Yeni belediye başkanı hayırlı olsun. Vatana millete ve de Haymana’ya. Zor bir seçim oldu. Tesellisi; köylerdeki birkaç olay haricinde, olay yaşanmaması idi.
Haymana’daki seçime gelir isek;
Özdemir TURGUT’un kazanmasıyla sonuçlanan seçimin dikkat çeken birçok yönü vardı.
Özdemir TURGUT;
Geçen seçimde Haymana’da yüzde 80 oy almış bir AKP’ye karşı kazandı.
Arkasına Başbakanın gölgesini alan bir AKP’ye karşı kazandı.
Melih Gökçek rüzgarına sırtını vermiş bir AKP’ye karşı kazandı.
İktidarda olan bir AKP’ye karşı kazandı.
Mevcut belediye başkanı AKP’li olan, bir seçimi kazandı.
Önce bağımsız, sonra artık ismi siyaset arenasında olmayan DP çatısı altında kazandı.
Sosyal yardımların özellikle seçim zamanında alabildiğine coşturduğu bir AKP’ye karşı kazandı.
Tüm Türkiye’de ve özellikle Ankara ilçelerinde fırtınalar estiren bir AKP’ye karşı kazandı.
Tüm bunları alt alta topladığımızda, Özdemir TURGUT’un kazandığı seçim, gerçek manada bir başarıdır.
Ancak artık kazananı, kaybedeni el ele vermek zorundadır. Bir yarışın bir galibi, bir de mağlubu olur. Önemli olan kazananın kaybedeni teselli, kaybedenin kazananı tebrik edip, omuz omuza memleket kaygısı gütmeleridir. O zaman anlaşılır, her iki tarafında Haymana sevdaları. Eteklerindeki taşları dökenleri yazar tarih. İtilafı bir “ur” gibi içinde taşıyanları ve “intikam soğuk yenen bir yemektir” lafını düstur edinenleri değil.
Gelelim Türkiye seçim yansımalarına. Sandığın tüm karanlıkları örttüğüne inandırıldık. “Demokrasi sınavı” denildi seçimler için. Oysa son 10 yıldır demokrasinin anası ağladı, sınava girecek halimi kaldı? Ötekileştirmenin ansiklopedisinin ciltlerce yazıldığı bir 10 yıldaki bütün ayrışmaları “seçimler demokrasi sınavıdır” diye kimseye yutturamazsınız. Görüldüki, seçimlerin bile okka okka boyaları aktı bu memlekette. Ayakkabı kutularını, oy sandıkları ile kamufle edemezsiniz.
İnsanları; önce hukuk’a, sonra insan haklarına ve en çok da demokrasiye inandıracaksınız. Şu an hangisi dibine kadar yaşanıyor? Balkonlardan mutlu, temiz aile fotoğrafları vermekle, çitilenmiş bir Türkiye imajı ne kadar çelişkiliyse, sandıklardan çıkan hükümet taraflı “halk iradesi” masalı da o kadar kandırmacadır. Gece 12’den sonra kabağa dönen saltanat arabası kadar hayalidir.
Ve her seçimde yaşanan elektrik kesilmelerinin günah keçisi bulundu, daha doğrusu günah Kedisi. Aynı anda 35 şehrin trafosuna giren kedilerin bir örgüt hatta, paralel devlet olduğundan kuşkulanılıyor. Belki de İsrail oyunudur. Olmadı ABD kedisidir. Ama ne zaman bu kediler trafolara kısa devre yaptırsa, o sandıktan AKP çıktı. O zaman “müşahid” ve kara bir kedi olma olasılığı daha yüksek gibi. Daha önce her sokak olaylarında “Gezidir Gezi” deniliyordu, şimdi her karanlığın ardında duyulan tıkırtıdan sonra telaşa kapılmayın artık; “Kedidir Kediiii”
Uzay çağı yaşadığımızı zannettiğimiz bu zamanda kârı kediye yüklemenin dayanılmaz hafifliğini halka zerk edenlerin hafifliklerini yazmaktan iflağımız kesildi zaten. Hala hidroelektrik santralleriyle yurdum insanının başını arşa ulaştıracağına inanan zihniyete sormak lazım gelir, ya bu santrallere de kedi girer ise ne olacak? Bırakalım herkes artık işini yapsın. Hukuku kendi dünyasına, demokrasiyi işlerliğine bırakalım. Kediler de mart ayındaki asli görevlerini yapsın.
Tekrar Haymana’ya döner isek. Yani başkan Özdemir TURGUT ve belediye meclis üyelerine, muhtarlara yeni görevleri hayırlı uğurlu olsun.
Özellikle yeni belediye başkanının işi çok çok zor. O kadar iş var ki, bunlar elbette bundan sonra konuşulacak konular. Şimdilik sadece tebrik ve temennilerin ön planda olacağı birkaç hafta ve akabinde sıvanmış kolların maharetine kalacak her şey... İnşallah kazanan Haymana olur...
SAYGILARIMLA.