Baş ve boyun bölgesinde gelişen tümörlerin tedavisinde cerrahi planlama; tümörün tipine, yerleşimine ve hastanın genel sağlık durumuna göre kişiye özel olarak yapılıyor. Uzmanlar, tümörün çıkarılmasının ardından oluşan doku kayıplarının rekonstrüktif yöntemlerle giderilerek hem fonksiyonel hem de estetik iyileşmenin hedeflendiğini belirtiyor.
Baş-boyun bölgesi tümörlerinde tedavi sürecini anlatan Medicana International İzmir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. A. Özlem Gündeşlioğlu, plastik cerrahiye yönlendirilen vakaların büyük bölümünün deri tümörleri olduğunu ifade etti.
EN SIK GÖRÜLEN ÜÇ TÜMÖR GRUBU
Prof. Dr. Gündeşlioğlu, plastik cerrahi kliniğine gelen baş-boyun bölgesi deri tümörlerinin temelde üç ana grupta incelenebileceğini belirtti. Uzmana göre cerrahi rekonstrüksiyon gerektiren en sık tümörler; bazal hücreli karsinomlar, yassı hücreli karsinomlar ve malign melanom olmak üzere üç grupta toplanıyor.
TÜMÖR TÜRÜNE GÖRE SEYİR DEĞİŞİYOR
Uzman, bu tümörlerin seyrinin birbirinden farklı olabildiğini vurguladı. Prof. Dr. Gündeşlioğlu'nun aktardığına göre bazal hücreli karsinomlar daha iyi seyirli; yassı hücreli karsinomlar bunlara kıyasla daha agresif; malign melanom ise bu üç grup içerisinde en kötü seyirli (malign) tümör olarak değerlendiriliyor.
ÖNCE TÜMÖR TEMİZLENİYOR, ARDINDAN REKONSTRÜKSİYON
Prof. Dr. Gündeşlioğlu, cerrahi sürecin belirli bir sıra izlediğini belirtti. Buna göre önce tümör tamamen çıkarılarak (eksizyon) bölgenin temizlenmesi sağlanıyor, ardından oluşan doku kaybını gidermek için rekonstrüksiyon aşamasına geçiliyor. Uzman, bu aşamada uygulanan çeşitli rekonstrüktif yöntemlerle hem bölgenin işlevinin korunmasının hem de estetik görünümün yeniden kazandırılmasının hedeflendiğini kaydetti.





