğol tarihi üzerine çalışan araştırmacılar için yeni çalışmalara kapı aralaması ve iki ülkenin birbirini tanıma tarihine katkı sunması amaçlanmıştır.”

Kaynak: Hacer Koca