Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi’nin ardından ittifakın geleceği, savunma harcamalarının paylaşımı, Türkiye-ABD ilişkileri, F-35 görüşmeleri ve CAATSA yaptırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Fidan, CAATSA yaptırımları konusunda yakın zamanda sonuç alınmasını beklediklerini belirterek, “İki liderde de bu irade olduğu sürece, biz de bakanlıklar olarak sorunları çözmek için uygun adımları atıyoruz. İnşallah yakında bir neticeye ulaşacağız” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TRT Haber canlı yayınında Ankara’da düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni değerlendirdi. NATO’nun iki kanadının birbirine ihtiyacı olduğunu vurgulayan Fidan, zirvede transatlantik ilişkiler, külfet paylaşımı, savunma sanayisi, askeri dayanıklılık ve ittifakın yeni güvenlik mimarisinin ele alındığını söyledi.

Türkiye ile ABD arasında yürütülen F-35 görüşmelerine de değinen Fidan, CAATSA yaptırımları konusunda kısa vadede ilerleme beklediklerini açıkladı. KAAN savaş uçaklarında kullanılması planlanan F110 motorlarına ilişkin ABD Kongresindeki yasal bildirim süresinin sona erdiğini belirten Fidan, bundan sonraki süreçte herhangi bir sorun çıkmasını beklemediklerini ifade etti.

“NATO’NUN İKİ KANADININ BİRBİRİNE İHTİYACI VAR”

Dünyanın birçok krizle aynı anda karşı karşıya bulunduğunu belirten Hakan Fidan, son yıllarda NATO’nun geleceği ve caydırıcılığı konusunda önemli tartışmalar yürütüldüğünü söyledi.

Fidan, “Birçok krizin ortasındayken esas itibarıyla hem Avrupa’da hem diğer coğrafyalarda çok ciddi tartışmalar vardı. Bu güvenlik tartışmalarında NATO’nun geleceği nasıl olacak? NATO’nun etkinliği, caydırıcılığı ve birlikteliği azalıyor mu? Bu noktada yapılan tartışmalar aslında çok fazla sonuç verici tartışmalar değildi” ifadelerini kullandı.

Ankara’daki zirvede NATO’nun Avrupa ve Kuzey Amerika’dan oluşan iki kanadının ortak bir zeminde buluştuğunu kaydeden Fidan, ittifakın kuruluş amacına uygun bir rol üstlenmesinin önemine işaret etti.

NATO’NUN YENİ ROLÜ

Transatlantik aktörlerin görüşlerinin Ankara’daki zirvede ortak bir noktada buluşturulduğunu belirten Fidan, NATO’nun saldırı odaklı değil, savunma ve barışı korumaya yönelik rolünün yeniden ön plana çıktığını söyledi.

Fidan, şöyle konuştu:

“Transatlantik aktörlerin, her iki taraftaki aktörlerin ortaya koyduğu görüş ağırlıklarının aslında bir noktada buluşturulabileceği görüldü. NATO’nun kuruluş amacı olan, saldırıya yönelik değil, daha çok savunma ve barışı korumaya, refahı ve huzuru artırmaya yönelik rolünün yeniden bir keşfi oldu.”

NATO’nun Avrupa ve Amerika kanatlarının birbirinden kopamayacağını vurgulayan Fidan, her iki tarafın da güvenlik ve savunma alanında birbirine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

ABD’NİN KÜLFET PAYLAŞIMI TALEBİ

ABD’nin uzun yıllardır NATO’nun Avrupa ayağının savunma yükünün büyük bölümünü üstlendiğini savunduğunu aktaran Fidan, Washington yönetiminin bu konuda yeni bir düzenlemeye gidilmesini talep ettiğini söyledi.

Fidan, Avrupa devletlerinin güçlü ekonomilere ve yüksek refah seviyelerine sahip olduğunu belirterek, güvenlik harcamalarının daha adil paylaşılmasının zirvenin en önemli gündemlerinden biri olduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı Fidan, şunları kaydetti:

“Birincisi, Amerika’nın haklı olarak şikâyet ettiği bir konu vardı. ‘NATO’nun Avrupa ayağının yükünü uzun yıllardır ben taşıyorum. Artık burada yeni bir düzenlemeye gidilmesi lazım’ diyor. Çünkü Avrupa devletleri gerçekten müreffeh devletler. Avrupa Birliği’nin oluşturduğu büyük bir ekonomik düzen alanı var.”

ABD’de uzun süredir Avrupa’nın güvenliğine yönelik harcamaların iç politikada tartışma konusu olduğunu anlatan Fidan, şöyle devam etti:

“Amerika, ‘Ben bunların güvenliğini sağlarken, bunların istifade ettiği sosyal güvenlik imkânlarını kendi halkıma sunamazken, benim sağladığım güvenlikle böyle bir hayatın yaşanıyor olması bir politik tartışma konusudur’ diyor. Külfet paylaşımının bir konsept olmaktan çıkıp artık uygulamaya dönüşmesi önemliydi.”

SAVUNMA SANAYİSİ NATO’NUN ANA UNSURLARINDAN BİRİ OLDU

Savunma sanayisinin artık askeri unsurları destekleyen ikincil bir alan olarak görülmediğini belirten Fidan, sektörün NATO’nun savunma planlamasının temel parçalarından biri hâline geldiğini söyledi.

Fidan, “Savunma sanayisi alanının en az savunma unsurları, askerler ve ordular kadar önemli olduğu görüldü. Savunma sanayisi artık destekleyici bir unsur değil, ana bir unsur. Bütün savunma planlamalarının yapılmasında ve stratejilerin oluşturulmasında bu konu NATO’nun kayıtlarına ve stratejik doktrinine geçti” dedi.

“EN FAZLA KONUŞULAN BAŞLIKLARDAN BİRİ DAYANIKLILIKTI”

NATO Zirvesi’nde en fazla ele alınan konulardan birinin askeri dayanıklılık olduğunu ifade eden Fidan, bir ordunun kurulması kadar bu ordunun ne kadar süreyle faaliyet gösterebileceğinin de önemli olduğunu vurguladı.

Fidan, şu ifadeleri kullandı:

“En fazla konuşulan konulardan biri dayanıklılık konusu. Ordularınızı hazırlıyorsunuz ama ne kadar süreyle mühimmatınız olacak? Savunma mekanizmaları ne kadar süreyle devam edecek? Lojistiğiniz ne kadar iyi olacak? Bütün bunların planlanması gerekiyor.”

Ülkelerin yalnızca askeri personel ve silah sistemlerine değil, mühimmat stoklarına, lojistik hatlara, üretim kapasitesine ve kritik altyapıların korunmasına da yatırım yapması gerektiğini dile getiren Fidan, yeni savunma anlayışının bütün bu unsurları birlikte kapsadığını belirtti.

AVRUPA’NIN İKİ ÖNEMLİ GÜCÜ: FRANSA VE ALMANYA

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçmişte NATO’ya yönelik yaptığı değerlendirmeleri de hatırlatan Fidan, bu açıklamaların arka planında Avrupa Birliği’nin kendi güvenlik alanında daha fazla sorumluluk üstlenmesi düşüncesinin bulunduğunu söyledi.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından birlik içerisinde Fransa ve Almanya’nın öne çıktığını belirten Fidan, “Avrupa Birliği’nin İngiltere çıktıktan sonra iki önemli gücü kim? Fransa ve Almanya. Almanya ekonomik bir dev, Fransa ise askeri bir dev” dedi.

Fransa’nın Avrupa merkezli yeni bir güvenlik yapılanmasına öncülük etme arzusunun bulunduğunu ifade eden Fidan, “Fransa’nın öncülük edeceği yeni bir güvenlik alanının oluşturulması arzusu veya stratejisini burada görebiliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNİN STRATEJİK ÖNEMİ

NATO içerisinde kurulacak savunma sanayisi ortaklıklarının Türkiye açısından büyük önem taşıdığını belirten Fidan, Türk savunma sanayisinin yüksek stratejik değere sahip teknolojilere odaklandığını söyledi.

Fidan, Türkiye’nin yalnızca küçük ve orta ölçekli savunma araçları üretmediğini vurgulayarak şunları kaydetti:

“Buna benzer sözleşmeler savunma sanayimizin geleceği açısından fevkalade önemli. Türk savunma sanayisine baktığınız zaman bizim için sadece küçük ve orta ölçekli savunma araçlarının değil, çok yüksek stratejik öneme sahip teknolojilerin ve silahların üzerinde yoğunlaşıldığını görüyoruz.”

Türkiye’nin geliştirdiği savunma sistemlerini sıralayan Fidan, “Hava savunma sistemleri, füze sistemleri, jet uçakları, yeni nesil ve ileri nesil insansız hava araçları, sürü dronları ve siber araçlar gibi alanlarda çalışmalar yürütülüyor” dedi.

Bu sistemlerin kolektif bir savunma anlayışı içerisinde geliştirilmesinin maliyeti azaltacağını ve NATO’nun savunma direncini artıracağını belirten Fidan, Türkiye’nin bu alandaki politikalarının isabetli olduğunun görüldüğünü ifade etti.

Fidan, “Bunların belli bir kolektif çerçevede yapılabilir olması maddi külfeti azaltır ve savunma direncini yükseltir. Ortaya koyduğumuz politikaların şu ana kadar ne kadar isabetli sonuçlar ürettiğini gördük. Türkiye’nin bu noktada örneklik teşkil etmesi NATO’ya çok ciddi bir katkı sundu” diye konuştu.

Netanyahu ile Trump’tan kritik telefon görüşmesi: İran saldırıları ve Lübnan gündeme geldi
Netanyahu ile Trump’tan kritik telefon görüşmesi: İran saldırıları ve Lübnan gündeme geldi
İçeriği Görüntüle

“TRUMP, CUMHURBAŞKANIMIZ İSTEDİĞİ İÇİN GELDİ”

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara ziyareti hakkında da açıklamalarda bulunan Bakan Fidan, ziyaretin ilk gününde kapsamlı görüşmeler gerçekleştirildiğini söyledi.

Trump’ın 7 Temmuz’da Türkiye’ye resmi ziyarette bulunduğunu belirten Fidan, “İlk gün, 7 Temmuz’da resmi ziyaret oldu ve yaklaşık 6 saat süren bir diyalog vardı. Gerçekten Cumhurbaşkanımız istediği için geldi” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile ABD arasında liderler düzeyinde ortaya konulan siyasi iradenin sorunların çözülmesi bakımından önemli olduğunu vurgulayan Fidan, iki ülkenin ilgili kurumlarının bu doğrultuda çalışmalarını sürdürdüğünü dile getirdi.

F-35 VE CAATSA AÇIKLAMASI

Türkiye’nin F-35 programına dönüşü ve CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik görüşmeler hakkında bilgi veren Hakan Fidan, iki ülke liderinin de sorunları çözme iradesine sahip olduğunu söyledi.

Bakan Fidan, şunları kaydetti:

“Bu irade iki liderde de olduğu sürece, biz de bakanlıklar olarak bunları çözme konusunda uygun adımları atıyoruz. İnşallah yakında bir neticeye ulaşacağız. Kısa vadede bir beklentimiz var. CAATSA konusunda yakında sonuca ulaşacağız.”

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ardından ABD tarafından uygulanan CAATSA yaptırımları, iki ülke arasındaki en önemli anlaşmazlık başlıklarından birini oluşturuyor. Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programından çıkarılmasıyla başlayan süreçle ilgili diplomatik ve teknik görüşmeler devam ediyor.

KAAN’IN F110 MOTORLARINDA YASAL SÜRE DOLDU

Milli muharip uçak KAAN’da kullanılması planlanan F110 motorlarına ilişkin süreci de değerlendiren Fidan, ABD Kongresindeki yasal bildirim süresinin sona erdiğini açıkladı.

Fidan, “F110 motorlarıyla ilgili Kongrenin yasal bildirim süresi de dün itibarıyla doldu. İnşallah bundan sonra bir sorun çıkmamasını bekliyoruz” dedi.

Fidan’ın açıklamasıyla birlikte Türkiye’nin KAAN projesinde kullanılacak motorların tedarik sürecinde önemli bir aşamanın geride bırakıldığı belirtildi.

ABD-İRAN ÇATIŞMASINDA HÜRMÜZ BOĞAZI AYRINTISI

Bakan Fidan, ABD ile İran arasında yeniden başlayan çatışmaların arka planına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Hürmüz Boğazı’ndaki deniz geçiş alanlarının kullanımı konusunda taraflar arasında farklı yorumların ortaya çıktığını belirten Fidan, yaşanan anlaşmazlığın çatışmaya dönüştüğünü anlattı.

Fidan, şöyle konuştu:

“İran’ın uluslararası sularda kendi hakkı var, 12 mil. Umman tarafının hakkı var. Bir de arada kalan yaklaşık 20 mile yakın başka bir alan var. Hangi alan kullanılacak, nasıl kullanılacak? Burada bir farklılık var. Bunun detayına girmek istemiyorum.”

Tarafların Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri farklı değerlendirdiğini belirten Fidan, “Buradan hareketle bir taraf kendisinden habersiz bir şey yapıldığını düşündü, diğer taraf da İran’ın geçişi engellediğini söyledi ve çatışma başladı” ifadelerini kullandı.

“TARAFLAR ARASINDA SESSİZLİK SÜRECİNE GİRİLDİ”

ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temaslar sonucunda çatışmaların şimdilik durduğunu açıklayan Fidan, mevcut sessizliğin kalıcı bir ortak anlayışa dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Fidan, “Dün itibarıyla yapılan iletişim neticesinde taraflar arasında şu anda bir sessizlik sürecine girildi. Ancak bunun tekrar ortak bir anlayışa bağlanması gerekiyor” dedi.

Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş şartları konusunda hafta sonuna kadar çözüm bulunabileceğini düşündüğünü belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hafta sonu itibarıyla bir çözüme ulaşılabileceğini düşünüyorum. Geçişteki anlayış farklılığının giderilmesi konusunda bir sonuca varılabilir.”

Kaynak: Haber Merkezi