Komşuluk hakları, en önemli bir haktır. Atalarımızın da dediği gibi ''ev alma komşu al''. Peki evi aldıktan sonra kötü komşu geldiyse ne yapalım? Sosyal hayatın aileden sonraki halkasını komşular oluşturduğundan her din ve kültürde komşuluk ilişkilerine dair kurallar bulunur. Örneğin Tevrat’ta komşuların birbirine karşı hak ve ödevlerine dair emir ve yasaklara çokça yer verilmiştir. Hıristiyanlık’ta komşuluk kavramının evrensel bir içerik kazandığı görülmektedir. İslâm’da komşu hakları genel olarak kul hakları (hukūk-ı ibâd) veya insan hakları (hukūk-ı âdemiyyîn) denilen haklar çerçevesinde ele alınır ve uzun uzun komşuluk haklarından bahseder. Diğer dinlerde de bu böyledir komşulara değer verir ve komşuluk haklarından bahseder. Bir de bunun hukuki boyutu vardır. Bu istemediğimiz bir durumdur, bu işler buralara kadar gelmişse komşuluk bitmiş demektir.

''Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi bir başkasına yapma'', bizler maalesef kendi rahatlığımız ve nefsimiz için başkalarını düşünmüyoruz. Eskiden bir mahallede cenaze varsa komşular televizyon açmaz, o eve yemek götürür, hatta düğünler bile çalgısız yapılır, komşu hakkı gözetilirdi. Akşam olunca komşular rahatsız olmasın diye sessizlik kurallarına uyulurdu. Ben öğrenciyken bekar evinde kalıyorduk ve komşular rahatsız olmasın diye kösele ayakkabımın altına plastik pençe çaktırmıştım. O günden bu güne komşuluk konusunda çok şey değişmiş gibi. ''Komşu komşunun külüne muhtaçtır, komşusu açken tok yatan bizden değildir'' sözleri komşuluğun önemini vurguluyor.

Kayabaşı Mahallesinde oturan Safiye Kulaksız ninemiz bana ulaştı ve komşuları tarafından mağdur edildiğini uzun uzun anlattı. “Ben eşimle birlikte dört katlı binanın birinci katında ev sahibiyim. Benim evimin üzerinde üç kat daha var . Binamızda ki altı dairenin tamamında Suriyeliler oturuyor. Geceleri yatmak bilmiyorlar, ışıklar sabaha kadar açık, her gün gürültü ve patırtıdan uyuyamıyoruz. Perdem kapalı olmasına rağmen, sokaklar dar olduğundan sanki ışıklar evimin içinde yanıyormuş gibi rahatsız oluyoruz. Bizim apartmanda gece ışıklar sönmüyor, sanki her gün düğün yapıyorlar gibi gürültüden duramıyoruz. Komşuluk haklarına uyan yok, sürekli ikaz etmemize rağmen yaşlıyız diye bizi dinleyen yok. Ev sahiplerine söyledik oda tamam diyor ama kirasını gününde aldığı için bir şey yapmıyor. Evi satmak istedim ama başka yerden ev alacak kadar durumumuzda iyi değil. Hastayız ağrılarımızla mücadele ederken birde bu kötü komşular bize zulüm oldular. Gitmediğimiz çalmadığımız kapı kalmadı. sizin aracılığınızla yetkililere seslenmek istiyorum, sayın Kaymakamım ve sayın Belediye başkanım bizi bu çileden kurtarın''.

Komşuluk hakları işte bu denli önemli, Safiye Nine ve eşi yıllarca bir ev sahibi olabilmek için bağ, bahçe ve tarlalarda çalışsın o kazandığı para ile borç harç iki göz bir ev alsın, sonra emekli olduk, yaşlılığımızı bu evde geçiririz diye düşünürken, komşuları bu evi onlara zulüm ve çile evi yapsınlar.

Kıymetli okurlarım; saygı ve sevgiyle açılmayacak kapı yoktur, komşularımızı incitmeyelim, kırmayalım hele ki bu komşumuz hasta ve yaşlı ise. Bu haftada Kayabaşı Mahallesin’den Safiye Kulaksız ninemizin sesi olduk, umarım sesini yetkililer duyar, ninemiz ve eşi bir an evvel istediği huzura ulaşır. Allaha ısmarladık, hoşça kalın.