Yol çok şey, ama her şey değil. Bizim takıldığımız konu, duble yol bitince bütün dertlerin biteceği falan değil. Ama bitmiş bir yolun birçok derdi bitireceğidir.
En azından psikolojik bir rahatlama sağlayacaktır. “Aferim adamlara bak söz verdiler yaptılar’’dır. Ama keşke dedikleri yıllarda bitirebilselerdi, daha bir manidar olurdu.
Birçok yönden medeniyettir ya yol, duble yol olunca duble medeni olacağımız falan da yok açıkçası. Ankara’ya gidip gelirken, biraz zaman kazanacağız, biraz daha rahat seyahat, biraz da “modern bir şehre gidiyoruz’’ izlenimi olacak hepsi bu.
Aynı şekilde Konya-Eskişehir bağlantı yolu da fazla bir şey katacak değil. Cevval faydaları olur elbette. Ama; reklamlardaki uyduruk birtakım bitkisel ilaçlar gibi bütün dertleri “şıp’’ diye kesmez.
Yol çok şey ama her şey değil. Her şey yola endeksli olaydı, Şereflikoçhisar 60 binli nüfustan, 40 bin’lere düşmezdi. Hem de bizimkinden yıllar önce bitmiş ve neredeyse tüm Akdeniz’e açılan, gayet işlek ve popüler bir yolu olmasına rağmen.
Şereflikoçhisar’ı yine tuz ayakta tuttu. Dünyaca meşhur ABD patentli Doktor Mehmet ÖZ’ün “Amannn… diyim 3 beyaz’dan, özellikle tuz’dan uzak durun’’ telkinlerine inat yine tuz ile hayat buldular. Ne cafcaflı bir sanayileri, ne de uçuracak bir sektörleri olmamasına rağmen “elimizdekinin kıymetini bilelim’’ diye sarıldılar “Nimet’’lerine. Yoksa halleri “iç güveysinden daha zor’du’’. Hem de Ali BABACAN gibi üst düzey bir politikacı arkaları olmasına rağmen. “Sağ gözün sol göze faydası yok’’ Atasözününe sımsıkı sarıldılar.
Polatlı’yı Polatlı yapan sadece işlek bir yolları olması değil di. Devlet sağ olsun, damlatmadı, yağdırdı adeta. Yolla başladı, trenle sürdürdü, askeriye, organize sanayii’ler falan filan, biri yarı olmadan, diğerini başlattı. Polatlı; “esas oğlan’’ gibi kasıldıkça kasıldı, kasıldıkça daha bir gürbüzleşti, daha bir alımlı oldu, nihayetinde hem burnu büyüdü, hem de egosu, yatırımcı da yatırdıkça yatırdı, parasını sermayesini aldı yürüdü, “yürü ya kulum’u” doğrularcasına.
Ya da Çubuk. Çubuk’u Çubuk yapan en önemli süreç havaalanının orada olmasıdır. Yoksa kıytırık Çankırı yolu ne katabilirdi ki. Uçaklar uçtukça Çubuk’ta uçuşa geçti, her şeyi ile kanatlandı, palazlandı.
Kırıkkale’den tut, Keskin’e oradan, Kırşehir’e yıllardır yolların en işleği geçer. Ama Kırıkkale’yi hem rafineri, hem de MKE sürükler ne zamandır. Keskin hala mehter marşındaki yürüyenler gibi, iki ileri, bir geri yapar durur. Arada dönüp bir sola bir sağa bakarlar hatta “acaba gelişme ne taraftan gelecek’’ diye. Ama yıllardır vızır vızır bir yolları olmasına rağmen, çatır çatır bir gelişme gösteremez.
Kırşehir Orta Anadolu’nun kavşak yollarından birisidir. Aşti’den otostop yapsanız, o taraflara giden tüm otobüsler Kırşehir’e uğrar. Ancak Kırşehir’i asıl Kır’lıktan kurtarıp, KırŞEHİR yapan önce PETLAS, sonra her gün büyüyen bir Üniversite şehri olmasıdır. Neşet ERTAŞ’ın şirin Kırşehir’ini, şirinliği değil, devletin mukaddes eli kurtarmıştır. Ve gelişmesindeki en az pay “yol’’undadır, muhakkak.
Özetlemek gerekir ise, ne Ankara duble yolu, ne de Konya bağlantı yolu bize ekstra kanat takamaz. Kulağımızın memesinden çekip çekip tahtaya defalarca vuralım ki suyumuza “Allah zeval vermesin’’. Yoksa yollar değil ipek yolu’nun feriştahı olsa kurtaramaz bizi.
Hele çıkmaz bir sokak gibi Ankara’dan gelip burada nihayetlenen bir yol hiç kurtaramaz. Konya yolu bir antibiyotik olmasa bile, bir nebze ağrı kesici olabilir.
Her halükarda; devletin, ya da büyükşehir’in “babayiğit’’ bir yatırım yapması lazım bize. Ya da suyumuza dair yeni şeyler söylemek lazım.
Önümüzdeki ilk yerel seçimde, seçilen kim olursa olsun, devletin denizinden bir damla kapmak için mücadele etmeli. Askeriye’nin bir taburu, devletin işlek bir kurumu, ya da büyükşehir’in adı gibi büyük bir yatırımı. (Meydan havuzu ya da Saat Kulesi değil) Ama asla bir vaadde kalmayacak şekilde, sıkı sıkıya alınacak bir taahhüt lazım.
Yıllardır; “….ceğiz, ….cağız’’larla fazlaca vakit kaybedildi nitekim. Artık “biz açız’’ dedikçe, “Allah aşkına bir tatlı daha yiyin’’ demeyecek, bize aş, ekmek verecek liderler, önderler lazım. Yoksa yollarla avutmanın çok yolu var bu siyaset denen, peşrevi olmayan söylemlerin...
SAYGILARIMLA