Adalet Bakanlığı ve AK Parti tarafından yürütüldüğü belirtilen 13. Yargı Paketi çalışmalarında, boşanma ve nafaka hukukuna ilişkin önemli değişiklikler üzerinde duruluyor. Yaklaşık 30 maddeden oluşması beklenen kanun teklifinde süresiz yoksulluk nafakası, boşanma davalarının daha kısa sürede sonuçlandırılması, mal paylaşımı ve sosyal medya düzenlemelerinin yer alması planlanıyor.
Hazırlıkların tamamlanmasının ardından teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına sunulması hedefleniyor. Ancak paketin Meclise sunulması, maddelerin kesinleşmesi ve yasalaşması ayrı aşamalar olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle taslakta yer alan düzenlemelerin yürürlükteki hukukla karıştırılmaması gerekiyor.
SÜRESİZ NAFAKA DÜZENLEMESİNDE SON DURUM NE?
Yeni yargı paketiyle ilgili çalışmaların en önemli başlıklarından birini yoksulluk nafakasının süresi oluşturuyor. Mevcut hukuki çerçevede boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla ve karşı tarafın mali gücü oranında nafaka talep edebiliyor.
Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresini 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla iptal etti. Karar, 30 Eylül 2026'da Resmî Gazete'de yayımlandı. İptal hükmünün yayımlanma tarihinden dokuz ay sonra, yani 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı.
AYM'nin kararı, yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılması anlamına gelmiyor. Mahkeme, nafakanın süresinin belirlenmesinde hâkime somut olayın koşullarını değerlendirme imkânı tanınması ve gerektiğinde süresiz nafakaya hükmedilmesini sağlayacak açık ölçütlerin kanunda düzenlenmesi gerektiğine işaret etti.
Kararın ardından yeni yasal çerçevenin nasıl oluşturulacağı önem kazandı. 13. Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen nafaka hükümlerinin de bu tartışmalar çerçevesinde şekillenmesi bekleniyor.
NAFAKA SÜRESİ NASIL BELİRLENECEK?
Hazırlık aşamasındaki düzenlemeye ilişkin aktarılan ayrıntılarda, nafaka süresinin belirlenmesinde birden fazla ölçütün dikkate alınması öngörülüyor. Taslakta yer aldığı belirtilen formüle göre nafakanın en az üç yıl olması ve evliliğin başlangıcından boşanma davasının açılmasına kadar geçen sürenin yarısını aşmaması planlanıyor.
Bununla birlikte nafaka süresinin yalnızca evliliğin kaç yıl sürdüğüne göre hesaplanmaması üzerinde duruluyor. Nafaka talep eden eşin yaşı, eğitim durumu, sağlık koşulları ve kendi geçimini sağlayabilme kapasitesinin değerlendirilmesi öngörülüyor. Nafaka ödeyecek tarafın boşanma sonrasındaki ekonomik koşullarının da hesaplamada dikkate alınması planlanıyor.
HANGİ DURUMLARDA DAHA UZUN SÜRELİ NAFAKA VERİLEBİLECEK?
Taslakta öne çıkan başlıklardan biri de özel koşullarda daha uzun süreli nafakaya hükmedilmesi. Nafaka alacaklısının çalışamayacak duruma gelmesinde nafaka yükümlüsünün haksız fiilinin etkili olması veya uzun süren evlilik nedeniyle yaşı ilerleyen eşin düzenli gelirinin bulunmaması gibi durumların ayrıca değerlendirilmesi öngörülüyor.
Bu tür durumlarda hâkimin, evlilik süresine dayalı hesaplamanın ötesine geçerek olayın koşullarına göre daha uzun bir nafaka süresi belirleyebilmesi hedefleniyor. Böylece nafaka süresinin her boşanma dosyasında aynı formülle belirlenmesi yerine tarafların kişisel ve ekonomik koşullarının da dikkate alınması amaçlanıyor. Ancak bu istisnaların hangi şartlarla uygulanacağına ilişkin kesin hükümler, teklifin yasama sürecindeki son şekliyle ortaya çıkacak.
MEVCUT NAFAKA KARARLARI NASIL ETKİLENECEK?
Hazırlık aşamasındaki metinde, yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte devam eden davalar ve kesinleşmiş nafaka kararları için geçiş hükümlerinin de ele alındığı belirtiliyor. Aktarılan taslak formülüne göre daha önce ödenen nafaka süresi, yeni hesaplama yöntemiyle belirlenen süreyle karşılaştırılacak. Önceden geçen sürenin yeni hesaplamayla bulunan süreyi aşması durumunda bir yıllık ek ödeme dönemi uygulanması öngörülüyor.
Kalan nafaka süresinin bir yıl veya daha az olması halinde de bir yıllık geçiş süresinin işletilmesi; kalan sürenin bir yıldan fazla olması durumunda ise yeni hesaplamayla belirlenen sürenin tamamlanmasının esas alınması planlanıyor. Bu hükümler, mevcut nafaka alacaklarının ve devam eden davaların nasıl etkileneceği açısından önem taşıyor. Bununla birlikte geçiş hükümlerinin kesin uygulaması, yürürlüğe girecek kanun metnine bağlı olacak.
BOŞANMA DAVALARININ DAHA KISA SÜREDE TAMAMLANMASI HEDEFLENİYOR
13. Yargı Paketi kapsamında ele alınan bir diğer konu, boşanma davalarının makul sürede sonuçlandırılması. Taslakta, boşanma kararları ile nafaka, velayet ve tazminat gibi boşanmanın sonuçlarına ilişkin kararlarda istinaf ve temyiz süreçlerinin yeniden düzenlenmesi üzerinde duruluyor.
Aktarılan düzenleme önerisinde, bölge adliye mahkemesinin bazı istinaf başvurularını esastan reddetmesi üzerine verilen kararların temyiz incelemesi dışında bırakılması öngörülüyor. Bununla birlikte ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin farklı kararlar vermesi halinde temyiz yolunun açık tutulması planlanıyor.
MAL PAYLAŞIMI VE SOSYAL MEDYA DÜZENLEMELERİ DE GÜNDEMDE
Nafaka ve boşanma davalarının yanı sıra mal paylaşımı ile sosyal medyaya ilişkin düzenlemeler de 13. Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen başlıklar arasında bulunuyor. Mal paylaşımına ilişkin olası değişiklikler, boşanma sonrasında eşlerin ekonomik hakları ve evlilik süresince edinilen mallara yönelik uyuşmazlıklar bakımından önem taşıyor. Sosyal medya alanındaki düzenlemelerin ise hangi konuları kapsayacağı ve nasıl uygulanacağı, teklifin ayrıntıları açıklandığında değerlendirilebilecek.