Avrupa Parlamentosu, söz konusu iddiaları 2023 yılında yöneltilen P-002379/23 numaralı soru önergesi kapsamında ele alırken, benzer dış müdahalelere karşı Avrupa düzeyinde koordinasyon sağlanacağı yönünde açıklama yaptı.
HEDEFTE İSLAM, MÜSLÜMANLAR VE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ YER ALDI
Soruşturma dosyalarında yer alan bilgilere göre, yürütülen operasyonların ana hedefinde İslam, Müslüman topluluklar, camiler, İslami kuruluşlar, bunun yanı sıra gazeteciler ve siyasetçiler yer aldı. İddialar, 18 Avrupa ülkesinde sistematik bir şekilde yürütülen faaliyetlerle Müslümanların “iç tehdit” olarak gösterilmeye çalışıldığını ortaya koyuyor.
Belgelerde, İslam’ın bilinçli biçimde şeytanlaştırıldığı, Müslüman varlığının kriminalize edildiği ve yalan bilgiler, sahte ağlar ve uydurma raporlar aracılığıyla nefret iklimi oluşturulduğu vurgulanıyor.
BİNLERCE KİŞİ VE KURUM FİŞLENDİ İDDİASI
Fransız gazetesi Mediapart tarafından elde edilen 78 bin gizli belgeye dayanan soruşturmaya göre, Alp Services, 2017–2020 yılları arasında binin üzerinde kişi ve 400’den fazla kurum hakkında rapor hazırlayarak BAE istihbaratına sundu.
Hedef alınan kişi ve kuruluşların neredeyse tamamı, BAE tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Müslüman Kardeşler’le bağlantılıymış gibi gösterildi. Oysa adı geçen birçok kişi ve kurum, bu suçlamaları kesin bir dille reddetti.
MİLYONLARCA AVROLUK GİZLİ KAMPANYA YÜRÜTÜLDÜ
Uluslararası araştırmacı gazetecilik ağları tarafından yayımlanan bulgulara göre, BAE’nin bu kampanya için en az 5,7 milyon avro ödeme yaptığı öne sürüldü. Belçika gazetesi Le Soir, Alp Services’in hedef alınan her bir kişi için on binlerce avro aldığına dikkat çekti.
BAE’nin Paris Büyükelçiliği iddialarla ilgili yorum yapmazken, Alp Services’in kurucusu Mario Brero da kamuoyuna yansıyan sorulara yanıt vermedi.
SAHTE PROFİLLER, MEDYA BASKISI VE BANKA HESAPLARI
Dosyalara göre, raporların Emirlikler istihbaratına iletilmesinin ardından hedef alınan isimler için medya kampanyaları başlatıldı. Sahte sosyal medya hesapları oluşturuldu, internet forumlarında karalama içerikleri yayımlandı, hatta Wikipedia sayfalarının değiştirildiği iddia edildi.
Bazı vakalarda, hedef alınan kişi ve kuruluşların banka hesaplarının kapatılması için girişimlerde bulunulduğu da soruşturma dosyalarına yansıdı.
“İTİBARIMIZ ZEDELENDİ, HAYATLARIMIZ ALTÜST OLDU”
Dosyada adı geçen çok sayıda kişi, yaşadıkları süreci şok, korku ve paranoya olarak tanımladı. Bazı isimlerin ülkelerini terk etmek zorunda kaldığı, bazılarının ise işlerini kaybettiği ve ciddi mali zarara uğradığı belirtildi.
Sanatçı Mennel Ibtissem, bu süreçte Müslüman Kardeşler’le hiçbir bağı olmadığını vurgulayarak, hakkında oluşturulan algının kariyerini doğrudan etkilediğini söyledi.
SİYASETÇİLERDEN SANATÇILARA UZANAN LİSTE
Karalama kampanyasında, Avrupa’nın birçok ülkesinden tanınmış isimlerin yer aldığı belirtiliyor. Hedef alınanlar arasında siyasetçiler, İslami kuruluş temsilcileri, aktivistler ve tanınmış feminist isimler yer aldı.
EIC ağı ve İspanyol haber sitesi infoLibre tarafından yürütülen bir soruşturma, İspanya’dan 160’tan fazla kişinin bu kampanyada hedef alındığını ortaya koydu. Bu kişilerin tamamı, Müslüman Kardeşler’le bağlantıları olduğu iddialarını reddetti.
İspanya’da hedef alınan isimlerden biri, İspanya İslami Topluluklar Birliği’nin kurucusu ve genel sekreteri Riay Tatary idi. Tatary, aynı zamanda Madrid’deki Tetuan Camii’nin imamıydı ve Nisan 2020’de Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.
Göç uzmanı Hanan Serroukh, isminin Müslüman Kardeşler’le ilişkilendirilmesini “tutarsız, ciddi ve hatta aşağılayıcı” olarak nitelendirdi.
Fransa’da ise yaklaşık 200 kişi ve 120 kuruluşun hedef alındığı bildirildi. Bunlar arasında eski cumhurbaşkanı adayı Benoît Hamon, Marsilya Belediye Başkan Yardımcısı Samia Ghali ve gazeteci-aktivist Rokhaya Diallo da bulunuyor.
Belçika İklim Bakanı Zakia Khattabi, listeyi “açıkça saçma ve gülünç” olarak nitelendirdi. Birleşik Krallık’ta ise eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in de bazı raporlarda yer aldığı belirtildi.
ABU DHABİ SECRETS NEDİR?
“Abu Dhabi Secrets” olarak adlandırılan soruşturmalar, İsviçre merkezli özel istihbarat şirketi Alp Services’in, BAE hükümeti tarafından 18 Avrupa ülkesinin vatandaşlarını gözetlemekle görevlendirildiğini iddia ediyor.
2017–2020 yılları arasında Alp Services’in, binin üzerinde kişi ile 400’den fazla şirket ve kuruma ait bilgileri Emirlikler istihbaratına sunduğu ve bu kişi ve kuruluşların Müslüman Kardeşler üyesi ya da sempatizanı olarak gösterildiği öne sürülüyor.
Müslüman Kardeşler, 2011 Arap Baharı sonrası Mısır’da iktidara gelmiş, 2012’de Muhammed Mursi’nin cumhurbaşkanı seçilmesiyle kısa süreli yönetimde bulunmuş siyasi-İslami bir hareket olarak biliniyor.
BAE, bu hareketi terör örgütü olarak kabul ederken, Katar’ın Müslüman Kardeşler’e verdiği destek, 2017–2021 yılları arasında Katar’a uygulanan ambargonun gerekçelerinden biri olmuştu.
European Investigative Collaborations (EIC), Alp Services tarafından hazırlanan ve hedef alınan kişilerin konumlarını gösteren haritaları yayımladı. Bu haritalarda “diğer teröristler”, “Katarlı hayır kuruluşları” ve “radikal vaizler” gibi ifadeler yer aldı. Yüzlerce ismin ve oklarla yapılan bağlantıların, bireyleri aşırıcılıkla ilişkilendirmeyi amaçladığı belirtildi.




