MAHKEMENİN KARARI YARGITAY'A TAŞINDI

Kiracının açtığı dava, Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görüldü. İlk derece mahkemesi, davanın istirdat davasının şartlarını taşımadığı gerekçesiyle davayı reddetti.

Burada istirdat davası, kişinin gerçekte borçlu olmadığı halde icra takibi veya haciz baskısı gibi nedenlerle ödemek zorunda kaldığı bir bedelin geri alınması amacıyla açtığı dava olarak öne çıkıyor.

Dosya daha sonra Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz edildi. İncelemeyi yapan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin yaklaşımını hukuka uygun bulmadı.

Yüksek Mahkeme, hakimlerin yalnızca davacının kullandığı hukuki nitelendirmeye bağlı kalmaması gerektiğine dikkat çekerek, talebin gerçek hukuki niteliğinin belirlenmesi ve buna göre değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı.

YARGITAY'DAN VEKALET ÜCRETİ İÇİN KRİTİK DEĞERLENDİRME

Kararın kira davaları açısından en dikkat çekici bölümü ise avukatlık vekalet ücretine ilişkin oldu.

Yerel mahkeme tarafından 9 bin 822 lira olarak belirlenen dava değerine karşılık 18 bin lira vekalet ücretine hükmedildi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bu uygulamayı da bozma gerekçeleri arasında değerlendirdi.

Yüksek Mahkeme'nin yaklaşımına göre, bir davada taraflardan birinin ödemekle yükümlü tutulacağı karşı vekalet ücretinin, dava konusu yapılan veya reddedilen miktarı aşacak şekilde belirlenmesi mümkün değil.

'DAVA DEĞERİNİ AŞAN VEKALET ÜCRETİ' TARTIŞMASI

Yargıtay'ın kararı, son dönemde hukuk davalarında zaman zaman gündeme gelen düşük miktarlı uyuşmazlıklarda yüksek vekalet ücreti çıkması tartışmasına da ışık tutuyor.

Dava konusu miktarın düşük olmasına rağmen karşı taraf lehine daha yüksek bir maktu vekalet ücretine hükmedilmesi, tarafların dava sonunda beklemediği bir mali yükle karşılaşmasına neden olabiliyor.

Yargıtay ise kararında, uygulanması gereken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini ortaya koydu. Böylece mahkemelerin vekalet ücretini belirlerken dava değerini ve ilgili tarife hükümlerini birlikte değerlendirmesi gerektiği bir kez daha vurgulanmış oldu.

YARGITAY DAHA ÖNCE DE BENZER KARAR VERMİŞTİ

Yüksek Mahkeme'nin bu yaklaşımı ilk kez ortaya koyduğu bir değerlendirme değil. Yargıtay daha önce verdiği başka bir kararda da Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesine dikkat çekmişti.

Söz konusu dosyada mahkemenin, reddedilen miktarı aşacak şekilde 15 bin lira avukatlık vekalet ücretine hükmetmesi uygun bulunmamıştı. Yargıtay, ilgili dosyada reddedilen miktarla sınırlı bir vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkemenin hükmünü hukuka aykırı değerlendirmişti.

Kararda, reddedilen miktarı aşmayacak şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği vurgulanmıştı.

Yargıtay'ın son kararı, Türkiye'de kira uyuşmazlıklarının yoğun şekilde yargıya taşındığı bir dönemde dikkat çekiyor. Kira bedelleri, tahliye talepleri, ödenen kiraların iadesi ve diğer kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava konusu miktarın yanı sıra yargılama giderleri ve vekalet ücretleri de tarafların karşılaşabileceği mali sonuçlar arasında bulunuyor.

Kararla birlikte özellikle düşük değerli uyuşmazlıklarda, dava değerinin üzerinde bir vekalet ücretinin taraflardan tahsil edilmesinin önüne geçilmesi gerektiği yönündeki Yargıtay yaklaşımı güçlenmiş oldu.

Bu nedenle kira davası açmayı veya kendisine karşı açılan bir kira davasında hukuki mücadele yürütmeyi planlayanların yalnızca ana para veya kira bedeli üzerinden değil, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin nasıl hesaplanacağı konusunda da hukuki destek alması önem taşıyor.

Yargıtay'ın kararı, kira uyuşmazlıklarında mahkemelerin hem davanın gerçek hukuki niteliğini doğru belirlemesi hem de taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretini dava değerini aşmayacak şekilde değerlendirmesi gerektiğini ortaya koyması bakımından emsal niteliğinde bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Yorumlar
Editör Hakkında