Ankara’da gayrimenkul danışmanlığı yapan Bekir Kutlar’ın yamaç paraşütüyle tanışması, 2015 yılında gerçekleştirdiği Nepal seyahatinde başladı. Nepal’in Pokhara bölgesinde yamaç paraşütü yapan sporcuları gören Kutlar, önce bu deneyimi yaşayarak spora ilgi duydu. Ankara’ya döndüğünde ise Türkiye’de yamaç paraşütü yapılıp yapılmadığını araştırarak kendi uçuş serüvenini başlattı. Kutlar, spora nasıl başladığını şu sözlerle anlattı:
“Yurt dışı seyahatlerim oluyor ve 2015 yılında Nepal’e gitmiştim. Orada tesadüfen Pokhara bölgesinde yamaç paraşütü yapılırken gördüm. Merak ettim, orada uçuş da yaptım. Sonrasında Ankara'ya döndüğümde bu iş yapılıyor mu diye baktım ve ben de o şekilde yamaç paraşütüne başladım”
DAĞLARI TIRMANIP ZİRVELERDEN UÇUYOR
Yamaç paraşütünü yalnızca uçuşla sınırlamayan Kutlar, farklı dağlara tırmanarak ulaştığı zirvelerden uçuş gerçekleştiriyor. Bu yöntem, dünyada “hike and fly”, yani “tırman ve uç” olarak adlandırılıyor. Kutlar, Türkiye’nin farklı bölgelerinde Erciyes, Hasan Dağı ve Süphan Dağı başta olmak üzere çok sayıda noktada tırmanış ve uçuş gerçekleştirdiğini belirtti.

Ankara çevresinde de sık sık uçuş yaptığını anlatan Kutlar, Ağrı Dağı’na gerçekleştirdiği tırmanışın ise yamaç paraşütünden bağımsız olduğunu söyledi. Türkiye’nin çeşitli dağlarında gerçekleştirdiği tırmanışlardan söz eden Kutlar, şöyle konuştu:
“Türkiye'nin birçok dağına tırmanış yaptım. En son Ağrı Dağı'na tırmanış yapmıştım. Tırmanış olarak yaptığım spor ‘hike and fly’ diye biliniyor, yani ‘tırman ve uç’ demek. Ben de 10 yıldır bu şekilde Erciyes'e, Hasan Dağı, Süphan Dağı, tırmanarak uçtuğum yerlerdir. Onun dışında Ankara bölgesinde bol bol uçarım. Esasında Ağrı Dağı'na yamaç paraşütü için değil tırmanış için çıkmıştım. Orada 5 bin 320 metre zirve yaptım. Uçuş yapmadım çünkü orada uçuş malzemem yoktu. Şu an yeni malzemeyle uçuyorum”
YAMAÇ PARAŞÜTÜ TÜRKİYE’DE YILLARDIR YAPILIYOR
Yamaç paraşütü, sabit bir kanat yapısı bulunmayan, kumaş ve iplerden oluşan ekipmanla yamaçlardan koşarak kalkış yapılan bir sportif havacılık dalı olarak tanımlanıyor. Sporcular, uygun hava akımlarından yararlanarak havada süzülüyor ve uçuşlarını belirlenen iniş noktalarında tamamlıyor.

Türkiye’de yamaçlardan uçuş denemeleri 1980’li yılların sonunda başladı. Türk Hava Kurumu bünyesindeki ilk çalışmalar 1987 yılında gerçekleştirilirken, yamaç paraşütleri 1988 yılında Türkiye’ye girdi. Sporun yaygınlaşmasıyla birlikte eğitim faaliyetleri de kurumsal bir yapıya kavuştu.
Türkiye’de yamaç paraşütü eğitimleri farklı seviyelerde gerçekleştiriliyor. Başlangıç eğitimlerinde teorik çalışmaların ardından alçak uçuş ve irtifa süzülüşleriyle pilot adaylarının deneyim kazanması hedefleniyor. İlerleyen seviyelerde ise termik uçuşlar, uzun mesafe uçuşları ve acil durum çalışmaları eğitimlerin kapsamına giriyor.
“HER SPORUN KENDİSİNE ÖZEL TEHLİKESİ VARDIR”
Dağ tırmanışı ile yamaç paraşütünü bir araya getiren sporun doğayla yakın temas kurma fırsatı sunduğunu belirten Kutlar, uçuş sırasında karşılaşılabilecek risklere karşı eğitim ve hazırlığın önemine dikkat çekti. Kutlar, 11 yıldır uçuş yaptığını ve acil durumlara yönelik çalışmalarını da sürdürdüğünü ifade ederek şunları söyledi:
“İşimden dolayı zamanım bol oluyor. Bu sporda hem doğayla iç içe olmanın güzel bir aktivitesi var hem de tırmanış yapıyoruz. Onun da ayrı bir güzelliği var. Her sporun kendisine özel tehlikesi vardır. Bu sporda iyi bir eğitim almak gerekiyor. Ben 11 yıldır uçuyorum ve sürekli acil durumlarla ilgili de çalışmalarım oluyor”

Türk Hava Kurumu da yamaç paraşütünün bir havacılık sporu olması nedeniyle uçuş emniyeti kurallarına uyulmasının önemini vurguluyor. Kurumun eğitim programlarında pilot adaylarına kademeli uçuşların yanı sıra acil durum çalışmaları da uygulanıyor.
“GÖKYÜZÜNDESİNİZ, KUŞLAR GİBİ UÇUYORSUNUZ”
Kutlar, yamaç paraşütüne ilk başladığı dönemde çevresinden çeşitli tepkiler aldığını, ancak zaman içerisinde bu sporun hayatının önemli bir parçası haline geldiğini anlattı. Yamaç paraşütünün doğayla iç içe olma ve uçuş deneyimini aynı anda sunduğunu dile getiren Kutlar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu spora ilk başladığımda çevremdekiler çok itiraz etmişti. Çünkü bu spor genelde haberlerde hep iyi tarafından değil de kötü tarafından sunulduğu için ilk başta çevremden çok tepki almıştım. Sporu yapmaya başladıktan sonra aklınıza hiç öyle şeyler gelmiyor. Şimdi herkes beni severek izliyor, takip ediyor. Doğayı ve tırmanışı sevenlee benimle takılmalarını tavsiye ederim. Bu spor güzel, çünkü gökyüzündesiniz, kuşlar gibi uçuyorsunuz.”





