Ancak son dönemde Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), Anayasa Mahkemesi (AYM), Danıştay ve Yargıtay kararlarıyla çalışma hayatında çalışanların kişisel verilerinin korunmasına yönelik yeni bir yaklaşım benimsendi. KVKK'nın aldığı emsal karar, mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesini hukuka aykırı olarak değerlendirdi.

Kararın gerekçesinde, biyometrik verilerin en hassas kişisel veri kategorileri arasında yer aldığına dikkat çekilirken, bu verilerin çalınması veya yetkisiz kişilerin eline geçmesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçların "geri döndürülemez" riskler taşıdığı vurgulandı.

"ÇALINIRSA GERİ DÖNÜŞÜ YOK"
KVKK, mesai takibi gibi rutin idari işlemler için yüksek riskli biyometrik verilerin işlenmesinin, veri güvenliği ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmadığını kayda geçirdi. Kurum, çalışanların açık rızasının bulunmasının dahi tek başına yeterli olmayacağını belirtti.

Yapılan değerlendirmeyle birlikte işverenlerin, çalışanların mesai takibini sağlamak için daha az müdahaleci ve daha güvenli yöntemlere yönelmesi gerektiği ortaya konuldu.

ŞİRKETLER MESAİ TAKİBİNİ NASIL YAPACAK?
Yeni yaklaşım doğrultusunda işverenlerin, çalışanların giriş ve çıkışlarını takip etmek için "ölçülülük" ilkesine uygun sistemleri tercih etmesi gerekiyor.
Bu kapsamda; Şifreli personel kartları, PIN kodu uygulamaları, RFID ve NFC tabanlı turnike sistemleri ve geleneksel imza çizelgeleri, gibi alternatif yöntemlerin kullanılması öngörülüyor.

GİZLİ KAMERA VE SES KAYDI SUÇ SAYILIYOR
İş yerlerinde çalışanların gizlice izlenmesi ve ses kayıtlarının alınması da hukuki açıdan ciddi sonuçlar doğurabiliyor. İşverenlerin çalışanlara haber vermeden kamera kaydı yapması veya ses kaydetmesi, özel hayatın gizliliği ilkesine aykırı kabul ediliyor. Bu tür uygulamalar mevzuat kapsamında cezai sorumluluk doğurabiliyor.

Çalışanlar, iş yerinde gizli kamera veya ses kaydı tespit etmeleri halinde:
Kaydın derhal sonlandırılmasını talep edebiliyor,
Haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebiliyor,
Savcılığa suç duyurusunda bulunabiliyor,
Tazminat talebiyle dava açabiliyor.

OFİSLERDE KAMERALAR NERELERE KONULABİLİR?
İşverenler güvenlik amacıyla belirli alanlarda kamera sistemi kurabiliyor. Üretim alanları, depo bölümleri, giriş kapıları, koridorlar ve ortak kullanım alanları güvenlik kamerasıyla izlenebiliyor. Ancak çalışanların mahremiyet alanları kesin bir koruma altında bulunuyor.

KAMERA KAYITLARI NE KADAR SAKLANABİLİR?
Mevzuatta güvenlik kamera kayıtlarının ne kadar süre saklanacağına ilişkin kesin bir süre öngörülmese de uygulamada "makul süre" ilkesi esas alınıyor.
Birçok iş yerinde kayıtların yaklaşık bir ay boyunca saklandığı, sürenin sonunda ise sistem tarafından otomatik olarak silindiği belirtiliyor.
Bununla birlikte iş yerinde meydana gelen bir kavga, hırsızlık veya adli bir olay söz konusu olduğunda ilgili kayıtlar ayrılarak daha uzun süre muhafaza edilebiliyor.

KAMERA KAYITLARI HERKESLE PAYLAŞILABİLİR Mİ?
Kamera kayıtlarının üçüncü kişilerle paylaşılması da sıkı kurallara bağlı bulunuyor. Bir hırsızlık, kavga veya suç şüphesi halinde kayıtlar polis, savcılık veya mahkemeler gibi yetkili makamlarla delil amacıyla paylaşılabiliyor. Bunun dışında işverenlerin görüntüleri; sosyal medyada yayınlaması, reklam amacıyla kullanması, kurum içinde alay veya eğlence amacıyla paylaşması ve hukuka aykırı kabul ediliyor. Böyle bir durumla karşılaşan çalışanlar maddi ve manevi tazminat davası açabiliyor.

KAMERA KAYITLARI DELİL OLARAK KULLANILABİLİR
Hukuka uygun biçimde yerleştirilen ve çalışanların bilgilendirildiği güvenlik kameralarından elde edilen görüntüler, iş hukukunda ve ceza yargılamalarında delil niteliği taşıyabiliyor. Kavga, hırsızlık, devamsızlık veya iş sözleşmesinin ihlaline ilişkin uyuşmazlıklarda bu görüntüler ispat aracı olarak kullanılabiliyor. Ancak gizli kamera veya mahrem alanlarda yapılan kayıtlar hukuka aykırı delil niteliğinde olduğundan, bu kayıtlar gerekçe gösterilerek çalışana yaptırım uygulanamıyor veya işten çıkarma kararı verilemiyor.

UZAKTAN ÇALIŞANLAR DA KORUMA ALTINDA
Uzaktan çalışma modelinde de çalışanların özel hayatı korunuyor. İşverenler, çalışanların evine kamera yerleştiremez, bilgisayar kamerasını sürekli açık tutmaya zorlayamaz veya ev ortamını kayıt altına alamaz.
Çalışanın konutu, özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı kapsamında değerlendirildiği için bu tür talepleri reddetme hakkı bulunuyor. Bununla birlikte işverenler, çalışanlarıyla işin gerektirdiği ölçüde görüntülü toplantılar yapabiliyor ve iletişim kurabiliyor.

KURALLARA UYMAYAN ŞİRKETLERİ MİLYONLUK CEZALAR BEKLİYOR
KVKK'nın kararına rağmen mesai takibinde biyometrik veri işlemeye devam eden veya sistemlerini mevzuata uygun hale getirmeyen işletmelere 2026 yılı itibarıyla ciddi idari para cezaları uygulanabilecek.

Buna göre; biyometrik veri işlenmesine ilişkin ihlallerde 256 bin 357 TL ile 17 milyon 92 bin 242 TL arasında,
Çalışanların veri işleme süreçleri konusunda yeterince bilgilendirilmemesi halinde 86 bin 437 TL ile 1 milyon 709 bin 200 TL arasında, KVKK'nın talimatlarının yerine getirilmemesi durumunda ise 427 bin 263 TL ile 17 milyon 92 bin 242 TL arasında idari para cezası uygulanabilecek.

ÇALIŞANLARIN MESAİ KAYITLARI YİNE TUTULACAK
İş Kanunu'na göre işverenlerin, fazla mesai dahil tüm çalışma sürelerini kayıt altına alma yükümlülüğü devam ediyor. İşe giriş ve çıkış kayıtları; fazla çalışma, devamsızlık, ücret ve iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda önemli bir delil niteliği taşıyor. Ancak yeni dönemde bu kayıtların, çalışanların en hassas kişisel verilerini riske atmayacak yöntemlerle tutulması gerekiyor.

Yorumlar
Editör Hakkında