Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) çok önemli bir karar almış, bundan böyle halk ekmeğin buğdayı Polatlı’dan alınacakmış. Büyük ikramiye bu yılda Polatlı’ya çıktı işte. “İnsanın bir kere ters gitmesin işi, muhallebi yerken kırılır dişi” diye halk deyişi var. İşte bunu Polatlı terse çevirenlerden. “Lan olum bir zamanlar bizim köyümüzdünüz” deyip eğlendiğimiz Polatlı, bugün bizi köyü olarak kendine bağlayacak kıvama geldi.

“Polatlı bizim köyümüzdü” şımarıklığımızın üzerinden kaç yıl geçti bilemem, ama bu arada biz yerimizde bile sayamadık. Hep geri geri gittik.

“Bizim köyümüzdünüz” ukalalığımızın üzerinden kaç tane belediye başkanı eskittik. Hiçbiri de kendine toz kondurmadı. “Haymana’ya en çok hizmeti ben yaptım” egosunda.

Gelmiş geçmiş hepsi “Ben çok çalıştım, en çok hizmeti ben yaptım, uçurdum, coşturdum” havasında. İyi de o zaman neden bu haldeyiz?

Muhtemelen daha önce de anlatmıştım, tekrar edeyim; “Lazın biri çok hastadır. Ama bunu etrafına bir türlü kabul ettiremez. Uyy.. uşaklar ben çok hastayım der. Yok ula sen turp gibisin maşallahın var derler, ciddiye almazlar. Yapmayın evlatlar galiba gidiciyim der. Get işine emmi sen eski topraksın hepimizi gömersin derler. Gün gelir adam ölür. Hasta olduğuna inanmayanlar bir süre sonra mezara giderler. Mezar taşında şunlar yazılıdır; “Ula hastayım, gidiciyim dedim bir türlü inanmadınız. Bakın şimdi ne oldi…?”

Aynen fıkrada anlatıldığı gibi durum. Hepiniz Haymana için çok çalıştınız. Kendinizi paralayıp en iyi hizmeti yaptınız, gecenizi gündüzünüze katıp çalıştınız değil mi? E bakın şimdi Haymana’ya ne oldi…?

“Bizim köyümüzdünüz” diye eziklediğimiz, hakir gördüğümüz Polatlı, bugün Türkiye sanayisinde söz sahibi, Türkiye tarımında en başa güreşiyor. Biz nerelerdeyiz bu konularda? Ben söyleyeyim, adımızı bile anan yok.

Bugün Türkiye buğday borsasında adı marka olan Polatlı’dan neyimiz eksik demeyin. Deve misali neremiz doğru ki..

Büyükşehir de “biriniz bin olsun” deyip bir büyük şans daha tanıyor Polatlı’ya. Halk Ekmek deyip geçmeyin. Bugün 50 çeşit ürünle günde 1 milyondan fazla ekmek satıyor. 4 milyonluk Ankara’nın neredeyse üçte birinin ekmek ihtiyacını karşılıyor. Bu demek oluyor ki Polatlı’nın buğdayı tarlasında yeşerirken müşterisi bir anlamda hazır olacak. Biz daha “TMO’yu bu sene açabilir miyiz” gevşekliğindeyiz ve papatya falı açıyoruz, “Bu sene açacaz, açamayacaazz..”

Büyükşehir tüm ilçelerin abisi konumunda. İsterse her yeri ihya edecek potansiyel ve kapasiteye sahip. Yeter ki kolundan tutsun. Peki birgün “Yav Haymana’dan da bir şeyler alalım” derse biz ne vereceğiz abimize?

Büyükşehir’in köylerden bu yıl toplayacağı, soğan, nohut yetmez. Ne verebiliriz, ne? Sanayide bir odada ağır aksak ürettiğimiz birkaç kalıp sabunu mu? Yoksa Kadıköy de üç beş kavanoza kurduğumuz hıyar turşusunu mu? Bazlamamızı, gözlememizi, sebzemizi veya aklınıza ne geliyorsa. Hangisinden elimizde ne var? Yine ben söyleyeyim koskoca bir hiç. Efendim büyükşehir bize baksın, hep versin. Almadan vermek Tanrı’ya mahsus. Ne demiş büyükler, “Ne verdin elime, ne çalayım yüzüne”

HAFTANIN HABERİ: Hindistanda tanrı yerine konup Türkiye’de trafik cezası yiyen inek konuştu; “Yanlış memlekette doğmuşuz, kaderime tüküreyim”

SAYGILARIMLA