Kavun karpuz seçerken bile tıp tıp vuran, orasını burasını koklayan vatandaş, kendisine vekil seçerken işkembeden atıyor. Vekilini seçtikten sonra sen sağa ben selamet, o meclise, bizimki kös kös kaldığı yere devam.
Köylüyü kanatlandırıp uçuracak vekil, atlayıp son model mercedesine giderken, bizim köylü hala 10 sene önce sattığı buğdayın daha iyi para ettiğinden yakınıyor. Peki kime? Evdeki karısına. Seçimden önce sana yaranmaya çalışan vekil adayına söylesene bunu.
Vekiline, başvekiline sandıkları oyla doldurmadan önce; Et baronları isyan edince “Tavuk vebası var” diye kümesindeki tavuklarının yakıldığını, büyük tavuk çiftliği agalarının isyanıyla, bu defa deli dana icat edilip, “senin danan da deli” denilip elinden neredeyse bedava alındığını çıtlatsana akıllım.
Gübredeki, mazottaki, ilaçtaki vergiyi, stopajı, desteklemelerdeki kuşa dönen payını, para etmeyen ürününü, ithal edilen samanını, yediğin etin hangi memleketten, kaça geldiğini, senin merandaki ineğin, koyunun, keçinin etinin neden para etmediğini sorsana?
Misal şu deri işini bir sor. Bir kıçı kırık deri montun en ucuzu 500 TL iken, senin hayvanının derisinin neden sünnet derisi kadar değeri olmadığını sorsana.
Eskiden koyunların yünleri ile çiftçi çocuğunun düğününü yapardı, şimdi göbek deliğinde biriken pamuk daha çok para ediyor.
“Allah zihin açıklığı versin” diye sınava yolladığın çocuğa yutturduğun okunmuş pirinç bile ithalken, senin bulguruna dönüp bakan yokken, “AVM’ lerde bir avucu kaça yeniyor” diye sorsana mübarek.
Dünyanın sayılı tarım ülkesiyken, ziraat mühendislerimizin neden işsizlikten pazarda limon sattığını da soruver bir zahmet.
Senin nohut’un para etmeyip ambarında çürürken, sana ithal nohuttan erzak yardımı yapılmasını, sana neden ektirilmediğini, pancardan, pamuğa, gelecekte buğdayada uygulanacak kotayı, yuttuğun zokayı, her lokmada yuttuğun GDO’lu ve zehirli gıdayı, davarın kulağındaki küpeyi, neden Çin’den aldığımızı sorsana, canını yediğim.
Türkiye’yi besleyen tahıl ambarı Konya’dan kaç dönüm yer İsrail’e satıldı? Yurdumun başka yerlerinden, nereler, kimlerin oldu? Ağızlarını arayıversen de, alsan boyunun dönümünü olmaz mı?
Haymana, Ankara’nın neredeyse en fazla küçükbaş hayvanı olan bölgesiymiş, güzel de gelelim ithal kurufasulyemizin faydasına; küçükbaş için ne yatırım yapıldı? Yünleri için dokuma atölyeleri mi kuruldu? Sütü için mandıra mı yapıldı? Ne yapıldı? Hiiiç.. Başka yerde olsa keçinin sakalı bile değerlendirilirdi. Bizde birkaç din taciri sakallıya kul köle oluyoruz, onlara oy, bize goy goy. Keçi bile bağırıyor; “Aklını kullan, ne beni, ne kendini mundar et meee…..” diye. O “Meee….’ledikçe biz keyifleniyoruz, o geviş getirdikçe biz yutkunuyoruz Yutan başkaları, yutkunan biz…Birilerinde keçinin sakalına sürecek vicdan yok, maalesef.
HAFTANIN SÖZÜ: “Kalkın vatan tehlikede” dediler kalktık, sonra onlar koltuklara oturdu biz ayakta kaldık..
HAFTANIN HABERİ 1: Hıristiyan bir gelin alarak onu Müslüman yapma hayalleri kuran S.A (38), düğününde kayınbabasının taktığı 30 bin sterlini görünce, sade bir vaftizle Hıristiyanlığa geçti.
HAFTANIN HABERİ 2: Tam 45 Yıl önce bugün (23 Ekim ) Ankara Yolunda Meydana gelen kazada 10 hemşerimiz hayatını kaybetti. SAYGILARIMLA