Sağlık Bakanlığı tabelalarından T.C’yi kaldırıverdi. “Sağlık mağlık olsun”. Melekler kadar masumlar çünkü. Devlet kurumlarından harfleri kaldırmakla kalmadı çünkü; Misal TÜRK Telekom; Yahudi asıllı Lübnanlılara satıldı. Türkiye Liman İşletmelerine ait; Kuşadası Limanı İsraillilere, İzmir Limanı Hong Kong’lulara satıldı. Araç muayene Almanlara satılarak, canımız “Hans”gile, emanet edildi. Türk PETKİM Azerilere GARDAŞ adıyla okutuldu. Tekel’in içki kısmı ABD’ye, sigara kısmı ABD ve İngiltere’ye verildi ki “şerefee..” derken şereflenelim, içelim parasını el alsın, dumanını yel alsın. Ordunun bankası OYAKBANK; Hollandalılara satıldı. Portakalı soyup başucumuza koysunlar diye. Türkiye Finans Kuveytlilere satıldı, onlar bile başında ki Türkiye’yi değiştirmediler. Uyanmayalım diye. TURKCELL’in yarısı Finlandiyalılara ve Ruslara satıldı. Reklamlardaki SELOCAN’ın aksanı o nedenle “Nataşa” avındaki hovardalar gibi anlaşılmaz ve Tarzanca. Bitti mi? Bitmedi elbette. EnerjiSA’nın yarısı Avusturyalıların, İzocam Fransızlarda, POAŞ Avusturalyalılarda, Garanti Bankasının yarısı ABD’lilerin ki yarınlarımız “garanti’’ altında olsun. Daha da var ama insanın yazası gelmiyor. Bunların yanında Sağlık Bakanlığının “T.C” yi kaldırması ne olur ki. Devir değişti tabii. TC’nin hükmü kalmadı. Adı kaldı bahtiyar. Bu tabelalarda yazan “TC”den kimse rahatsızlık duymazken, Sağlık Bakanlığı ve birkaç “işgüzar” kurumun ve “şahsiyet”in olaya balıklama atlaması manidar aslında. Biz “Baba”dan öyle gördük diyorlar sanki. “Rüzgar ne taraftan eserse bizim yönümüz o taraf” demenin bir başka hali. Modayı takip ediyor işte arkadaşlar. Şimdiler de “TC” iniş trendinde ya, modaya uymak lazım. İlk kim uyarsa, sağ tarafa yaslanıp, liderin sıcaklığından faydalanmak olasılığı var. Rüzgar’ın ters estiği zamanlar çok, malumunuz. Dört mevsimi peyderpey değil, üçü bir arada, hatta dördü bir arada yaşayan bir memleketiz. Hatırlarsanız ESAD; kankamız iken, can ciğer kuzu sarması iken, hatta ailecek çat kapı “ARAPAŞI” yemeye Suriyeye gider iken, aldıda bir yağmur ve şemsiye ters dönüverdi. “Tu kaka” oluverdi ESAD. Eee.. dolayısı ile sülalecek “enseye şaplak…“ durumları varken kanlı bıçaklı oluverdik. Hatta adını bile ESAD tan, ESED’e dönüştürdük. “Kırk yıllık kâni, oluverdi yâni…“ O sebeple ki, rüzgara karşı işemektense “işi kılıfına uydurmak” konusunda rakipsiz oluşumuz ondan. Bunları yukarılardan gören Atatürk anıtkabir de ters dönmesin de napsın. Zamanında “beni TÜRK doktorlarına emanet edin” derken, gün gelip de doktorların başındaki bakan şahsın, tabelalardan “TC”yi kaldıracağını, kırk yıl düşünse aklına gelmezdi. SAYGILARIMLA.