Yetki belgesi alındı. Bundan sonra tüm doğruların mimarı ya da hataların sorumlusu olunacak, bir anlamda ateşten gömleğin giyildiği mekan belediye başkanlığıdır. “Dert bir değil elvan elvan” demiş Aşık Daimi. Hakikaten Haymana dertlerin katmerlenerek üst üste bindiği bir yer. Neresinden nasıl başlanacağı çok önemli.

İlk uygulama, sağlam bir ekip kurmak galiba. Çünkü şehri ekip yönetir. Bir tek başkana dayanan uygulamalar aksamaya mahkumdur.

Geçmiş yıllarda hep yaşandı; bir gün çöpe giden işçi, birden bir yerlerde masa başı işi kapabiliyordu. Ya da tam tersi “müdür" vasfını alan şahıs, bir emirle en ağır işte bulabiliyordu kendini.

Bu Türkiye’deki tüm belediyelerin ortak kusuruydu oysa. Bilhassa bizim gibi küçük belediyelerin. Köylerin daha seçim işine tam manasıyla katılmadığı zamanlarda, kimin hangi taraftan olduğu “şak”, diye bilindiğinden, kazanana göre seçim ertesi statüsü belirleniyordu. Ya bir yerlerde itibarlı iş ve statü, ya da en ağır işte kravatsız günler.

Genelde “çöp” zurnanın son deliğiydi. Elinde çalı süpürgesini görenler, o an anlıyordu olup bitenleri. Oysa daha birkaç gün öncesinde, ütülerden fazlasıyla nasibini almış takım elbisesiyle boy gösteriyordu.

Aslında bir şehre tüm karizmasını veren çöp ekibidir ve alın terini fazlasıyla hak edenler, bu emekçilerdir, ancak bizde nedense hep “hafif” manalar yüklenir. Oysa ekmek kazanmanın erdemini de, kıymetini de en çok bu insanlar bilir. Ama gel gör ki, bazılarının kendini dev aynasında gördüğü yerlerde, bunların ellerinde süpürge kadardır değerleri. Ve ayıbın en büyüğü bu insanlara yapılanlardır.

Asıl konumuza dönersek, “ekip işidir belediyecilik” dedik. Ekip ne kadar sağlam ve işbilir ise, işler de o oranda tıkır tıkır yürür. Yani; nereye, nasıl ve kimin refakat edeceği çok önemlidir.

Misal kaplıcalardaki iş bölümü şu an için bizim belediyemizin en hassas olması gereken bölümdür. Çünkü dışarıdan gelen misafirlerimiz bizim “kara kaşımız kara gözümüz”den ziyade, kaplıcamız için geliyor. O zaman vitrinimiz orasıdır. Tüm şehrimizin özeti, aynamız da orası olacaktır. Ve ekip en sağlam orada kurulmalıdır. Bilet keseninden, tellağımıza kadar, müdüründen, çaycısına kadar en itinalı personel tayini oraya yapılmalıdır.

Güleryüz, kibarlık ve nezaket, işteki titizlik, sorun çözme yetisi, diyaloglardaki üslüp ve giyiminden kuşamına her şey, kusursuz olmalıdır. En önemlisi de işindeki tecrübedir. Yani bir seçim orada, bir seçim burada pinpon topu gibi gidip gelen ve her gittiği yerde tam işi öğreneceği sırada, başka yere kaydırılan bir kişiden alınacak verim, asla üst düzeyde olamaz. Bu ve bunun gibi yerlerde istihdam edilecek personelin, çok iyi bir eğitimden geçirilerek, titiz bir çalışma ile en uzun vadede çalışması sağlanmalıdır. Yetişmiş bir idari personel, size çok şey kazandırır, ya da kaybettirir, tercih sizin. İş tamamen sizin insiyatifinizle yerleştireceğiniz kritik noktalardaki kişilerin başarabilmesine endekslidir. Yüz oy kazandırmış bir kişinin hak etmediği halde, hak etmediği bir mevkiye, tepeden inme gelmesiyle kaybettireceği on müşterinin muhasebesi çok iyi yapılmalıdır. Çünkü bazen iki artı iki dört etmeyebilir.

Her nerede, kime görev verilirse verilsin, partizanlığın artık sona erdiği ve önemli olanın Haymana Belediyesinin ve halkın bekasının ön planda olduğu unutulmamalıdır. Ahde vefa elbette önemlidir, ancak halkın beklentisi, insanların umudu had safhadadır. O nedenle titizlenmek, en ince ayrıntısı ile düşünerek, kişilerin yetenekleri ve eğitimleri, tecrübeleri, karakterleri, sosyal ve psikolojik kriterleri süzgeçten geçirilerek personel, iş tayini dolayısı ile belediyenin yükünü layıkıyla kaldıracak ekibin kurulması sağlanmalıdır.

Muhtemelen her seçimde olduğu gibi bu seçimde de bazı kişiler, bazı görev değişikliklerine uğrayacaklardır. İşte bu görev dağılımındaki başarı hem kişinin hem de başkanın, dolayısı ile belediyenin, en sonunda da Haymananın seçimi, sınavı ve itibar mücadelesindeki karnesi olacaktır. Başarı herkesindir, başarısızlık da, o zaman belediyenin mazbatasını her ne kadar Başkan aldı ise de, aslında bu mazbatayı tüm belediye personeli almıştır. Kritik görevlere gelen herkesin mazbatasıdır bu. Yük herkesin sırtında, vebal herkesin boynundadır. İyi ya da kötü, doğru ya da yanlış, toprağın üstü kadar altıda hep hafızaların bir köşesinde, derin dondurucuda muhafaza edilmelidir...

SAYGILARIMLA...