Arkasında “Sen Türkiye’sin Büyük Düşün” yazan başbakanın afişine yaslanmış vatandaş; “Eee…seçimlerde bitti, bizim kömür ne olacak acaba?” diye hayıflanıyor.
Başbakanın afişten çıkıp, vatandaşa iki tokat atarak kulağına eğilip, “Bak afişte ne yazıyor, büyük düşünsene” demesi lazım.
Haklı Başbakan, büyük düşün sende vatandaş. 8 seçimden galip çıkardın hükümeti, büyük düşüneceksin elbette.
Mesela; Artık ucuz ve yanmayan kömürle yetinme, en kalitelisinden iste, hatta evine bir hizmetçi iste, sobayı kursun, boruları çırpsın, kömürün yanında birde kestane iste hatta, çizilen kestanene aldırma, kestaneyi sobada kebap etsin, armudu pişirsin ağzına düşürsün, büyük düşün azıcık.
Misal kuru makarnaya kanma, peşamen sosuna bandırılmışından iste. İtalyanı’nı iste, spagetti tercih et. Üstüne kıymasını iste, altına peçetesini iste, yanına salatasını iste, çalıştır saksıyı, büyük düşün, en sosyetiğinden iste.
Fasulyenin Ayşe Kadın’ını ve kılçıksızını iste, nohut’un kısık ateşte tez zamanda pişenini talep et, hatta pişirmeye düdüklü tencere iste, yanında kuru soğanın cücüğünü iste, zorla kendini daha büyük düşün bilader.
Mitinglere giderken küçük paralara, biletlere kanma, uçak bileti iste. Belkide ömründe hiç uçağa binemeyeceksin ama, gırtlak patlatarak havaalanını savundun meydanlarda, gırtlak payını iste.
Armudun sapsızını, üzümün çöpsüzünü, şeftalinin tüysüzünü iste. “Hayaldi gerçek oldu” diyenleri örnek al, büyük düş’ün, düşlerine renk kat. En önemlisi tuz’un kokmamışını iste.
Beyaz eşya gelince eve, markalı iste. Buzdolabını derin donduruculu, televizyonunu en büyük ekranından iste. Dibine kadar hak ettin artık. İki yıl garantilisini iste, şifreli kanalları çözeninden iste, genişlet çapını büyük düşün, başbakanı dinle.
Bak beleş TV’nde bal reklamlarına çıkan şahıs bile büyük düşünmeye başladı. Dört kavanozla başladı işe, şimdi sekiz kavanoz karakovan balı veriyor. Yanında Hürrem takı seti, Şehzade Mustafa’nın zıbınını, elinde ne varsa veriyor. Fiyatı hala 100 TL. Lan suya şeker karıştırıp verse, daha pahalıya mal olur. Çin’den ithal arı getirtip, sigortasız arı mı çalıştırıyorlar acaba? Her neyse büyük düşünüyor ama adam, reklamlardan esinlen, sende öyle düşün, neyin eksik, büyüklerini dinle.
Büyük düşün, sonuna kadar, dibine kadar hak ettik bunu. Coşturduk nede olsa sandığı.
Sayemizde; ayakkabı kutusundan çıkan dolarlar, tavşan oldu.
Sayemizde; çelik kasalar; portakal sandığı, yuro’lar İmam Hatip inşaatına bağış oldu.
Sayemizde; Enişte tertemiz bir işadamı, bizim gelin sanatçı reklamın en büyüğünü yaptı. Her biri ayrı ayrı mübarek saflara katıldı.
Sayemizde; Tüm büyüklerimiz birer dürüstlük abidesi, çocukları günahsız sabi oldu.
Sayemizde; Hukuk, “guguk” oldu. Paraleldi, üçgendi, yamuktu derken, Kahraman polis; kötü polis oldu. Yürekli savcıların yürekleri yakıldı. Misal; Bakana yumurta atan 5 yılla yargılandı, “sürpriz yumurta” oldu, Anamuhalefet liderine yumruk atan aynı gün serbest kaldı, “yumurta gibi çocuk” oldu.
Sayemizde; 700 bin TL’lik saat, işporta saat oldu, takan el, pir’u-pak oldu, enişte bacanak, dünür; mağdur, yakasına yapışan savcı hakim’e “yazık” oldu.
Sayemizde; Demokrasi; anılarda, insan onuru; masallarda, erdemli şahsiyet filmlerde kaldı. Öteki-beriki, sizden-bizden, her yerde tam ayrıştırılmış Türkiye sonuna kadar peydah oldu.
“Sen Türkiye’sin büyük düşün” afişine yaslanan vatandaş; “Eee..seçimlerde bitti, bizim kömür işi ne olacak” diyor. Manivela ile kaldırılıp bilinç altına manevralı dinamit döşenmiş bir memleketin evladı gün gelir büyük düşünür elbet, çaktırma; “beraber hırslandık biz bu yollarda” nasılsa...
SAYGILARIMLA