Türkiye’de uzun süredir gündemde olan ve emeklilikte gelir kaybını azaltmayı amaçlayan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) için hazırlıklar devam ediyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, sistemin 2026 yılının ikinci çeyreğinde devreye alınması planlanıyor.

Henüz tüm ayrıntılar netleşmedi. Ancak kamuoyuna yansıyan taslak çerçeve, sistemin zorunlu ve fon esaslı bir yapıda kurgulanacağını gösteriyor.

Mevcut Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile entegre bir yapı öngörülse de, TES’i farklı kılan en önemli unsur işveren katkısının zorunlu hale getirilmesi ve devlet desteğinin daha yüksek oranda planlanması.

Burada hedef, emeklilik döneminde yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aylığına bağlı kalmadan ikinci bir düzenli gelir oluşturmak.

Taslak çalışmalara göre çalışanların brüt maaşından yüzde 3 oranında kesinti yapılması öngürülüyor. İşverenin de aynı oranda yüzde 3 katkı sunması planlanıyor. Devlet katkısının ise yüzde 30 seviyesinde olması gündemde.

Bu modelde maaştan yapılan düzenli kesintiler TES fonunda toplanacak, profesyonel fon yöneticileri tarafından değerlendirilecek ve uzun vadeli birikim oluşturulacak. Emeklilik döneminde ise bu birikim, SGK emekli aylığına ek olarak maaş şeklinde ya da belirli koşullarda toplu ödeme olarak sunulabilecek.

Hükümetin Orta Vadeli Program hedefleri doğrultusunda sistemin 2026 yılının Nisan-Haziran döneminde yürürlüğe girmesi planlanıyor. Bunun için yasal düzenlemelerin Meclis’ten geçmesi gerekiyor. Bakanlık, teknik altyapı ve mevzuat çalışmalarının sürdüğünü belirtti.

Ancak oranlar ve uygulama detayları henüz kesinleşmiş değil. Nihai çerçeve, Meclis sürecinin ardından belli olacak.

Mevcut BES uygulamasında otomatik katılım 45 yaş altı çalışanlarla sınırlıyken, TES’te kapsamın daha geniş tutulması planlanıyor. Taslaklara göre hem özel sektör hem de kamu çalışanlarının sisteme dahil edilmesi gündemde.

BES’te iki ay içinde cayma hakkı bulunurken, TES’te sistemde en az 10 yıl kalma şartı getirilmesi ve erken çıkışın ciddi şekilde sınırlandırılması seçenekler arasında yer alıyor. Ancak zorunlu katılım konusunun nihai düzenleme ile netleşeceği söyleniyor.

BES’te işveren katkısı bulunmazken, TES’te işverenin yüzde 3 katkı yapması öngörülüyor. Devlet katkısının da BES’te yüzde 20, TES’te yüzde 30 seviyesinde olması planlanıyor.

Bir diğer önemli fark ise birikimlere erişim koşulu. BES’te 10 yıl sistemde kalma ve 56 yaş şartı aranırken, TES’te birikimlerin SGK emeklilik yaşına bağlanacağı tahmin ediliyor. Bu yaş, sigorta başlangıç tarihine göre kadınlarda 58 ila 65, erkeklerde ise 60 ila 65 arasında kademeli olarak uygulanıyor.

TES’te amaç, emeklilik anında toplu para çekiminden ziyade, SGK aylığına ek düzenli bir “tamamlayıcı maaş” oluşturmak.

Planlamaya göre TES devreye alındığında otomatik BES uygulamasının bu sisteme entegre edilmesi ve maaşlardan çift kesinti yapılmaması amaçlanıyor. Yani çalışanlar için tek bir yüzde 3’lük kesinti söz konusu olacak.

Sistemin, çalışanların iş değişikliği durumunda hak kaybı yaşamayacağı şekilde tasarlanması bekleniyor. TES birikiminin yeni işyerine taşınabilmesi ve sistemin sıfırlanmaması öngörülüyor. Ayrıca uzun süre aynı işyerinde çalışanlara ilave avantaj sağlanması seçeneği de değerlendiriliyor.

Örnek hesaplamalara göre brüt maaşı 33 bin 30 lira olan bir çalışanın yüzde 3’lük katkısı yaklaşık 991 lira olacak. İşverenin aynı tutarda katkı sunması ve yüzde 30 devlet desteği eklenmesiyle aylık toplam birikim yaklaşık 2 bin 279 liraya çıkacak.

Bu tutarın 10 yıl boyunca kesintisiz devam etmesi halinde nominal toplam birikimin 300 bin liranın üzerine çıkabileceği, 20 yılda ise iki katına yaklaşabileceği hesaplanıyor. Ancak bu rakamlar enflasyon, fon getirisi ve yasal düzenlemelere göre değişiklik gösterebilir.

TES’in hayata geçirilmesi halinde Türkiye’de emeklilik sistemi iki katmanlı bir yapıya kavuşacak: Birinci katmanda SGK aylığı, ikinci katmanda ise tamamlayıcı emeklilik geliri yer alacak.

Sistemin temel hedefi, özellikle asgari ücretliler, memurlar ve özel sektör çalışanlarının emeklilikte yaşadığı gelir kaybını azaltmak. Ancak zorunlu katılım, kesinti oranları ve fon yönetimi gibi başlıklar, kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

Editör Hakkında