Ancak asıl belirleyici süreç, yılın ikinci yarısında uygulanacak yeni maaş zamlarının hesaplanmasında kullanılacak verilerle başlayacak. Bu nedenle ocak ayı enflasyonu, şimdiden büyük öneme sahip.

Geçtiğimiz yılın son iki ayında açıklanan veriler, enflasyon cephesinde görece olumlu bir tabloya işaret etmişti. Aylık enflasyonun kasım ve aralık aylarında üst üste yüzde 1’in altında kalması, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ortaya koydu.

Yıllık enflasyon ise yılı yüzde 30,89 seviyesinde tamamladı ve beklentilerin bir miktar altında gerçekleşti. Bu gelişmelerin ardından, yeni yılın ilk ayına ilişkin tahminler de piyasalarda konuşulmaya başlandı.

Ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelere göre, 2026 yılının ocak ayında aylık enflasyonun yüzde 3,9 ile yüzde 4,4 aralığında gerçekleşmesi bekleniyor. Ortalama beklentinin ise yüzde 4 seviyesinin biraz üzerinde oluşabileceği dile getiriliyor.

Uzman değerlendirmelerinde, yılın ilk aylarında enflasyonun genellikle daha yüksek seyrettiği hatırlatıldı. Ayrıca hesaplama yöntemlerinde yapılabilecek değişikliklerin, ocak ayı verileri üzerinde belirsizlik doğurabileceğine dikkat çekiliyor.

Yeni yıl başında yapılan fiyat ayarlamalarının, beklenen enflasyon oranlarıyla uyumlu olduğu belirtildi. Özellikle temel tüketim kalemleri ve gıda fiyatlarındaki gelişmeler yakından izleniyor.

İlk toplanan fiyatlar ve yapılan öncü hesaplamalar, ocak ayında aylık enflasyonun yüzde 4’e yakın ya da bu seviyenin bir miktar altında kalabileceğine işaret ediyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda, yıllık enflasyonun da yüzde 30 sınırının altına gerilemesi mümkün.

Ocak ayı enflasyon oranı, sadece mevcut ekonomik görünümü yansıtmakla kalmayacak. Aynı zamanda Temmuz 2026’da uygulanacak maaş zamlarının hesaplanmasında kullanılacak 6 aylık enflasyon farkının ilk verisi olacak. Bu nedenle ocakta açıklanacak her puanlık değişim, emekli ve çalışan maaşlarını direkt olarak etkileyecek.

Ocak ayı verisinin, yılın geri kalanına ilişkin beklentiler açısından da önemli bir referans oluşturması öngörülüyor.

2026 yılına yönelik ekonomi politikalarında, enflasyonla mücadele temel öncelik olarak öne çıkıyor. Vergi ve harçlarda başlangıçta daha yüksek açıklanan artış oranlarının, daha sonra enflasyon hedefleriyle uyumlu olacak şekilde aşağı çekilmesi de bu yaklaşımın bir parçası olarak değerlendirildi.

Yetkililer, küresel finansal koşulların destekleyici seyri, emtia fiyatlarındaki ılımlı görünüm, sıkı para politikası ve mali disiplinin, önümüzdeki dönemde dezenflasyon sürecine katkı sağlayacağını vurguluyor. Orta vadede hedef ise enflasyonu belirlenen seviyelerin altına çekmek.

Editör Hakkında