Ankara’dan Taşkent’e gerçekleşen uçuşun ardından Taşkent-Andican hattındaki demiryolu seyahati sırasında Fergana Vadisi’nden geçen Arıcan, bu yolculuğun yalnızca bir mekân değişimi olmadığını, aynı zamanda Mâverâünnehir ilim havzasının tarihine yapılan bir iç yolculuk niteliği taşıdığını belirtti.
İslam ilim geleneğinde bilginin kaynağına ulaşmak amacıyla yapılan ilim seyahatlerini tanımlayan "er-rihle fî talebi'l-ilm" kavramına değinen Arıcan, günümüz imkânlarıyla dijital kütüphanelere erişilebilse de bilginin mekanında idrak edilmesi için fiziksel yolculuğun şart olduğunu ifade etti. Uçak ve tren gibi modern ulaşım araçlarının bugünün binekleri olduğunu belirten Arıcan, asıl meselenin yolda olma iradesini korumak olduğunu vurguladı.

FERGANA VADİSİ VE MEDENİYET EKOSİSTEMİ
Yolculuk sırasında Siriderya nehri ve kollarının beslediği, günümüzde Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan sınırlarına yayılan Fergana Vadisi’ni gözlemleyen Arıcan, coğrafyanın tarihsel işlevine dikkat çekti. Bölgenin yalnızca tarım ve ticaret alanı olmadığını, aynı zamanda büyük bir medeniyet ekosistemi barındırdığını ifade etti.
Vadinin yetiştirdiği astronomi ve matematik bilgini Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Muhammed b. Kesîr el-Fergânî’yi (Alfraganus) anan Arıcan, alimin Bağdat ve Mısır’daki bilimsel faaliyetlerine değindi. El-Fergânî'nin 861 yılında Mısır'daki Ravza Adası'nda bulunan Nilometre'nin sorumluluğunu üstlendiğini hatırlatan Arıcan; astronomi, hidroloji ve matematiğin hayatın pratik ihtiyaçlarıyla buluştuğunu belirtti. El-Fergânî’nin Cevâmiʿu ʿilmi’n-nücûm adlı eserinin XII. yüzyılda Latinceye çevrilerek Avrupa üniversitelerinde okutulduğunu ve Dante'nin İlahi Komedya eserine kaynaklık ettiğini kaydetti.

KÜLTÜREL BİRİKİM VE BİLİM TARİHÇİLİĞİ
Arıcan, Fergana Vadisi'nin sadece astronomi değil; tasavvuf, edebiyat ve hukuk alanlarında da önemli isimler çıkardığını belirtti. XIII. yüzyılda Anadolu’ya gelerek Aksaray’a yerleşen şair Seyf-i Fergânî ile Sadreddin Konevî çevresinden Saîdüddin Fergânî’yi bu hareketliliğin örnekleri olarak gösterdi. XIX. yüzyılda Hokand sarayı çevresinde gelişen edebiyat ortamının da Geç Çağatay edebiyatının merkezlerinden biri olduğunu ifade etti.
Bilim tarihi araştırmalarında Prof. Dr. Fuat Sezgin’in metodolojisine vurgu yapan Arıcan, geçmişle sadece övünmenin yeterli olmadığını, kaynaklara ve belgelere dayalı bir bilim tarihçiliği yürütülmesi gerektiğini aktardı.

GÜNÜMÜZ İÇİN KURUMSAL ÖNERİLER
Gözlemlerinin sonunda geçmişteki ilim birikiminin geleceğe taşınması gerektiğini belirten Arıcan, Türk dünyası ölçeğinde somut adımlar atılması çağrısında bulundu.
Prof. Dr. Fuat Sezgin’in mirasından ilhamla bir "Türk Dünyası Bilim Tarihi Rıhle Programı" kurulabileceğini ifade eden Arıcan; ortak araştırma merkezleri, yazma eser katalogları, dijital kütüphaneler, bilim aletleri atölyeleri ve genç araştırmacılara yönelik seyahat burslarının hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Kültür başkentliği unvanlarının yalnızca festivallerle sınırlı kalmayıp ilim ve fikri mirasın işlendiği bir omurgaya kavuşturulmasının önemini vurguladı.





