İşler yoğun. Uzun yazmak zor. Kısa kesmek en iyisi.
Çiftçi tarlaya indi, tohumlarla beraber umutlarını da ekiyor ki, gelecek hasada yüzü olsun.
En büyük dert mazot. Benzinle atbaşı gidiyor. Bahane kolay mazot zammında; “Ortadoğu karışık, dolar yükseldi’’ falan filan.
Sanki Ortadoğuyu çiftçi karıştırdı. New York Dow Jons Borsasında dolar alıp satanda çiftçi. Yüzde 80’ler civarında litre başı alınan vergiden kimse söz etmiyor. En pahalısı bizde. Diğer tüm dünya ülkelerinde petrol fışkırıyor da, bir tek biz de yok sanki. Neden en pahalısı bizde?
Mehdi EKER, en uzun süreli tarım bakanı. Soyadı EKER olduğu için mi acaba? Eee.. O kabinede ekiyor, ama çiftçi tarla ekemiyor bu nasıl olacak? Velev ki borç harç ekti, harmanda satarken yüzüne bakan yok mahsül’ün.
Hiç dikkatinizi çekti mi? Benim çekti. Geçen yıl aynı değerlere sahip olan buğday (protein, gluten, süne vs.) falan filan, geçen yıl “yemlik buğday’’ grubunda giderken, bu yıl aynı değerlere sahip, hatta daha iyi değerlere sahipken “Barem dışı yemlik’’ grubunda gidiyor?
Buradaki püf nokta ofis’in alımdaki müdahale olayı galiba. “yemlik buğday’’ grubuna giren buğdaya Ofis 0,62 krş müdalahale alım fiyatı açıklamak zorunda.
Ama buğday “barem dışı yemlik’’ grubuna girer ise, zaten tüccar bir şekilde alıyor ve Ofis müdahalesine gerek kalmıyor. Ve ortalama 0,58 ila 0,60 krş civarında tüccar da bunu alıyor. Ama geriye kalan 0,40 ila 0,20 krş’luk çiftçi için hayati değer taşıyan fark arada kaynıyor.
Burada ki maksat; tüccarlara yapılan bir kıyak mı? Yoksa çiftçi’nin mağduriyeti mi? Ya da Ofis’in “dostlar alışverişte görsün’’ tarzı orada oturması mı?
Geçen gün borsadaki Ziraat Mühendisine durumu anlattığımda; Ofis’in bu yıl alım değerlerini düşürdüğünü söyledi. Mesele anlaşıldı yani.
Haa.. Bir de “Delice otu’’ var ise aynı durum söz konusu imiş. Madem “delice otu’’ diye bir sorun var, Çiftçisini düşünen devlet, çıkacak açıklamasını yapacak “Delice diye bir ot türedi, çözüm yolu böyleyken böyle diye’’. Çiftçi geçinememekten delirmiş, otlar “delice’’ olmuş çok mu?
Bunların hiçbirini yapmayacaksanız;
Bir; “Çiftçiye hertürlü yardım yapıyoruz’’ diye kasılmayacaksınız.
İki; madem tarım ülkesiyiz, Ziraat Fakültesi mezunu mühendislere, potansiyel işsiz olarak “Zavallı’’ gözü ile bakmayacaksınız.
Üç; Tutup işe aldınız diyelim; onları bürolara hapsederek, evrak işi ile meşgul etmeden araziye, tarlaya salacaksınız ki, bu “delice’’ ye çözüm bulsun.
Ofis Haymana’dan gidiyor diye dizimizi dövüyorduk. Meğer dizimizin “uff’’ olduğu ile kalcakmışız. Hani bunun faidesi memlekete?
Eee.. tüm bunlara, Ziraat odası susar, Ofis “çiftçi’nin karagün dostu’’ değil de, iyi gün dostu olur ise, Bakan çoook…. EKER, çiftçi ekemez. Ekse de biçemez, biçse de geçinemez, geçinse de sürünür, sürünse de susar ise, ‘“El elin eşeğini elbet türkü söyleyerek arar’’... SAYGILARIMLA.
NOT; Geçen yıllar da, binbir emekle yol kenarlarına ekilen “top akasyala’’lar heba oldu. Hadi Ankara yolu üzerindekiler, duble yol’a kurban gitti, ya Tır yolu üzerindekiler, Polatlı yolu üzerindekilere ne oldu? Susuzluktan, bakımsızlıktan sararıp solmuşlar. Varsa yoksa ana refüjün sulanması, bu ağaçlar kaderine terk edilmişler. Birkaç tanker su dökülse eminim birçok fasulye nohut dağıtmaktan da, geçen hafta yazılan ‘’parayla satılamaz’’ ama bizde ‘’satılan’’ cinsinden, kömürden daha çok sevap olur.