İddianamede, örgütün çocuklarla nasıl temas kurduğu ve onları hangi yöntemlerle etkisi altına almaya çalıştığına ilişkin değerlendirmelere yer verildi. Diğer yeni nesil suç örgütlerinde olduğu gibi aile bağları zayıf çocukların özellikle seçildiği belirtildi.

İddianameye göre çocuklarla ilk temas; yemek ısmarlama, sosyal aktivitelere davet etme veya para vererek ilgi gösterme yoluyla kuruluyor. Bu aşamanın ardından çocuklar, sosyal medya üzerinden yoğun örgüt propagandasına maruz bırakılıyor.

Para ve lüks yaşamın etkisiyle çocukların örgüt içerisinde yer almaya başladığı belirtilen iddianamede, maddi vaatlerin yanı sıra aidiyet duygusunun da kullanıldığı ifade edildi.

Örgüte dahil edilmek istenen çocukların aidiyet boşluğunun, “Sen bizim kardeşimizsin” sözleriyle doldurulmaya çalışıldığı kaydedildi.

İddianamedeki değerlendirmeye göre bu süreçte çocuk, “karizmatik” bir kişiliğe büründüğünü düşünüyor ve ailesiyle arkadaşlarına kendini gösterme amacı taşıyor.

Savcılığın çocukların profillerine ilişkin değerlendirmesinde; aile içinde gerilim yaşayan, okulda başarısız olan, toplumda yalnızlaşan ve ekonomik sıkıntı çeken çocuklarla gençlerin suç örgütleriyle temas kurma eğilimine dikkat çekildi.

İddianamede ayrıca eski mahalle kültürünün kaybolmasıyla toplumun kontrol mekanizmasının zayıfladığı, bu durumun suç örgütlerinin gençlere ulaşmasını kolaylaştırdığı değerlendirmesi yapıldı.

İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün e-posta adresine gönderilen bir ihbarda da çocukların lüks yaşam vaatleriyle kandırıldığı öne sürüldü. İhbarda şu ifadeler yer aldı:

“Yolunu kaybetmiş bu çocukları yurt dışında şatafatlı hayat yaşatacaklarını vaat edip kandırıyorlar. Ben bu çocuklara suç işletenlerle aynı mahallede büyüdüm. Bunlar kendilerini ‘Casperlar ya da Çirkinler’ olarak tanıtıyorlar. Türkiye’nin her yerinde adam vurup, iş yerlerine ateş ediyor, para koparıyorlar.”

Yorumlar
Editör Hakkında