Geçmiş yazılarımın birinde “Hamamlar özelleştirilsin” dedim. Geçmişten bugüne: “Belediyelerin ticaretten el çekmesi gerektiğini ısrarla belirttim. Oldum olası, hamamların yeterli özen ve itina ile hizmet veremediğini, beklenen performansın asla belediye eliyle olamayacağının” altını, yine ısrarla çizdim. “Yok yav, hamamlar da satılırmıymış” diyen diyene.

Peki şimdi gözlerimizi kapatıp bir hayal kuralım;

Ankara’dan özel arabanızla Haymana’ya kaplıca için geliyorsunuz. Cebinizde tomarla para var ve siz Haymana’ya para harcamaya geldiniz. Kaplıcanın önüne vardınız. Çok güzel ve geniş bir otoparkı var. İstediğiniz yere park etmekte serbestsiniz. Otopark görevlisi size yardımcı oluyor, hatta bir vale sizin aracınızı en emniyetli yere çekmek için müsaade istiyor.

Anahtarı vale’ye teslim edip, kaplıcanın kapısından giriyorsunuz. Kapıda bir görevli sizi karşılıyor ve işin uzmanı bir şahsa yönlendiriyor. İşin uzmanı şahıs, ne tür bir kaplıca hizmeti istediğinizi, ne kadar kalacağınızı, masaj veya diğer hizmetler isteyip istemediğinizi sorup sizi kaplıca sağlık ekibine havale ediyor.

Kaplıca sağlık ekibi, bir doktor ve hemşireden oluşuyor. Kapıdaki 24 saat bekleyen acil durum ambulansı da gözünüzden kaçmıyor elbette. Sağlık ekibi hemen size bir dosya açarak, kronik bir rahatsızlığınızın olup olmadığını, sizin verdiğiniz bilgilere veya evraklara göre özel kür veya normal banyo almanız gerektiğini, kaç dakika kalmanız gerektiğini, kaplıca esnasında dikkat etmeniz gerekenleri, güler yüzlü ve nezaketli bir şekilde anlatıyor. Sizinle ilgili tüm verileri bir dosya halinde arşivliyor ki, bir daha geldiğinizde bu işlemlerle zaman kaybetmeyin.

Sağlık ekibinden sonra sizi tekrar işin uzmanı şahsa yönlendiriyor. Uzman size alternatifleri sunuyor. Fin hamamı, Hitit Hamamı, Roma Hamamı, Osmanlı Hamamı vs.. alternatif çok ve ücreti küçük farklarla değişiyor. Siz misal Roma Hamamını tercih ediyorsunuz. Sizi oraya yönlendiriyor. Güzel ve ferah bir soyunma odasına geçiyorsunuz. Odalarda her türlü konfor düşünülmüş. TV, mini bar, sıcak ve soğuk içeceklerin hatta meyve ve kuruyemişlerin olduğu bölmeler, internet bağlantısı, yani size ait size özel bir dünya. Gerekli hazırlığı yaptıktan sonra, Roma dönemini yansıtan takunyalarınızı giyip büyük havuz bölümüne geçiyorsunuz. Burası da Roma tarihini ve mistik havasını yansıtan objelerle, resimlerle, gravürlerle bezenmiş. Ona göre ışıklandırması yapılmış ve siz kendinizi gerçekten Roma döneminde, her an gladyatör savaşları başlayacakmış gibi hissederek yürüyorsunuz. İçerde size hizmet verecek elemanlarda peştemallerini Roma dönemine göre giymişler. Size masaj, kese veya banyo konusunda her türlü yardımcı oluyorlar. Göbek taşına uzanmış masajınızı yaptırırken, dev ekranda haberleri izleyebiliyorsunuz. Sıcak ve soğuk içecek servisi ayağınıza kadar geliyor. İçerde Roma müziği çalıyor. Kısacası siz zamanda yolculuk yapıp o an için Roma dönemindesiniz. Yok Osmanlı’yı seçmişseniz tüm söylemler o dönem içinde geçerli ve bu defa o döneme yolculuk ediyorsunuz.

İşiniz bitip odanıza çekiliyorsunuz. Yemeğinizi de odanızda yiyebilirsiniz. Alternatif menüler sunulmuş. “Yok yemem” derseniz, odanızdan çıkıyorsunuz ve diğer bölmeye geçiyorsunuz. Orada devasa bir restaurant var. Yöresel yemeklerden tutunda, her tür ve çeşit mevcut. Yanında taze sıkılmış meyve suları ile beraber servis ediliyor. Beğenmez iseniz, bir rehber hemen sizinle ilgileniyor. Kalmayı düşünüyorsanız, bütçenize göre otelleri, her türlü damak tadına göre restaurantları, gezip göreceğiniz yerleri bir büroşürle anlatıyor. Çıkarken yine doktorunuz geliyor ve son defa kalp, tansiyon ve diğer rutin kontrollerinizi yapıyor. Vale aracınızı ayağınıza kadar getiriyor ve yüklü bir para ödeyerek, ama paranızın tam karşılığını almış olarak ve gayet memnun ayrılıyorsunuz.

Şimdi bütün bunları belediye yapabilir mi? Belki abartılı ama, beşte biri bile yapılamaz. Yapılsa bile işletilemez. Çünkü hiçbir belediyenin bakış açısı ve sistematiği buna uygun değil.

Bu hayal abartılı olabilir, ama yapılabilirde. Öte yandan siz yine eski tas eski hamam olsun diyorsanız, bu anlattığım ultra lüks kaplıcanın karşısına yine o herkesin bildiği hamamı yapın, işte onu belediye işletsin, hem kafasına göre, hem güle oynaya. Ama para kazanacak ve müşteri memnuniyeti ön planda olan yerler belediyeye on beden büyük gelir. Başkan kim veya hangi belediye olursa olsun. SAYGILARIMLA

HAFTANIN SÖZÜ: Hırka-ı Şerif karşısında gözyaşı döküp, bir garibana hırka giydirmiyorsanız, gözyaşınıza yazık, bari onu ziyan etmeyin.