Mehmet Şimşek, gelir dağılımındaki gelişmeler ve ücretlerin milli gelir içindeki payına ilişkin değerlendirmelerinin ardından hayat pahalılığı konusundaki politikaya da değindi.

Gini katsayısında iyileşme görüldüğünü ancak gelir dağılımındaki mevcut seviyenin hâlâ yüksek olduğunu belirten Şimşek, dezenflasyon programının uygulanmaya başlamasından bu yana gelir dağılımında belirgin bir ilerleme yaşandığını ifade etti. İş gücünün GSYH'den aldığı payın son üç yılda ciddi şekilde arttığını söyleyen Şimşek, ücretlerin milli gelir içerisindeki payının da uzun dönem ortalamalarının üzerine çıktığını belirtti.

Şimşek, hayat pahalılığına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Hayat pahalılığı baskısını son derece ciddiye alıyoruz, Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuda bizi görevlendirdi. Kararlılığımız tamdır ve bu yolda tavizsiz devam edeceğiz."

ŞİMŞEK: PROGRAMI KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ

Ekonomi programlarının dış koşullardaki değişimlere bağlı olarak güncellenebileceğini belirten Şimşek, uygulanan programın sabit bir yapı olmadığını söyledi. Küresel ekonomide yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin ekonomik hedefleri üzerinde etkili olduğunu kaydeden Şimşek, programın değişen şartlara göre güncellenmesinin doğal olduğunu ifade etti.

Hedeflerde fazla iddialı davranıldığı yönündeki değerlendirmelerin kendilerine yöneltilebilecek makul eleştirilerden biri olduğunu söyleyen Şimşek, şöyle konuştu:

"Bize yöneltilebilecek tek makul eleştiri, hedeflerimizde 'fazla iddialı' davrandığımız olabilir. Evet, iddialıydık ve bunun getirdiği maliyetler oldu, fakat programa bağlılığımız tamdır, programı kararlılıkla sürdüreceğiz ve dezenflasyonu tesis edeceğiz."

Şimşek, ekonomi programının değerlendirilmesinde yalnızca kısa vadeli sonuçların değil, izlenen yönün de dikkate alınması gerektiğini belirterek, "Asıl önemli olan gittiğimiz yöndür ve yönümüz son derece nettir. Sınırlı bir ilerleme bile hiç ilerleme olmamasından çok daha iyidir." dedi.

2027-2029 OVP'DE ENFLASYON HEDEFİ YÜZDE 9

Şimşek'in açıklamalarının yapıldığı 2027-2029 Orta Vadeli Programı, Türkiye ekonomisinin üç yıllık dönemine ilişkin makroekonomik hedefleri, kamu maliyesi çerçevesini ve yapısal reform gündemini ortaya koyuyor. Program, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlandı.

Programda fiyat istikrarının kalıcı şekilde sağlanması temel öncelikler arasında yer alırken, 2026 sonunda yüzde 28,4 olması öngörülen enflasyonun 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e ve 2029'da yüzde 9'a gerilemesi hedefleniyor. Böylece program dönemi sonunda enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere indirilmesi amaçlanıyor.

OVP'de büyümenin ise 2026'da yüzde 3,3, 2027'de yüzde 4,2, 2028'de yüzde 4,6 ve 2029'da yüzde 5 seviyesine ulaşması öngörülüyor. Program sonunda yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının yüzde 8'in altına çekilmesi hedefleniyor.

İMALAT SANAYİSİNE SEÇİCİ KREDİ DESTEĞİ

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sıkı para politikasının etkilerinin hissedildiği dönemde üretim ve yatırım tarafındaki desteklerin sürdürüldüğünü de anlattı. Orta ve yüksek teknoloji alanındaki yatırımlar için kredi imkanlarının sunulduğunu belirten Şimşek, imalat sanayisinin yanı sıra çiftçiler ve küçük işletmeler için sübvansiyonlu kredi uygulamalarının devam ettiğini söyledi.

İmalatçıların finansmana erişiminin kolaylaştırıldığını belirten Şimşek, sanayide dönüşüm, değer zincirinde daha yüksek katma değerli alanlara geçiş ile dijital ve yeşil dönüşümün desteklendiğini ifade etti. Emek yoğun geleneksel sektörlerin de mali destekler ve seçici kredi programlarıyla desteklendiğini kaydetti.

2027-2029 OVP'de de özellikle imalat sanayisinin üretim kapasitesinin korunması, yatırımların devam ettirilmesi, istihdamın desteklenmesi ve ihracatın güçlendirilmesi için hedef odaklı politika araçlarının kullanılacağı belirtiliyor. KOBİ'lerin finansmana erişiminin güçlendirilmesi ve emek yoğun sektörlerde seçici destek mekanizmalarının geliştirilmesi de programdaki öncelikler arasında bulunuyor.

ÇİN İLE TİCARETTE 48 MİLYAR DOLARLIK AÇIK

Toplantıda Şimşek'e küresel ticarette Çin'in artan etkisi ve "İkinci Çin Şoku" olarak nitelendirilen gelişmeler de soruldu. Çin'in kümülatif ihracatının Afrika'ya yüzde 27'nin üzerinde, Asya'ya yaklaşık yüzde 16, Avrupa Birliği'ne yüzde 14 ve Türkiye'ye yüzde 11 arttığını belirten Şimşek, ABD'ye yönelik ihracatın ise yaklaşık yüzde 19 gerilediğini söyledi.

Küresel ticarette önemli bir değişim yaşandığına dikkat çeken Şimşek, Türkiye ile Çin arasındaki ticaret dengesine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Bu yıl Çin'e olan ihracatımız yıllıklandırılmış bazda 4 milyar doların hemen altındayken, ithalatımız 52 milyar dolar civarında. Dolayısıyla görebileceğiniz üzere, ortada oldukça büyük bir açık var. Bunu karşılıklı fayda sağlayacak şekilde nasıl daha sürdürülebilir kılabileceğimizi Çinli dostlarımızla görüşüyoruz."

Şimşek'in verdiği rakamlar, Çin ile Türkiye arasındaki dış ticaret açığının yaklaşık 48 milyar dolar seviyesinde olduğunu ortaya koyuyor.

"ASYA'YA YENİLENMİŞ BİR ODAĞIMIZ VAR"

Türkiye'nin Asya ülkeleriyle ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi gerektiğini belirten Şimşek, bölgenin Türkiye açısından önemli bir potansiyel taşıdığını ifade etti. Türkiye'nin geçmiş dönemde Asya'ya yeterince güçlü şekilde odaklanamadığını söyleyen Şimşek, yeni dönemde bölgeye yönelik temasların artırılacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Çay açıkladı: Basına 8 ayda 5,2 milyar TL'lik destek!
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Çay açıkladı: Basına 8 ayda 5,2 milyar TL'lik destek!
İçeriği Görüntüle

"Asya'ya inanıyoruz. Asya, Türkiye'nin ne yazık ki geçmişte yeterince güçlü odaklanamadığı bir bölge. Dolayısıyla buraya yönelik yenilenmiş bir odaklanmamız var ve Asyalı ortaklarımızla ilk fırsatta temas kurmak istiyoruz."

2027-2029 OVP'de de ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve ticaret diplomasisinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Program kapsamında Türkiye'nin Asya, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika arasındaki ticaret akışlarındaki konumunun güçlendirilmesi ve uluslararası ulaştırma koridorlarının geliştirilmesi öngörülüyor.

EKONOMİ PROGRAMININ HEDEFİ REFAH ARTIŞI

Şimşek, uygulanan ekonomi programının nihai amacının yalnızca enflasyonu düşürmek olmadığını, bunun yanında sürdürülebilir büyüme ve daha adil bir gelir dağılımıyla vatandaşların yaşam standartlarının yükseltilmesinin hedeflendiğini söyledi. Şimşek, programın nihai hedefini şu sözlerle açıkladı:

"Programın nihai hedefi, sürdürülebilir yüksek büyüme oranı ve daha adil bir gelir dağılımıdır. Yani temelde Türk halkı için daha iyi yaşam standartlarıdır."

Dezenflasyon sürecinin ilerlemesiyle büyüme ile diğer ekonomik politika öncelikleri arasında daha dengeli bir yapı oluşacağını belirten Şimşek, geçmiş dönemlerde enflasyonun gerilediği süreçlerde Türkiye'nin daha yüksek büyüme oranlarına ulaştığını ifade etti.

"ENFLASYONU DAHA DA AŞAĞI ÇEKMEMİZ GEREKİYOR"

Türkiye'nin geçmiş ekonomik performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, 1990'lı yıllarda enflasyonun ortalama yüzde 70 civarında, reel GSYH büyümesinin ise yaklaşık yüzde 3 seviyesinde olduğunu söyledi. 2002-2013 döneminde enflasyonun tek haneli seviyelere gerilediğini ve ortalama reel büyümenin neredeyse iki katına çıktığını belirten Şimşek, sürdürülebilir yüksek büyüme için fiyat istikrarının önemine dikkat çekti. Şimşek, "Temel hedefimiz elbette sürdürülebilir yüksek bir büyüme oranı yakalamaktır, fakat bunun için enflasyonu daha da aşağı çekmemiz gerekiyor" dedi.

KKM'DEN ÇIKIŞ VE REZERVLERDEKİ GELİŞMELER

Şimşek, ekonomi programının uygulandığı süreçte Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) çıkış, rezervlerin güçlendirilmesi ve istihdam gibi başlıklarda önemli sonuçlar alındığını belirtti. 2027-2029 OVP'nin resmi basın duyurusunda da KKM'den çıkış sürecinin kur baskısı oluşturmadan tamamlandığı, 28 Ağustos 2026 itibarıyla Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payının yüzde 61,5'e yükseldiği ve brüt rezervlerin 188,2 milyar dolara ulaştığı belirtildi.

Şimşek, ekonomi programında sonuç alınmasının daha zor olduğu alanlardan birinin enflasyon olduğunu ifade ederken, petrol fiyatları başta olmak üzere çeşitli gelişmelerin dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini söyledi.

ŞİMŞEK: "ROTAMIZI KORUYACAĞIZ"

Ekonomi programının temel doğrultusunda herhangi bir değişiklik olmayacağı mesajını veren Şimşek, enflasyonla mücadelede küresel koşulların oluşturduğu zorluklara rağmen programın sürdürüleceğini belirtti. Şimşek, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:

"Elbette sonuç almanın daha zorlu olduğu bir alan da var. Enflasyon noktasında petrol fiyatları dahil olmak üzere, yaşanan birçok gelişme dezenflasyon sürecini olumsuz etkiledi. Hepimizin vurguladığı gibi asıl önemli olan gidilen istikamettir ve biz rotamızı koruyacağız. Bizim duruşumuz budur."

Kaynak: Haber Merkezi