Dünyanın en prestijli sinema etkinliklerinden biri kabul edilen Uluslararası Berlin Film Festivali bu yıl 76’ncı kez sinemaseverlerle bir araya geldi. Politik ve sanatsal tartışmaların iç içe geçtiği festivalde Türkiye’den dikkat çeken isimlerden biri de “Sarı Zarflar” filmindeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu ödülüne aday gösterilen Özgü Namal oldu.
“BU TÜRKİYE’DE ÇEKİLEMEYEN BİR FİLM DEĞİL”
Festival kapsamında düzenlenen söyleşide Namal’a, filmin Türkiye’de çekilip çekilemeyeceğine ilişkin bir soru yöneltildi. Oyuncu, yapımın Almanya’da hayata geçirilmesinin bir zorunluluktan kaynaklanmadığını özellikle belirtti.
Namal, filmde Berlin ve Hamburg’un yalnızca birer mekân değil, adeta birer karakter olarak yer aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bir düzeltme yapmak lazım aslında. Bu Türkiye’de sergilenemeyen ya da çekilemeyen bir performans değil. Önce buraya bir açıklık getirmek gerekiyor. Biz bunu Türkiye’de çekemediğimiz için burada çekmiş değiliz. Hikaye öyle başlamıyor zaten. Çünkü dikkat ettiyseniz filmde Hamburg ve Berlin de birer karakter. Onlar da birilerini oynuyor. İstanbul ve Ankara’yı oynuyor. Tabii ki prodüksiyon olarak kolaylığı mutlaktır ama bir zorunluluk yok.”
“TÜRK ENERJİSİNİ GETİRDİK”
28 yıllık oyunculuk kariyerine vurgu yapan Namal, hem kendisinin hem de rol arkadaşı Tansu Biçer’in tiyatro kökenli olduğunu anımsattı. İki oyuncu arasındaki uyumun bu geçmişten beslendiğini dile getiren Namal, Türk ve Alman sinemasının bir araya gelmesini umut verici bulduğunu aktardı.

Namal konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Performansta bir şey değişeceğini zannetmiyorum ama İlker’in Almanya’ya çok hakim olması kamera önüne yansımıştır. Bizim de Türk enerjisini getirmiş olmamızla ortaya bir sinerji ve güzellik çıktı. Biz Tricha ile içeride bunu konuştuk ‘Ben çok mutlu oluyorum Alman ve Türk sinemasının bir arada olmasından, çok umutluyum bundan’ dedi. Aslında iç içe geçen iki kültürün organik biçimde seyircinin ruhuna ve yüreğine aktarılması mesele. İlker de bunun çok güzel temsilcilerinden.”
“KİMSE GÖRMEZKEN DE ÜRETİYORUZ”
Namal’ın dikkat çeken bir diğer vurgusu ise Türkiye’deki sanat üretiminin görünürlüğü üzerine oldu. Uluslararası platformlarda daha sınırlı temsil ediliyor olmanın üretimi durdurmadığını belirten oyuncu, sanatçıların görünürlükten bağımsız şekilde çalışmayı sürdürdüğünü dile getirdi:
“Dünyanın bizi görmediği zamanlarda da oyunculuğa oldukça emek vermiş ve zaman geçirmiş insanlarız. İkimiz de tiyatrodan geliyoruz. Aramızdaki organik uyumun en temel sebeplerinden biri sahnede ve kamera önünde ne yapacağımızı çok iyi bilmemizden kaynaklanıyor. Bulunduğumuz ülkenin sınırları belirli bir ölçüde dünyaya kapalı olabilir. Uluslararası platformlarda daha az var oluyor olabiliriz ama kimse bizi görmezken de çalışmaya, üretmeye, yaratmaya devam ediyoruz.”
AKILLARA CANNES’DAKİ KONUŞMA GELDİ
Namal’ın Berlin’deki açıklamaları, 2023 yılında Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan Merve Dizdar’ın konuşmasını tekrar gündeme getirdi.

Dizdar, ödül konuşmasında canlandırdığı Nuray karakteri üzerinden Türkiye’de kadın olmanın zorluklarına dikkat çekmiş ve şu ifadeleri kullanmıştı:
“Filmde canlandırdığım Nuray karakteri inandığı şeyler için ve var oluşu için mücadele eden ve bu uğurda bedeller ödemek zorunda bırakılmış bir kadın. Onu tanımak ve anlamak için uzun uzun çalışmak isterdim ama ne yazık ki yaşadığım coğrafyada bir kadın olmak Nuray’ın ve Nurayların duygusunu doğduğum günden beri ezbere bilmeyi gerektiriyor. Bu ödülü Türkiye’de hak ettiği güzel günleri yaşamayı bekleyen tüm mücadeleci ruhlara armağan ediyorum.”
Dizdar’ın sözleri o dönem hem destek hem de eleştiri almış, kamuoyunda geniş bir tartışma dalgası başlatmıştı. Berlin’de Namal’ın yaptığı açıklamalarla birlikte iki farklı festival konuşması yeniden karşılaştırılmaya başlandı.
FİLMİN HİKÂYESİ GERÇEK BİR OLAYA DAYANIYOR
“Sarı Zarflar”ın yönetmen koltuğunda, uluslararası alanda tanınan yönetmen İlker Çatak oturuyor. Filmde Özgü Namal ve Tansu Biçer başrolleri paylaşıyor. Hikâye, Ankara’da saygın bir sanatçı çift olan Derya ve Aziz’in, keyfi bir gerekçeyle işlerini kaybetmeleri sonrası yaşadıkları sarsıntıyı merkezine alıyor. İdealler ile hayatın zorunlulukları arasındaki gerilim, evlilik ilişkisi üzerinden aktarılıyor.
Berlin ve Hamburg’da geçen yapımın senaryosunun gerçek bir olaydan ilham aldığı vurgulanıyor. Yönetmen Çatak, uluslararası basına yaptığı açıklamada 2019 yılında bir oyuncu arkadaşının sahne arkasında sigara içtiği gerekçesiyle işten çıkarıldığını bildiren bir mektup aldığını, bu olayın hikâyenin çıkış noktalarından biri olduğunu aktardı. Çatak, özgürlük ve ideal çatışmasının yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını, dünyanın pek çok yerinde benzer sorunların yaşandığını da kaydetti.




