“Ona dünyam demiştim… Ama onun sözleri bir anda tüm dünyamı boşluğa bıraktı.”

Okuduğum kitapta, ana kahramanın çok sevmesinin bedelini ağır ödediği bir bölüm vardı. Öyle içime işledi ki… Bir an kendimi onun yerine koydum; inanın nefesim kesildi. “Yeryüzünde böyle seven var mıymış?” diye düşündüm. Sonra sevilen tarafı düşündüm: Bu sevgiyi hak edecek ne yapmış olabilir? Böyle sevilmek, dünya üzerinde kaç kişiye nasip olur?
Ve insan böyle derin ve güzel seven birini, sebep ve koşullar ne olursa olsun, nasıl üzebilir? Gitme ihtimalini nasıl göze alabilir? Bu sevenlerin ortak kaderi midir? Asıl soru ise şu oldu: Gitmek, sevgiye dair midir?
Kitaptaki kahramanın aktardıklarıyla bir an sanki ben de o anı yaşıyormuşum gibi hissettim.
İşte bir okur olarak kalbimi sızlatan o bölümü yazar şöyle aktarmış:
Sözler değil, o sözlerin yarattığı boşluk, yıkım ve kırgınlık üzerime çöktü. O an kendimi yitirdim, zaman yavaşladı, nefes almak zorlaştı. İçimde tarifsiz bir acı ve kırgınlık oluştu.
Gözümün önünden, onunla yaşadığım tüm özel hatıralar film şeridi gibi geçti. İlk bakışlarımız, birlikte güldüğümüz anlar, sessiz paylaşımlar… Nefesim kesildi, kalbim hızla çarpıyor, hayat sanki durdu. Kendimi aradım: “Ben neredeyim?” diye sordum. Sonra bir adım daha ileri gittim: “Onun dünyasında neredeyim?”
Sevgim, ibadet gibi saf bir inançla bağlı olduğum his, şimdi ne olacak? Bütün o adanmışlık, bütün o güven, her şey bir anda sorgulanır oldu. Nasıl taşıyacağım bu yükü? Nasıl ifade edeceğim kendimi? Öz sevgim, öz saygım, öz değerim ne olacak? Gitmeli miyim?
İşte en büyük kalp acısı budur: Dünyanı adadığın kişi tarafından, belki istemeden...yıkıldığını hissetmek… İçine dolan bu kırılma, gözlerini kapattığında bile,kulağında yankılanan, beyninde dönen o sözler...Acının derinliği öyle büyük ki, onu anlatacak kelime bulamadım. Sadece hissettim… Sessizce, tarifsizce… Ve bir yandan da kendinme sordum: Bu sevgi, bu inanç, bu adanmışlık, her şeye rağmen nasıl devam edecek?

İnanın kitabın içinden çıkamadım; yazar o kadar ustaca anlatmış ki, gerçekten takdir ettim. Sanki tüm bu duyguları ben yaşadım. Umarım bende sizlere, okuyanlara, bu derin hisleri aktarabilmişimdir...
Mukadder ben; kitapta aktarılan sevme biçimine hayran kalarak okurlarına naçizane bir tavsiye bulunan:
Eğer hayatınızda sizi böyle derin, saf ve koşulsuz seven biri varsa… onu sıkı sıkı tutun. Böyle bir sevgi, dünyanın en nadide lütfu; kaybetmeden, kıymetini bilerek yaşayın. Sevgilerimle...