Okullar tatil olalı 2 ay geçti. Her öğrenci karnesini aldı, berber koltuğunda makas şakırtılarından sonra, herkesin saçları önüne döküldü. Kiminin karnesi “aferin” lerle, takdirlerle dolu olup güle oynaya tatile girerken, bazılarının karnesi de spor toto gibi anormal olunca elbette süt dökmüş kedi gibi tatile girdiler.
Karne deyince sadece öğrencilerin karnesi olmaz. Siyasilerin, işadamlarının, işletmelerin, amir memur kim varsa elbette halk nazarında herkesin bir derecesi vardır. Bu yıl hizmet anlamında elbette alnından öpülesi ve “öz evlat olsa, sevilmez” dercesine, bizimde kendi not süzgecimizden geçirdiklerimiz oldu.
Sınıfta kalanlarla başlayalım önce.
Ankara Büyükşehir Belediyesi bence ilk olarak kara tahtanın kenarında tek ayak uzun süre beklemesi gereken cezalı konumundadır.
Ankara-Haymana duble yolu onun en affedilmez suçudur. “Aha bugün, aha yarın, işte bu bayram, olmadı başka bayram” diye diye on senemizi çaldı, bayramlardan soğuttu. Her seçimde koz olarak kullandı. Sandıklardaki görkemli skora rağmen bir türlü ödüllendirmedi bizi. İlk defa bu yıl umutlandık, ama yine ipe un sermeye devam ediliyor. Bence 30 Ağustos onlar için son tarih olmalı. Bu dediklerini de tutmazlarsa, vatandaş kulaklarından tutup “Yürü odana cezalısın” demeli ve basmalı karneye sıfırı.
Bu büyükşehir “Mezarlığa taziye evi yapacam, mevtanın ardından ayran pidelerinizi orada afiyetle yersiniz, gülsuyu ile ferahlarsınız” dedi. Dediğinden bu tarafa mevtaların kırk hatta yüz mevlidi okundu, kemikleri toprağa karıştı, hala taziye evi yok piyasada. Büyükşehir kabir azabını bu dünyada yaşattı alayımıza.
Bundan kaç sene evvel; “Kadınlara yönelik Sosyal Tesisleri yapacağım, görümceleriniz, eltileriniz kısır yaparken, börek pohaça açarken öyle bir sosyalleşecekler, hem de sanat öğrenecekler ki, üç-beş’te para kazanıp kaynanalarını hasedinden çatlatacak” dedi. “Lan kaynanamız seviyormuş, çok şanslıymışız” dedik. Dediğimizle kaldık cıscıbıl. Ortada Sosyal Tesis adına bir şey yok, kaynana-gelin harbi tam gaz devam ediyor. Al sana bir sıfır daha.
Belediye’nin üçüncü senesi dolmak üzere. Onunda elle tutulur, gözle görülür bir adam akıllı bir hizmetine henüz şahit olmadı Haymana. Olması gereken ve söz verilen birçok hizmet henüz ortada yok. Belki yarınlarda olacak. Ama o “belki” var ya, kah umutlandırıyor, kah kederlendiriyor işte. O “belki” hepimizin belini büken aslında. O “belki” hatırına notumuz orta olacak. İlerde ne olur bilemeyiz, inşallah belki yarın, belki yarından da yakın hizmetler olur. Umut fakirin ekmeği, ye Mahmut ye.
Çağ Termal ilk 3 etaptan sonra, bir ucube gibi bıraktığı ve başımızı yere eğdiren, aynı zamanda imaj erozyonumuza sebebiyet verdiği için, bir diğer sıfır alan kurum oldu, gönül tartımızdan. Ya yapılsın, ya yıkılsın bilader. İnşaatındaki tuğla kadar ah aldık. Parayı alan, daireyi satan gayet mutlu mesut bahtiyar, ama Haymana ismi sakız oldu çiğneniyor yaban ellerde.
Karnemizden geçer notu alanlarda var elbette. Mesela Grannos Otel şimdilik yüz akımız oldu. Devasa bir yatırımın ardından, içini dolduran ve reklam babında ilçemizin imaj öncüsü oldular. “Haymana’ya yatırım yapılır mı acaba?”nın referans odağı halindeler bugün için.
Konya bağlantı yolu başlamasının ardından hızlı ilerlemesi, tahminlerin ötesinde mesafe kat etmeleri, o bölgeyi bir şantiyeye çevirmeleri moralimizi ve gururumuzu okşadı, Allah var. İstense yapılabiliyormuş demek ki.
Görüldüğü üzere, zayıf notlar iyi notlardan çok. Bu da demek oluyor ki, pek parlak öğrenci değiliz, verelim sanayiye çıraklığa biraz daha burnumuz sürtülsün.
HAFTANIN SÖZÜ: Demiri demirle dövdüler. Birisi sıcak, diğeri soğuktu. İnsanı insanla kırdılar. biri aç diğeri toktu.
HAFTANIN HABERİ: Hükümetten Suriye ilgili açıklama geldi; “Aslında bizim Esad ile bir sorunumuz yok, gıcıklık yapan Esed”
SAYGILARIMLA