Yüzde seksenin üzerinde iktidara oy veren Haymana seçmeni haklı olarak bir beklenti içerisinde. Ancak şu ana kadar sırt sıvazlamalar ve “aslansın, bizdensin, yapacağız, edeceğiz…. cağız…. ceğiz... lerden başka bir şey göremedi. İşin iktidar yönünden bakarsak; kaç nüfusu var Haymana’nın? 32 bin civarında. Kaç seçmen eder; yaklaşık 20 bin civarı. E..ne eder iktidara verilen oy; 15 binden biraz fazla. İktidara göre bu oy; yemek arkası “aparatif’’, devede kulak eder. Onlar için ciddiye alınmayacak bir rakam. Toplasanız köyünü, merkezini Ankara’nın kıytırık bir mahallesinin bir sokağı kadar... O zaman “ver bana herşeyi’’ dediğinizde; sümen altı edilmeler, “hele bakarız” denilmeler, istimlak’a takılmalar ve “hizmet yolda” türü yuvarlak laflara da alışmak lazım. Sene 93’lerde Ankara Batıkent’te yaşadım bir süre. Batıkent; Yenimahalle ilçesinin bir mahallesi. Ama 500 bin civarı bir nüfusa sahip. Mahalleye bak, Türkiye’deki birçok ilden büyük. Aynı şekilde SİNCAN; bugünkü nüfusu 470 bin civarlarında. Potansiyele bak. Ya da Polatlı; 120 bin civarı. Bir de köy nüfuslarını katın bakalım. E.. bu yerler hizmet almasın da, ya da iktidar buralara yatırım yapmasın da, nerelere yapsın? Hoş “küçülen Haymana’dan sorumlular kimler?’’ diye de sormak lazım tabii bu arada. Herşeyde olduğu gibi burada da mahcup olan biz oluyoruz. “Bize hizmet yap” derken, “Kaç seçmenin var?’’ diye kahkahalar atarak, utandırmalarından tırsıyoruz adeta. Onun için birşeyler beklerken, bu iktidar “realitesini” de göz önünde bulundurmak lazım. “Ne ka ekmek, o ka köfte’’ mi derler işte, neyse o. Pokerde blöf yapamayacak kadar elimizin hali belli. Pas ya da “PES” etmemek elde değil. Üç aşağı beş yukarı bir yıl civarı kaldı “yerel” seçimlere. Tabii Haymana vitesten attı, hemen seçim havasına giriverdi. Oysa taşların yerine oturmadığı ve havada kalan daha birçok soru işareti var. Bir defa AKP aday adaylarından birisini “ADAY’’ yaptıktan sonra seçim aritmetikleri üzerine kafa yorulacak, kalem kağıtlar ortaya dökülüp hesap kitaba başlanacak. Şimdi işin içinde köylerden de oy kapmak var. Vay ki ne vay. Allah; tüm adaylara, aday adaylarına ve hala bu maratonda yarışma düşüncesi taşıyanlara yardım etsin. İşin maddi boyutu bir başka dert, manevi boyutu ona keza. Yıpranma ve beyin yorgunluğu; “çile bülbülüm çile” ile eşdeğer. Sonuçta kazanmanın hazzını tadan tüm bu yıpranmaların yerini zafer sarhoşluğuna bırakacak. Ve o dakika tüm çekilen çileler unutulacak. Ancak kaybedenin vay haline. Kaybetmek gerçekten zor bir süreç. “Damdan düşenin halinden, ancak damdan düşen anlar’’ tabiri çok doğru. İşte daha önce kaybedenler anlayacak bu yıkımı. Ve teselli bile hafif kalacak besbelli. İşin kazananına getirirsek işi; İktidar partisinden olması pek bir anlam kazanamayacak galiba. Yukarıdaki rakamlar bunu doğrular nitelikte. Bu nüfus darlığımız ile cürümümüz kadar yer yakabiliriz ancak. “Boynumuzun kalınlığına” göre kendi işimizi, kendi hizmetimizi ve kendi kalkınmamızı kendimiz yapacağız başka yolu yok. O nedenle seçeceğimiz başkan; gerçekten işin ehli, becerikli, tuttuğunu koparan ve kendi imkanları ile Haymana geliri ile yani “kendi yağımız ile kavrulmayı’’ çok iyi bilen, becerebilen olmalı. Devlet, dolayısı ile hükümet, her ne kadar “arkanızdayız, dileyin ne dilerseniz’’ dese de, zamanla unutacak, öteliyecek, avutacak, savuşturacak bizleri. ‘……… ceğiz,…….. cağız’larla bir seçim zamanını daha tamamlayacağız. Zaman uzun, zaman düşünme, zaman “ahlar, vahlar, tühle” demeden kendi göbek bağını kesme vakti. Zaman geçmişten dersler çıkarma, geleceğe umutla bakma vakti….. SAYGILARIMLA.