Eldem Sanat Alanı, Çekirdek Eskişehir ve UNITE Ortak Mekân iş birliğiyle Ankara’daki izleyiciyle buluşan sergi, 20 Mart’a kadar ziyaret edilebilecek. Projeye yayın desteği sunan Muteferriqa, Otrera, EKSAV ve SAHA katkılarıyla hazırlanan “MADEN” kitabı da sergi açılışıyla birlikte ilk kez okurla buluştu.
Lületaşının Çelişkili Yolculuğu
Sergi, Eskişehir’den çıkarılan ve “denizköpüğü” adıyla anılan lületaşının çelişkilerle örülü hikâyesini mercek altına alıyor. Geldiği yer ile anıldığı yer arasındaki mesafe, ismi ile özü arasındaki gerilim ve taşın fiziksel paradoksları, serginin kavramsal omurgasını oluşturuyor.
Yumuşaklığı sayesinde kolayca oyulabilen ancak yüksek ısıya dayanıklı olan; suyla temas ettiğinde çözünebilen ama ateşe direnen bu taş, yalnızca jeolojik değil kültürel bir kırılma hattı da taşıyor. Viyana’da emperyal ve oryantalist imgelerle biçimlenen lületaşı, Anadolu’da “sultan başları”ndan popüler kültür figürlerine uzanan geniş bir yelpazede yeniden şekilleniyor. Bir yüzünde Avrupa merkezli formlar, diğer yüzünde sipariş üzerine oyulan güncel ikonlar. Taş, adeta iki kıta arasında dolaşan bir hafıza nesnesi.
Yer Altından İmgeye
Göktürk’ün 2018 yılında lületaşı madencileriyle tanışması ve bir madene inmesiyle başlayan araştırma süreci, zamanla çok katmanlı bir projeye dönüştü. “Maden”, hammaddenin yer altındaki ham formundan işlenmiş imgeye uzanan dönüşümünü görünür kılıyor.
Sanatçı, bu dönüşüm sırasında ortaya çıkan sosyo ekonomik yabancılaşmalara, üretim zincirindeki kırılmalara ve uluslararası hukukta bir nesnenin hangi noktada “hammadde” ya da “eser” olarak tanımlandığına dair sorulara odaklanıyor. Taşın fiziksel dönüşümü kadar, değerinin ve kimliğinin dönüşümü de serginin temel meselelerinden biri.
Çok Katmanlı Bir Proje
Eldem Sanat Alanı’nın SAHA Sürdürülebilirlik Fonu katkısıyla yürüttüğü misafir sanatçı programı kapsamında geliştirilen sergi; desen, heykel ve video yerleştirmelerinden oluşan üç bölümden meydana geliyor. Proje, hem sanatçı kitabı hem de sergi kataloğu işlevi gören hibrit bir yayınla tamamlanıyor.
Bugüne dek lületaşı üzerine daha çok turistik ya da akademik çalışmalar yapılmışken, “Maden” malzemeye güncel sanatın merceğinden yaklaşıyor. Madencilerden zanaatkârlara, yerel topluluklardan tarihsel ve kültürel bağlamı şekillendiren kurumlara uzanan diyaloglar aracılığıyla lületaşı işlemeciliğine özgün bir perspektif sunuyor.
Yer altından çıkarılan beyaz bir taş, bu sergide yalnızca bir nesne değil; tarihin, emeğin ve kimliğin katmanlarını taşıyan bir anlatı taşıyıcısına dönüşüyor. “Maden”, izleyicisini tam da bu katmanların arasına davet ediyor.