Büyük gazetelerin “Ankara’’ eklerine bir bakınca; sayfalar, manşetler dolusu diğer ilçelerin propagandasının yapıldığını göreceksiniz. Haymana ismi sanki alerji yapıyor. Onlar hakiki Emrah’ta biz Emral mıyız? Nedir bu “top benim, benim seçtiklerim oynar’’ mantığı Ankara’nın?
Nallıhan’da toplanan il tarım yöneticileri, Ankara’nın tarımını masaya yatırmışlar. Polatlı’nın, Ş.Koçhisar’ın hububat, Ayaş’ın domates, Nallıhan’ın zerzevatını mercek altına almışlar. Haymana’yı “fasulyeden nimet’’ saymamışlar. Yemişler içmişler, ilçelerin tarım sorunlarını, ağızları doluyken konuşmuşlar.
Ayaş’ın domatesini, Ş.Koçhisar’ın tuzuna banmışlar. Polatlı buğdayından yapılan ekmeğe dürüm yapmışlar. Yazının her tarafından baktım tüm ilçelerin sorunları masada Haymana’nın esamesi okunmuyor. Bari yediğiniz içtiklerinizi Haymana kaplıca suyu ile yıkayaydınız da “mikrop’’ kapmayaydınız. Myanmar’ın bir ilçesi olaydık daha itibarlı olurduk sanki. Polatlı’dan sonra en geniş tarım toprakları bizde, ama Metin ŞENTÜRK bile daha alıcı gözle bakıyor bize, tarım bakanlığı hariç.
Gelelim KAZAN’a. Ankara’nın merkez olmayan ilçeleri içinde en itibarlı olan da o, en çok yardım alan da. Büyükşehir tüm yatırım musluklarını açmış. Seçim “Kazan’’manın yolu oradan geçiyor galiba? Bizzat Kazan belediye başkanı açıkladı; “Ankara-Kazan yolu en kısa zaman da gidiş geliş 4 şerit olacak, Aile Yaşam Merkezi yapılacak, Ovaçayı ıslah projesi tamamlanacak, Saray mahallesine köprülü kavşak yapılacak, semtlere de oyun sahaları inşa edilecek.’’ Sıkı durun şimdi, tüm bunların hepsini Büyükşehir en kısa zaman da yapacak. Yapar da, hiç şüpheniz olmasın.
Bize verilen taahhütler ise; timsah yürüyüşü ile ilerleyen bir yol, olursa meydan havuzu, cabası; Saat Kulesi. Hizmete bak. Burada zaman zaten durmuş, şehrin zembereği dağılmış, saati ha kuleye almışsın, ha yer altına.
Gelelim Polatlı’ya. Yapılan hizmetleri artık sayamıyoruz bile. Ama bu yıl 13 Eylül Polatlı’nın kurtuluşu daha bir şaşalı kutlanmış ki, gelenler hep ağlamış. Gelenler ise; Milli eğitim bakanı; Nabi AVCI, Kara Kuvvetleri komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, EDOK Komutanı, TBMM idare amiri, birçok milletvekili, mendillerini ıslata ıslata bir hal olmuşlar. Biz bu kadar bürokratı, bakanı, komutanı bir arada görsek, birbirimizi çimdik manyağı yaparız “Lan acaba rüyamı görüyoruz ‘’diye.
Ama gel gelelim bize gaz veren çok; “Kurtuluş Savaşı’nın kaderi, dönüm noktası Haymana’dır’’ diye. Aslansınız, kahramansınız diye sırt sıvazlayan çok, “Haymana nerede?’’, Çal’dağı nerede?’’ diye sorsanız, ya haritaya bakarlar, ya navigasyona. Ama gaz bol, o da “hava gazı’’. Bari gaz verirken biraz da “Doğalgaz’’ verseniz ya, heryere var bize yok. Varsa yoksa ara gazı.
Netice itibariyle üvey evlatlıktan, sokak çocuğuna döndük hizmet alma bazında. Belediye’nin kendi imkanları bir yere kadar. Para kısıtlı, vizyon dar. “Olduğu kadar, olmadığı kader’’ anlayışı elimizi ayağımızı bağlamış. Ne geçmiş, ne gelecek belediye yönetimi, bize kanat takıp uçuramaz eldeki malzemeyle. Devlet, ya da Büyükşehir koltuğumuza girmez ise, sakatlıktan kronik kötürümlüğe doğru bir yolculuk var, bizi bekleyen.
O nedenle; biz Ankara üst düzey siyasetine bol siyasetçi sokmalıyız. Bizden uzayan dal kim olursa olsun destek olmalıyız. Lobi oluşturmak, ismimizi duyurmak, hizmet sümeninde adımızın olması ve ivedi iş yapılması ancak o sayede olur.
Misal; Levent GÖK o yüzden çok önemli. Başka Levent GÖK’ler de lazım bize. Levent GÖK meclise girdi gireli onlarca defa Haymana ismi meclis duvarlarında yankılandı, biliyorsunuz. Muhalefet ya da iktidar, herkesin ortak paydası HAYMANA olunca, tüm siyasi taraflar, bir tarafa bırakılmalı.
Diğer yerler bal-baklavadan kepçe ile beslenirken, biz tatlı kaşığı ile artanları yemek zorundamıyız? Hatta bu yerler Nasrettin Hoca misali kepçeyi daldıra daldıra yerken hala durumlarından şikayetçi olarak “Off öldüm, vay öldüm’’ diyorlar.
Birlik içinde olarak bizde kepçeyi alıp bir daldıralım şu devlet aşına da, varsın biraz da biz ölelim...
SAYGILARIMLA