Hoca; “Kağıt çıkarın yazılı yoklama yapacağım” dediğinde, Kurtuluş Savaşındaki kahramanlık hikayeleri ağlayarak anlatılır ve hoca omuzlara alınarak o günkü yazılıyı kaynatırdı Hababam Sınıfı.
Yıllardır “Kahraman Haymana” hikayeleri anlatıp, bizi omuzlara aldılar, ama geleceğimizi kaynattılar. Bu defa daha ciddi görünüyorlar… Hayırlısı bakalım. Göreceğiz ciddiyeti.
Milli Mücadele Parkı olduk. Tahmin etmek zor ama, ete kemiğe bürünerek tam kapasite açılışı 3-5 yıl sürecek gibi. Biz bekleriz acelemiz yok, yeter ki “duble yol” işine benzemesin.
Biz tarihimize sahip çıkarız sıkıntı yok. Onlar bir adım gelse biz koşar adım gideceğiz. Kürt, Türk, Tatar, Laz, Boşnak bu topraklarda yıllardır kardeşçe yaşıyor. Kurtuluş Savaşında da omuz omuza savaştılar. Son kaleydi evet Haymana. Haymana düştüğünde memleket tepetaklak olacaktı. Dünü unutanlar bugün bir tepetaklak amuda kalksınlar da beyinlerine kan gitsin. Anlasınlar kıymetimizi, değerimizi. Ama yıllardır kalemimiz kırıldı. Yatırımsızlığın, itilmişliğin, geri bırakılmışlığın, garipliğin kalesi olduk. O zaman ki son kale, şimdi boş kale oldu, golü atan atana.
Dün’ü hemen unutanlara hatırlatalım. Bugün Ankara’da ceylan derisi koltuklarda bağdaş kurarak oturmaları, dün Haymana’da atın tezeğinden arpa toplayarak yiyecek yapanların sayesindedir.
Bugün Ankara’da yatların, katların, gemilerin, dokunulmazlığın fiyakasını yapanlar, dün Haymana’da bebeğinin üzerindeki battaniyeyi top mermisine ıslanmasın diye saran annelerin sayesindedir. O zaman denilseydi ya; “Hadi ananı da al git“ diye. Allah’tan o zaman ağzı olan konuşmuyormuş. Cennet hakikaten anaların ayağının altındaymış. Bugün ayak altında olan kişilik onuru Reza’ların omuzlarında yükseliyor, “Ebru’cuğun bebeği etkilenmesin” diye bütün çabalar. Dün battaniyesiz bebeler soğuktan etkilenmiş, unutulmuş çok mu.
Bugün Ankara’da koluna milyarlık saat takanlar, dün Haymana’da cephede saatlerce, gecelerce uyumayanların, aç, yorgun, perişan vatan evlatlarının sayesindedir. Tarihle yüzleşip alnımızdan öpeceklerine, herkesin koluna bir zanaat altın bileziği takacaklarına, kendilerinin yedi sülalelerine İsviçre saatlerini layık gördüler. Bizim payımıza düşen ise bir saat kulesi. Zamanın ne önemi var ki, dün düşmanla savaşan Haymana, bugün ekonomiyle vuruşan Haymana. Dün Çal Dağındaydı savaş, bugün şehrin tam ortasında. Zamanın ne önemi var, canlar sizin için yanıyor her daim.
Tarihi sınav verecek Haymana. Daha doğrusu tarihteki hak ettiği sınava girecek. Öğretmenler kül yutmaz, kopya çekmek ne mümkün. Ama bizde dersimize iyi çalıştık bu defa, kopyaya tenezzülümüz yok. Hakkımız olan “Tarihi Milli Park” unvanımızı almaya çalışacağız. Bizim olanı, bizim kazandırdığımız tarihi. Bu defa uyanık olmak, külyutmamaya çalışmak bizim elimizde. Yıllardır olduğu gibi bu defa onlar “Kahraman Haymanalılar” diye sınavı kaynatmaya, bizi omuzlara almaya çalışacaklar. Pes etmek yok; süngü tak, ileri marş…
HAFTANIN SÖZÜ: “Her sırtını sıvazlayanı dost bilme, belki bıçağı saplayacağı yeri arıyordur.”
HAFTANIN HABERİ: Gürcistanlı Dato, Suriyelilerden şikayetçi oldu “Ekmek Suriyeli RAHVAN’ın ağzında artık”
SAYGILARIMLA