“Ben demiştim, bak ne kadar haklıymışım” demek istemesem de, bundan yaklaşık 5 yıl önce Haymana Gazetesine yeni yazmaya başladığım yıllarda Cemaat yapılanması ile ilgili köşe yazım. Tarih 3 ŞUBAT 2012. İşin ilginç tarafı o yazımdan sonra Haymanadaki bazı kişilerde dahil olmak üzere birçok eleştiri almıştım. O gün kıyasıya eleştirenler, beni bir cemaat paranoyası ile suçlayanlar olmuştu. Bugün ne düşünüyorlar acaba? Onlarda bugün “Kandırıldık” diyenlerden mi, bilemiyorum. O gün ki yazımı tekrar yayınlıyorum. Acaba paranoyak olan ben miymişim?
* * * * * OKYANUSUN BU TARAFI * * * *
“Ne zaman birilerinin başı ağrısa bu ülke de, ya da tuhaf şeyler yaşansa, ya da alışılmadık siyasi başarı kazanılsa, ya okyanus ötesine teşekkür gidiyor, ya da sitem. Bu da anlaşılıyor ki; uzaktan kumanda ile ya kafamıza vuruluyor, veyahut sırtımız sıvazlanıyor; ödüllendiriliyoruz.
Biat kültürü ile yönetiliyoruz, kaçarımız yok. Ne verilen oyların, ne siyasi çalkantıların, ne de meydanlardaki vatandaşın nabzını tutan siyasetçilerin, bir hükmü yok. Ekonomiden, hukuğa kadar hatta spordan, kültürel faaliyetlere kadar, perde arkasındaki bir güç yön veriyor. Güdümlü siyasetçilerin taşeronluğunda. O isterse gülüyor, ağlıyor, yeniyor, mağlup oluyor, içeri atılıyor ya da ipten alınıyoruz, daraağacına ramak kala.
Artık hiçbir şeye şaşmamayı öğrenmeliyiz. Hiçbir şey göründüğü gibi değil işte. Asker, siyasetçi, memur, bürokrat, işadamı, işçi, köylü ya da vasıfsız bir vatandaş olsan da, görünmeyen bir el yürümemiz, tutmamız gereken yolu çiziyor önümüze. “Ya benim yanımdasın, ya da karşımda” ikilemine sürüklüyor. Üçüncü bir şık yok. “Ya karşımdasın” önermesi ise “çekeceğin çilelere hazır ol”un en aleni hali. Tutulacağın fırtınaya, sansasyona, depremlere, sürülmelere ne kadar dayanabilirsin ki? Tüm bu savrulmalara sebep birçokken, tutunacağın hiç bir dal yok, ne yazıkki.
“Ya okyanus ötesindensin, ya okyanus ötesinden..” Başka alternatif bırakmıyorlar. Bırakın anlatılan demokrasi, hukuk, insan hakları yalanlarını. Yok hiçbirşey sizi kayıran, savunan. Tek tip, prototip insan profiline, hem bedenen, hem ruhen hazır olmalısınız. Bir karşı duruş, bir muhalefet etme zaafiyetine düşerseniz, hapislerde beden çürütmeye, ruhunuzda istem dışı dayatmacı ruhsuzluğa hazır olmalısınız.
Makbul, geçerli ve çok kurnazca kurulan ve yürütülen sistemle çalışılıyor. Ne İstanbul, Ankara gibi metropoller, ne de Haymana, Bala gibi ya da daha küçük yerler, hiç önemli değil, büyük küçük hepsi önemli onlara. Kurtarılmış bölge olsun yeter. Hoşgörü-barış bildirgeleriyle, sistemle barışık görünerek; anı kollamak, sivil, askeri, hukuksal her türlü örgütlenmeyi zamana yayarak elde etmek, eğitimde kendi tabanını oluşturmak, kendi sermayesini büyütmek, kendinden olmayanı, pasif hale getirerek ötekileştirmek ve işlevsizleştirmek ana stratejileri. Medya gücü en önemli ve en etkin kullandıkları silahları. Zamanı geldiğinde açık açık düzene, demokrasiye ve tüm kutsal millet değerlerine savaş açmak. 30 Ocak 2012 Star gazetesinde Mustafa AKYOL’un “Gençliğe hitabe kaldırılmalı” lafı en son çıkış noktası oldu. Ve emin olun kaldırılacaktır. Önce zemin hazırlanıyor. Halkın nabzı ölçülüyor. En usta kalemleri, en usta sözcüleri, polemik konusunda en popüler isimler, nakkaş ustalığında işliyorlar, halkın beyninde yer ediyorlar. Sonrası zaten en kolayı, mağduru oynamak, üniter devletten dem vurmak, zaten birer söz cambazlığında benimsetiyorlar.
1 Şubat 1979’da Ayetullah HUMEYNİ İran Havaalanına indiğinde milyonlar karşılamış ve İran dini devrimi böylece start almıştı. O günden sonra bu yıkıcı dev dalganın önünde kimse duramadı.
Gün gelipte İstanbul, ya da Ankara Havaalanına okyanus ötesinden geleni karşılayacak milyonlar da, Türkiye’de altyapısı oluşturulan yeni bir sistemin başlangıcı da olursa kimse şaşırmasın. Maalesef o gün hiçte uzak değil artık.
Öyle güzel uyutuluyor ki memleketim, kimse uyandırmaya kıyamıyor. Uyandığında zaten bambaşka bir dünyaya uyanacak ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…” (3 ŞUBAT 2012-Haymana Gazetesi)
HAFTANIN SÖZÜ: Cemaatleri ve benzer dinci oluşumları devlet yönetiminden temizlenin çok basit bir yolu var, ve biz buna LAİKLİK diyoruz.
HAFTANIN HABERİ: Yemeğin altını yaktığı için karısı Hatice.C’nin(27) gözüne sumsukla darbe kalkışması yapan Şahap. C’yi (32) kayınçosunun tüm aileyi yardıma çağırması ile girişim bertaraf edildi.
SAYGILARIMLA