Sene 2009’da “Van Münit”le başladı her şey. Bizim için hem Davos, hem de İsrail bitmişti. Bundan sonra sittin sene Davos’a gitmeyecek, hele İsrail’le selamı sabahı kesecektik. Taş buz hem de çok fena küsmüştük.
O gün gözlerinin içine bakıp; “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” demiştik.
Akabinde Başbakanı İstanbul Atatürk Havaalanında “Davos Fatihi” olarak karşılamıştık.
O günden bugüne;
İsrail’in adı hep; “Çocuk ve Bebek katili İsrail”di
İsrail’le iş yapanlar “siyonizmin uşağı, Tel Aviv’in yalakasıydı”
Ucundan kıyısından soyu o taraflara dayananlar; “İsrail tohumu, Yahudi dölüydü”
O dönemin başbakanı ve Davos’un muzaffer komutanı son noktayı koymuştu; “Ben olduğum sürece İsrail’le normalleşmemiz mümkün değil”
Başbakan atarlanır da, vatandaş durur mu? Bizde boş durmadık, hemen başladık İsrail’i protesto etmeye. İlk önce Coca Cola içmeyi şak diye kestik, protesto edip döktük bile. Kola içeni kınıyor, hele geğireni asla affetmiyor; “Geberesice İsrail uşağııı…” nidaları ile cenk edip saldırmaya kalkıyorduk.
Coca Cola’nın gazıyla beraber biz memleket olarak acaip gaza gelmiştik. İsrail’in ortak olduğu malları protesto etmeye başladık. Ama gördük ki yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, kullandığımız ne varsa hemen hepsinin ardında ya İsrail, ya Yahudi bir iş adamı var. Yahudi mallarını yemesek açlıktan ölecek, kıyafetlerini giymesek don atlet cıscıbıl kalacaktık. Birkaç İsrail bayrağı yakarak gazımızı alıp evlere dağıldık.
Nasıl dikilelim, tarlaya ektiğimiz domates, kabak ve bilimum zerzevat tohumu İsrail den. Israrla ve öfkeyle Coca Cola içmiyorduk ama milli içeceğimiz olan cacığa doğradığımız hıyar, bile İsrail’den di.
Öyle protesto, bayrak yakma kesmedi bizi, daha da gaza gelip Mavi Marmara gemisine 32 ülkeden 663 kişi atladığı gibi Gazze’ye doğru yola çıktı. İsrail “şak” diye durdurup, gözünü kırpmadan taradı gemidekileri. Ölenler oldu. 32 ülkeden 663 kişi vardı ve ne büyük bir tesadüfse artık sadece Türkler ölmüştü.
Bir tesadüf daha; Salı gecesi Atatürk Havaalanında yine bir patlama oldu ve 42 vatandaşımız şehit oldu. 2009 da “Van Münit” çıkışıyla “Davos Fatihi” olarak kendimizden geçtiğimiz Atatürk Havalimanı bu kez tarihimizin yürek yarası olarak kaldı.
Türkiye’de son 1 yıl içerisinde 17 kez canlı bomba ve bombalı araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda polis, asker ve sivil olmak üzere toplam 293 kişi hayatını kaybetti. Bine yakın insan da yaralandı. Nereye bakarsanız bakın, hangi örtüyü kaldırırsanız kaldırın, kime sorarsanız sorun, Türkiye’de ve dünyada, IŞID’inden, PKK’sına, YPG’sinden Hizbullahına kadar ne kadar terör örgütü varsa, dayandığı tek nokta vardır, İSRAİL ve MOSSAD. Direk veya dolaylı olarak Müslümanlara yönelik her saldırının veya eylemin içinde mutlaka İsrail bulunur.
Dünya alem bunu bilir. “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” demişti ya Davos Fatihi Başbakanımız. Aynen öyle.
İyi de bugün İsrail ile niye kankayız? Onlar öldürmeyi artık iyi bilmiyorlar mı yoksa? Birisi bir güzel anlatsın ne oluyor. Şimdi her konuda İsraille anlaştık mı? Anlaşmadık mı? İsrail şimdi Yahudi tohumu mu değil mi? Çocuk ve bebek katili mi, değil mi? Şimdi Coca cola’yı içiyor muyuz, protesto edip döküyor muyuz? Nedir olay abicim?
HAFTANIN SÖZÜ; Tek hurmayla beslenen Hz. Muhammed’i, yamalı cübbe giyen Hz Ömer’i ve hep fakirliği överek kendileri zengin olanlardan yine Allah’a sığının.
HAFTANIN HABERİ; İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar terminalinde üç canlı bombayla yapılan saldırının araştırılması için muhalefetin verdiği önerge, iktidarın oylarıyla reddedildi. (Bu defa şaka değil, gayet ciddi haber)
Herkese iyi bayramlar… SAYGILARIMLA.