Yöneticilerimiz gazete yazarlarının bardağın dolu tarafını görememelerinden muzdarip. Evet bardağın bir de dolu tarafı var. Mesela; KÜLTÜR MERKEZİ: Yapıldığında; en çok memnun olan ve “olması gerektiğine” sıkı sıkıya inananlardandım. Fikrim hala değişmedi. Millet “fabrika, iş sahası” diye ısrar ederken, ben; en az bunlar kadar faydalı olacağını düşünüyordum. Ve her fırsatta sonuna kadar destekledim. Allah var. Lakin; bir defa binanın yapım şekli içime sinmedi. Bir “HANGAR” tarzından çok, şöyle güzel bir bahçe ile çevrelenmiş, bahçesi olabildiğine şık ve egzotik, iki ya da üç katlı, daha estetik ve göze hoş gelen bir yapı olabilirdi. Oldu da bitti maaşallah deyiverdik. Ancak adına münhasır bir “Kültür Merkezi’’ hizmeti alabildik mi? Hayır. Toplantılar, yemekler ve ona benzer etkinlikler yapıldı. Eyvallah. Ama adını “KÜLTÜR’’ koyduğunuzda, insanların beklentisi bu doğrultuda oluyor. Sabırla bir tiyatro gösterisi, bir sinema seansı, ya da buna benzer etkinliklerle içinin ve adının doldurulmasını isterdim. Adı havada kaldı, klasik bir toplantı yeri olarak oldu, bitti. “Niyet’’ “Akıbete’’ uymadı. İleride olabilirliğine inancım taze şimdilik. Ama şimdilik. Bunca zaman geçmesine rağmen olmaması, benim gibi düşünenlerde burukluk yaşatıyor. HALKBANKASI: Bir devlet dairesi işgüzarlığını ve klasik banka zihniyetini kıramamış ZİRAAT BANKASI’ndan sonra “Ağır hastaya deva’’ ilaç gibi geldi Halkbank. Hele ki özel bankaların depremden kaçan “börtü böcek’’ gibi ardı ardına sıvışmasından sonra, çöldeki “vaha’’ ferahlığı ve güzelliği yaşattı şüphesiz Haymana’ya. Personelinden, hizmet anlayışına kadar, güleryüzünden, işbitiriciliğine kadar imkanları ve olanakları doğrultusunda gayet güzel hizmet sundular, şu dakikaya kadar. Önemli bir eksikliği, gediği tıkadılar şüphe götürmez bir şekilde. Tüm esnafın az çok faydalandığı bir yer. Başka banka olmayınca Ziraat Bankası ile kıyaslıyoruz ister istemez. Gönül ister ki; birkaç özel banka daha gelsin. Çocukluğumuzda kartondan kumbaraların dağıtıldığı çocuksu coşkuyu yaşayalım hep beraber. HAYMANA MESLEK YÜKSEKOKULU: “Bir üniversite açılıyor’’ denildiğinde, “…….da boncuk bulmuş kadar’’ sevinmiştik. Ama gele gele 50 civarı öğrenci gelince ve ertesi yıllarda da artmayınca, “arifeyi görüp bayramı görememe’’ gibi şok olduk. Üstüne üstlük bu çocukların kalacağı “YURT’’ da olmayınca “nurtopu’’ bir öğrenci sorunumuz ortaya çıktı. Günü birlik gidip gelmeler, öğretim kadrosunun da Haymana’da ikamet etmemesi, keçiboynuzundan az hallice tad bıraktı damaklarda. Kimse bir şey anlamadı. Varlıkları ve yoklukları belli bile olmadı. Kaynayıverdiler Haymana tenhalığında. Şimdi yurtların temeli atılıyor. Umuda bir harç, ama istikamet doğru. Olması gereken bu. Ama daha çok öğrenci, birkaç ilave bölümler ve ihtiyacımız olan “Turizm MYO’’nun bir an önce faaliyete geçirilmesi lazım. Mevcut yapısı ve cürümü ile yüksekokulun “adı’’ var “tadı’’ yok. SGK: Kesinlikle sağladığı fayda görmemezlikten gelinemez. Ankara yollarını tepmekten, orada bürokrasiyle uğraşmaktan “sabır taşına’’ dönen vatandaşlarımızın enikonu işini görüyorlar. Henüz dosyalarda eksikler olsa da zamanla oturacağı muhakkak. Bardağın dolu diyebileceğimiz bir tarafı daha. Bunlardan başka henüz proje aşamasındaki Konya bağlantı yolu, yada yılan hikayesine dönen Ankara duble yolu için söylenecek fazla söz yok. Hatta ve özellikle Ankara yolu insanların sinir harbine döndü. Geldi geliyor yapılıyor istimlak derken olmadı henüz. Ve bu yol için ne söylese vatandaş sonuna kadar haklıdır. Ve yollların asfaltlanması, kaldırımların yenilenmesi falan, bunlar çokta bir şey ifade etmiyor. Çünkü daha önceki tüm belediye başkanları da az çok hatta özellikle bu kaldırımla oynama ve yenileme mantığına girmişleridir. Sözün özü; bardağın dolu görünen taraflarında da başka boşluklar mevcut. Tıpkı kültür merkezi gibi, tıpkı merkezde yapılan ve kaldırılan göbek çalışması gibi, tıpkı çarşının trafiğe tek yöne indirilmesi, çözümden çözümsüzlüğe düğümlenmesi gibi. Ya da ne görsel ne de manevi bir anlam kazandırılamayan “Şehitler meydanı’’ gibi. Veyahut yıllardır bir çözüme kavuşturalamayan “ticari taksicilerin’’ durumu gibi. Yani bardağın birazı dolu ama o dolu tarafta bile bir boşluk mevcut. Bir de artık bardağın dolu tarafıyla birlikte, insanlar bardağı devamlı dolduracak bir “pınarın’’ özlemindeler. Bugün dolu yarın boş…nereye kadar....? SAYGILARIMLA