Geçen haftalarda yazmıştık, belediye tek iş kapısı pozisyonunda diye. Eli ekmek tutmaya aday delikanlılar, genç kızlar hemen gözü belediyeye dikiyor; “Acaba bana da iş çıkar mı?” diye. Eğer iyi bir oy potansiyeline sahip bir sülaleniz varsa, ya da işini kotaran bir encümen çıkarabiliyorsanız, evet kesinlikle var.

Haymana Belediye başkanları zaman zaman değişse de, bazı encümenler bir türlü değişmiyor. Filmlerde “Ailenin zeka küpü” diye alnından öpülen, parlak zekalı kahramanlar gibi birkaç encümen veya meclis üyesi her seçimde ön saflarda yer bulmayı kesinlikle beceriyorlar. İsim vermeye gerek yok, zaten herkes tanıyor, biliyor onları. Yeni yüzler ortaya çıksa da onların arasında eskilerden birkaçı hep arada kaynayıp, köşe kapmaca gibi bir koltuk mutlaka kapıyorlar.

“Nedir bu değişmeyen eskilerdeki keramet?” derseniz, en net olanı, iyi bir oy potansiyeli olmalarından başka bir altı çizilecek özellikleri muhtemelen yoktur. Bugüne kadar herhangi bir encümenin Haymana adına önemli projeyi, bizzat düşünerek, çalışarak ve kendinden bir şeyler katarak hayata kazandırdığını ve herkesten bolca hayır duası aldığını duymadım. En fazla yetkilerini ve siyasi mertebelerini kullanarak birkaç kişiye istihdam sağlamışlardır, o kadar. Ha..bunu yaparken de elbette, kendi eş, dost ve akrabalarını ilk tercih olarak düşünmüşlerdir.

Bu malum şahısların her zaman güçlünün tarafında olma, kazananın saffında yer tutmak gibi bir ön sezileri de var elbette. Eğer bunların birkaçı bir adayın etrafında kenetlenmişse, herkesin gözünde o aday kesin kazanır. Bu o kişilerin çok sevilen, aman aman takdir edilen kişilerden olmasından ziyade, halk nazarında: “Eğer bunlar şu adayın yanında iseler, kesin kazanma kokusunu almışlar arkadaşşşş, bizde ufaktan sokulalım” diye Erman Toroğlu gibi uzata, sündüre kahve köşelerinde konuşulur. Ve seçim neticesi de buna göre şekillenir.

Peki neydi bu bazı zat-ı muhteremlerde olan “Hastasıyız dedeee..” dedirten sadakat ve her seçim zamanında yere göğe kondurulmayan, izzet ikramın ve en sonunda da verilen koltuk?

Çok iyi bir eğitimleri mi var? Valla ben diploma kolleksiyonlarının olduğunu hiç zannetmiyorum. En babayiğidi lisedir, olmadı Açık öğretim Fakültesinde sıradan bir bölümdür. O da sırf üniversiteli olmak için.

Herkesten ayrı bir bakış açıları, görülmeyeni gören, bilinmeyeni bilen bir kerametleri olduğunu da zannetmiyorum. Eğer olsaydı zaten bugün bunların yerine başka şeyler konuşuyor, tartışıyor olurduk.

Özel yetenekleri, kendilerine has bir tılsımları, zor zamanlarda pelerinlerini ortaya koyan bir kahramanlıkları olduğuna da şimdiye kadar şahit olmadım, olan da yok zaten.

Olsa olsa “tecrübeleri vardır”, diye özel bir muamele görmelerindeki sır desek, “eh belki bu olabilir” diyelim. Ama sırf insan tecrübeli diye her seçimde bu kişilere saplantılı bir şekilde bağlanmak ne kadar doğru tercihtir, bence işaretlenen en yanlış şık.

Oysa yeni fikirlere, yeni yüzlere, yeni oluşumlara ihtiyacımız var. Genç, dinamik, aydın, erdemli, üreten, danışan, tartışan ve ufku geniş insanları ortaya çıkarıp, desteklememiz gerekirken, hep aynı yüzler, hep aynı düşünceler, hep aynı kısırdöngüde debelenip duruyoruz. Sonra da diyoruz ki “Eyvah..”

Olması gereken, yapılması gereken, eğitimi ile taçlanmış, fikri ve zikri ile rüşdünü ispatlamış, herkes tarafından çıkarsızca takdir edilen, sevilen, sayılan, söz sahibi, yürekli, tuttuğunu koparan, gerektiğinde insiyatif kullanıp doğruyu gören, bilen ve müdahale eden, aydınlık yüzünü ve düşüncelerini etrafına anlatıp, pozitif düşünen insanlara kucak açıp, ilçeyi daha iyi yerlere taşıyacak kişilere şans vermek değimlidir, doğru olan? Bu satırları her okuyan, “Lan kesinlikle doğru” der, ama iş icraata gelince yine bu pamuklara sarıp sarmaladığımız, vazgeçemediklerimize oy verir. Ondan sonra başlar feryada; “İşte bir arpa boyu yol gidemedik, hep aynı kişiler koltuklarda” falan filan. İyi de canım kardeşim, mühür sendeydi, selayet sendeydi, peki o zaman senin aklın nerdeydi?

HAFTANIN SÖZÜ: Hayat, hep çalışmadığımız yerlerden soruyor, sonra da kafamıza vura vura aptal ediyorlar.

HAFTANIN HABERİ: Havaların ısınması ile düğün mevsiminin geldiğine inanan ünlü halay başı S.B(39) sandıktan çıkardığı halay mendilini hanımına ütületti.

SAYGILARIMLA