Gündem Uygur Türkleri ya, dünün transparan bugünün dini bütün-milliyetçisi, kendi kendini meşhur sanan birkaç zat facebook’unda profil resmini Gökbayrak yapıverdi. Yav be.. hem Müslüman hem de Türk oluverdiler. “Duyarlıyız ayol, yazık günah kıızz…Ayy içim parçalandı..” çemkirmeleri eşliğinde millete sosyal mesaj zehirlenmesi yaşattılar.

Çin Uygur Bölgesinde Uygur Türklerine yönelik Oruç tutmamaları için işkence yapılıyor, bebeklerin kemikleri çatır çutur kırılıyor, demir şişlerle yaşlıların kafası eziliyor, kadınları iç organları dışarı dökülüp, karnındaki bebek Türk doğacak diye karnı deşiliyor.

Oysa biz soydaşlarımıza sahip çıkmayı yaklaşık 10 yıldır unutmuştuk. Ve bu zulüm yıllardır sürüyordu. Myanmar’a, Mısır’a, Arakan’a yanıp ağlamaktan, Uygur Türklerine bir türlü sıra gelmemişti.

Bizler daha düne kadar Ebru’nun bebeği etkilenmesin diye yanıp tutuştuk. Kolay mı babası Cumhuriyet Tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk davasından içerideydi, ya uykusunda sıçrayıverirse bebecik, ne olurdu Ebru ve Reza’cığın hali. Beşiğinde kemikleri kırılan Uygur bebeği umrumuz da değildi.

Tuğçe’ler iç çamaşırı gibi din değiştirirken, Uygur Türk soydaşlarımızın Müslümanlığı ne kadar alakadar ederdi ki bizi? Müslümanlık deyince bak şimdi aklımıza geldi 3-5 sene önce kendi kendilerine sanatçı diyen mübarekler trilyonluk misafirlerine iftar yaptırdıklarını dünyaya duyurur, fakirin halinden havyar, portakallı ördek yiyerek anlarlardı. Birbirleriyle yarışarak Umrelere koşar, hem giderken, hem dönerlerken ihramlar içinde şakur şukur fotoğraf çektirir, salya sümük ağlar, ruhlarının kuş gibi olduğunu, az makyaj bol dua ile limuzinlerine koşarlardı.

Seçimde iktidar bir sarsıldı, bizim tırışkadan ünlüler, sanatçılar bu ramazanda ne iftar verdiler, ne de koşa koşa Umre’lere gittiler. Bir boşluğa düştüler ki sorma gitsin. İktidar kim, muhalefet kim olacak kafaları karıştı. Baktılar şimdilik moda Uygur Türklerine yapılan zulüm, yapışıverdiler bir ucundan. İnternetlerinde var, akıllı telefonlarında var ama akıllarında yok, bakmayın siz gözyaşlarına. Ya tutarsa mantığı. Güya duyarlılar, güya gündemi takip ediyorlar, güya sahip çıkıyorlar. Sorsan Uygur Türkleri nerede? diye; “İstanbul’un dışında yaşayanlar onlar değil mi şekerim” le hem s…lar, hem de sıvazlarlar.

Birkaç yıl önce Uygur Türklerinin manevi lideri Rabia Kadir alınmadı memlekete. Gerekçe “zamanlama manidar devleti sıkıntıya sokamayız” dendi. Rabia Kadir’in alınmadığı memlekete elini kolunu sallayarak İŞİD girdi, Peşmerge girdi, PKK girdi, 2 milyon Suriyeli girdi, ÖSO girdi, hiçbiri devleti sıkıntıya sokmadı. Rabia Kadir sokar elbette, çünkü nazikçe izin istedi, “Türkiye benim devletim” dedi, “soydaşım” dedi, “dindaşım” dedi. “Türkiye’dekiler öz kardaşım” dedi. Almadılar içeriye. Rabia Kadir’i almayan büyüklerimiz, Mısır’daki Rabia için ağlıyordu o aralar. Rabia var Rabiacık var muhterem.

“Yeni Türkiye” hayaliyle yatılıp kalkılıyordu o zamanlar, sanatçısı siyasetçisi. Yeni Türkiye de eski Uygur Türklerinin ne işi vardı bebeğim. Şimdi eski tas eski hamama dönünce iş, Gökbayrak kıymete biniverdi. Ama iş işten geçti, kırıldı, tükendiler, hem bedenen hem ruhen. Bu saatten sonra ruhlarına bir Fatiha okurlar artık Gökbayrak’ı facebooklarına simge yapan ünlü müsveddelerimiz; “veleddalinden sonra mı amin diyorduk panpa” diyerek..

HAFTANIN SÖZÜ: "Hiçbir şey bilmeyen cahildir ama bilip de susan ahlaksızdır."

HAFTANIN HABERİ: “la olum bir Hoca varmış, teraviyi 15 dakikada kıldırıyormuş, bu ramazanda Haymana’ya gelecekmiş” hayali bu senede boşa gitti.

SAYGILARIMLA