Darbeyi can siparene önledik.
Tüm dünyaya demokrasi dersinin kallavisini verdik.
Gecemizi gündüzümüze kattık, demokrasi nöbetimizi de tuttuk.
Bundan sonra darbeye niyet edenlere; “Bir dakika bilader, bundan sonra bu ülkede darbeye geçit yok” mesajımızı da en heybetlisinden verdik.
Eh artık birazda işimize gücümüze baksak fena olmaz mı?
Mesela şu Ankara yolu’nu bir an önce bitirsek ya. Uzayan yol çalışması ile asıl darbeyi Haymana fazlasıyla yedi.
Turizm sektörü ne zamandan beri darbeli matkap gibi delik deşik.
Esnaf; hacı yolu bekler gibi müşteri, banyocu beklemekten helak oldu.
Günü birlik Ankara-Haymana yolunu kat edenlerin analarından emdiği süt kaymak olarak burunlarından geldi.
Kızılayda, Külliyede selfiler çekenler, “Lan bak bende meydanlardayım, ekmek musaf çarpsın FETO’cu falan değilim” diyebilmek için kendini paraladı. Ama artık herkesin görevinin başına dönmesi gerekmez mi?
Yol çalışmasındaki kepçe nerde?-Nöbette. Kepçeci nerde? -O da kepçenin başında nöbette. Güvenlik nerde?- O da kepçecinin, kepçenin başında nöbette olup olmadığını anlamak için nöbette. Nöbetimiz bittiyse artık bitirin şu yolu, yoksa Haymana toptan sâra nöbeti geçirecek.
Demokrasiye inancımızı pekiştirdiysek, artık şu ASKİ’nin ne yapmak istediğini bir çözsek, nasıl olur? Su faturası geliyor, içtiğimiz bir bardak suya “Su Bedeli”, işediğimizin parasını “Atık Su Bedeli” , işedikten sonra çişimizin gittiği borunun parasına “Şube yol bakım Bedeli”, işerken çevreye sıçrattığımıza “Çevre Temizlik Bedeli” olarak alıyorlar da, en ufak bir arızada patlakta, çatlakta; “Bastır parayı kendi yaptır arızayı” diyerek arıza çıkarmak ta ne oluyor? ASKİ’nin önünde de nöbet tutup, biraz da onlara demokrasiyi öğretmeyelim mi? Yaptıklarının darbe kalkışması değil, vatandaşa direk darbe olduğunu söylemeyelim mi?
Birde Ankara’daki Zırhlı Birliklerin Polatlı’ya taşınma meselesi var. Polatlı zaten yatırımdan, istihdamdan, ekonomik kalkınmadan, pastadan aldığı her türlü paydan çatlama noktasına gelmiş. O zaman “Kahraman Haymana” “Son Kale Haymana” “Aslan, yiğit, Haymana” ile verilen gazı bırakıp ta, bu Zırhlı Birliklerin ucundan azıcık ta bize verseniz olmaz mı?
Allah göstermesin yine bir darbe kalkışması olursa, Kahraman Haymana gençliğinin de tankın üzerine çıkmasına, hatta tankı sürmesine niye engel oluyorsunuz? (Şakası bile kötü)
“Ee..biz size yol yapıyoruz ya” demekle olmuyor artık. Eğer yine başınızdan atacaksanız bundan sonraki ilk seçimde; “sen yoluna, ben yoluma” dersek valla suç bizde değil artık, her türlü günah vebal sizde.
Sözün kısası şehidiyle, yaralısıyla, demokrasi sınavından Haymana yüzünün akıyla çıkmıştır. Eğer sandıklar her seçimde iktidar lehine oyla dolup taştıysa, bizim de bir küçük istirham hakkımız var bence. Bu bir yakarış değil, bu bir inayet değil, bu bir icazet değil, sapına kadar sonuna kadar hakkımız. O zaman milletvekili, yönetici, siyasi, STÖ, esnaf, vatandaş, kanaat önderi.. uyuma Haymana’ya sahip çık.
HAFTANIN SÖZÜ: Cehaletin mutluluk olduğu bir ülkede, akıllı olmak en büyük deliliktir.
HAFTANIN HABERİ: Suriyeli bir kovan arı bulan genç girişimci C.M (27) 6 kavanoz balı 50 TL’ye satmaya başladı.
SAYGILARIMLA