Kamuoyunda “ikinci Minguzzi davası” olarak anılmaya başlayan 17 yaşındaki Atlas Çağlayan cinayetinin ardından, aileye yönelik tehdit ve provokatif içerikli mesajlar atıldığı iddiası üzerine güvenlik birimleri harekete geçti. Yapılan çalışmalar sonucunda, aileyi hedef alan paylaşımlarla bağlantılı olduğu değerlendirilen 6 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden üçünün Güvenlik Şube Müdürlüğü, üçünün ise Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından işlemlerine başlandı.
Siber Suçlarla Mücadele Şubesi’ndeki işlemleri tamamlanan üç şüpheli adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından Y.T., S.T. ve A.E. hakkında tutuklama talep edildi. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan şüphelilerden Y.T. ve S.T. duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Mahkeme, üç şüphelinin de “tehdit” suçundan tutuklanmasına hükmetti.
Tutuklanan şüphelilerden A.E., hâkimlikte verdiği ifadesinde suçlamaları kesin bir dille reddetti. A.E., kendisine ait e-posta adresinin izinsiz şekilde kopyalandığını ve tehdit içerikli videolara bu adresin entegre edildiğini öne sürdü. Paylaşımların kendisi tarafından yapılmadığını savunan A.E., bağlantıya tıklanıldığında hesabının görünmesinin teknik bir manipülasyondan kaynaklandığını iddia ederek serbest bırakılmasını talep etti.
Şüphelilerden S.T. ise savunmasında, hattın kendisine ait olduğunu ancak fiilen kardeşi Y.T. tarafından kullanıldığını iddia etti. Atlas Çağlayan’ın ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlardan haberdar olmadığını söyleyen S.T., böyle bir eylemi kendisinin gerçekleştirmediğini belirterek suçlamaları kabul etmedi.
Y.T. ayrıca, daha önce Hakan Çakır cinayetiyle ilgili bir soruşturma geçirdiğini, bu durumun da yine kuzeniyle bağlantılı olduğunu ileri sürdü. İfadede geçen PKK ve Hakan Çakır detayları, soruşturmanın seyrini etkileyebilecek unsurlar arasında değerlendirildi.
Şüphelilerden S.T. ise savunmasında, hattın kendisine ait olduğunu ancak fiilen kardeşi Y.T. tarafından kullanıldığını iddia etti. Atlas Çağlayan’ın ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlardan haberdar olmadığını söyleyen S.T., böyle bir eylemi kendisinin gerçekleştirmediğini belirterek suçlamaları kabul etmedi.